Doğru bir noktaya değindiğimin farkındayım. Kesinlikle "Doğum günü kutlaması" şart. Çünkü bu bir terapi. Evet insan ilişkilerini geliştirme yaşatma ve mutlu olma terapisi.
Eskilerin bakış açıları herşeye karşı farklıydı. Herşeyde "ayıp - günah - yanlış - bize yakışmaz". Çoğu duygularda hiç yaşanmamışlıkları o kadar çoktu ki hayatın tadını çıkaramadan , çoğu duyguyu yaşamadan gittiler. Çocukken bizlerin doğum günlerini bile kutlamazlardı. Çocuklarda gereksiz, büyüklerde ayıptı.
" Koskoca insanın doğum günü mü olurmuş " sözleri kulaklarımda yankılanır.
Ben hiç o kafada asla olmadım. Aksine büyüklerin - yaşlıların doğum günlerini kutlamak daha anlamlı, daha hayırlı, daha gerekli.
Yaşını dolduran büyüklerin çoğu, hayatla bağlantıları kesilmiş hissederken, birilerinin ona - " onu düşündüğünü, hatırladığını, sevdiğini" göstermesi o kadar iyi geliyor ki, şaşkınlıktan ne yapacaklarını bilemiyorlar. Sevilmek, hatırlanmak, aranıp sorulmak insanın iç dünyasına hitab ediyor. Ne kadar çok arayan soran olursa, o kadar çok sevildiğini sayıldığını düşünüp mutluluğu tavan yapıyor kişinin.
Düğün sahiplerinin gelenlerle gelmeyenleri araştırması gibi, bu özel gününde arayanlarla - aramayanların listesini bile aklınıza yazıyorsunuz. O günkü en mutluluğuz da hiç beklemediğiniz, ummadığınız biri tarafından aranmış olmanız sizin için günün sürprizi oluyor .
Çocuklar gibi mutlu oluyorsunuz ama arada büyük farkla.
Çocuklar olaya sadece hediye olarak bakarken büyükler bambaşka duygular yaşamış oluyor.Çocuklara göre " Ne kadar insan o kadar hediye ". Büyüklere göre " Ne kadar çok sevenim yada az sevenim , hatırlayanım var " diyebiliyor.
Hayatın anlamı sevdiklerinle güzeldir.Bu algıyı, duyguyu içinize aşılayabilirseniz, bu dünyada boş yaşamamış, ne amaçla geldiğinizin bilincine varmışsınız demektir.
Hayat sadece yemek, içmek, uyumak, çalışmaktan ibaret değildir. Sevmek - sevilmek, sevdiklerinle olmak, onlara vakit ayırabilmektir.
İnsan ilişkilerinizde sevdiklerinizle dostlarınızla dengeyi - uyumu kurabildiyseniz bu dünya size çok güzel gelecektir. Insan olarak olmanız yere gelmişsiniz demektir. Olmanız gereken yerdesiniz. Bunu da unutmamak için her fırsatta sık sık dostlarla - sevenlerle bir araya gelebilmek için sürekli birşeyler bahaneleriniz olsun. Sebepleriniz olsun.
İnsanlardan uzaklaşmak hayattan uzaklaşmaktır. Farkında olmadan yalnızlığa yönelmektir. Bu da kafayı yemek, depresyona girmek demektir.
Kendinize en büyük iyiliği yapın. Kendinizi hatırlayın, özel günlerinize önem verin, doğum gününüzü mutlaka kutlayın. Sevdiklerinizi davet edin. Bundan çekinmeyin . - " Benim bu gün doğum günüm var, buyrun gelin " demeniz hayatta kendin için yaptığın en doğru davranıştır. Amacın kaynaşmak, mutlu olmak, sıcak gülümsemelerle dolu yüzler görmek, pozitif enerjiyi toplamak, yaşam enerjinizi arttırmak. Bir kelimenle bütün sevgiyi yaşamak hakkın. Bu hakkı kendinize çok görmeyin.
O yüzden ben kendime hak tanıyorum. Kendimi ve heryıl 14 Nisan'ı çok ama çok seviyorum!...
Saygılar
Yorum Ekle
Yorumlar
Korkular geri geldi
29.04.2025 06:41
Hayat mücadelesi içinde kendimizi kaptırıp giderken bir sarsıntı her şey alt üst oluyor. Yaşam zevkimiz yerini depresyona korkuya bırakıyor. Endişeli bekleyiş geri geliyor.
Tam da 23 Nisan günü yaşadığımız depremi; 23 Nisan sayesinde az da olsa huzurlu atlattık. Nedeni o gün tatil oluşu ile en azı
Depremler karşısında yapının sağlam olduğuna inandığımız evlerde oturmak hepimizin isteği. Bizlerde bu düşünce ile evlerimizi güvenli hale getirmek için kentsel dönüşüme evet dedik.Zor olanı bekleme sürecinde kirada oturmak.Bir de şansınıza ev sahibi ile sorun yaşarsanız evi kısa sürede boşaltmak g
Doğru bir noktaya değindiğimin farkındayım. Kesinlikle "Doğum günü kutlaması" şart. Çünkü bu bir terapi. Evet insan ilişkilerini geliştirme yaşatma ve mutlu olma terapisi.
Eskilerin bakış açıları herşeye karşı farklıydı. Herşeyde "ayıp - günah - yanlış - bize yakışmaz". Çoğu duygularda hiç yaşa
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
agazete
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Makbule Mazı
Herkesin "Doğum Gününü"kutlaması şart
Doğru bir noktaya değindiğimin farkındayım. Kesinlikle "Doğum günü kutlaması" şart. Çünkü bu bir terapi. Evet insan ilişkilerini geliştirme yaşatma ve mutlu olma terapisi.
Eskilerin bakış açıları herşeye karşı farklıydı. Herşeyde "ayıp - günah - yanlış - bize yakışmaz". Çoğu duygularda hiç yaşanmamışlıkları o kadar çoktu ki hayatın tadını çıkaramadan , çoğu duyguyu yaşamadan gittiler. Çocukken bizlerin doğum günlerini bile kutlamazlardı. Çocuklarda gereksiz, büyüklerde ayıptı.
" Koskoca insanın doğum günü mü olurmuş " sözleri kulaklarımda yankılanır.
Ben hiç o kafada asla olmadım. Aksine büyüklerin - yaşlıların doğum günlerini kutlamak daha anlamlı, daha hayırlı, daha gerekli.
Yaşını dolduran büyüklerin çoğu, hayatla bağlantıları kesilmiş hissederken, birilerinin ona - " onu düşündüğünü, hatırladığını, sevdiğini" göstermesi o kadar iyi geliyor ki, şaşkınlıktan ne yapacaklarını bilemiyorlar. Sevilmek, hatırlanmak, aranıp sorulmak insanın iç dünyasına hitab ediyor. Ne kadar çok arayan soran olursa, o kadar çok sevildiğini sayıldığını düşünüp mutluluğu tavan yapıyor kişinin.
Düğün sahiplerinin gelenlerle gelmeyenleri araştırması gibi, bu özel gününde arayanlarla - aramayanların listesini bile aklınıza yazıyorsunuz. O günkü en mutluluğuz da hiç beklemediğiniz, ummadığınız biri tarafından aranmış olmanız sizin için günün sürprizi oluyor .
Çocuklar gibi mutlu oluyorsunuz ama arada büyük farkla.
Çocuklar olaya sadece hediye olarak bakarken büyükler bambaşka duygular yaşamış oluyor.Çocuklara göre " Ne kadar insan o kadar hediye ". Büyüklere göre " Ne kadar çok sevenim yada az sevenim , hatırlayanım var " diyebiliyor.
Hayatın anlamı sevdiklerinle güzeldir.Bu algıyı, duyguyu içinize aşılayabilirseniz, bu dünyada boş yaşamamış, ne amaçla geldiğinizin bilincine varmışsınız demektir.
Hayat sadece yemek, içmek, uyumak, çalışmaktan ibaret değildir. Sevmek - sevilmek, sevdiklerinle olmak, onlara vakit ayırabilmektir.
İnsan ilişkilerinizde sevdiklerinizle dostlarınızla dengeyi - uyumu kurabildiyseniz bu dünya size çok güzel gelecektir. Insan olarak olmanız yere gelmişsiniz demektir. Olmanız gereken yerdesiniz. Bunu da unutmamak için her fırsatta sık sık dostlarla - sevenlerle bir araya gelebilmek için sürekli birşeyler bahaneleriniz olsun. Sebepleriniz olsun.
İnsanlardan uzaklaşmak hayattan uzaklaşmaktır. Farkında olmadan yalnızlığa yönelmektir. Bu da kafayı yemek, depresyona girmek demektir.
Kendinize en büyük iyiliği yapın. Kendinizi hatırlayın, özel günlerinize önem verin, doğum gününüzü mutlaka kutlayın. Sevdiklerinizi davet edin. Bundan çekinmeyin . - " Benim bu gün doğum günüm var, buyrun gelin " demeniz hayatta kendin için yaptığın en doğru davranıştır. Amacın kaynaşmak, mutlu olmak, sıcak gülümsemelerle dolu yüzler görmek, pozitif enerjiyi toplamak, yaşam enerjinizi arttırmak. Bir kelimenle bütün sevgiyi yaşamak hakkın. Bu hakkı kendinize çok görmeyin.
O yüzden ben kendime hak tanıyorum. Kendimi ve heryıl 14 Nisan'ı çok ama çok seviyorum!...
Saygılar
Korkular geri geldi
29.04.2025 06:41Hayat mücadelesi içinde kendimizi kaptırıp giderken bir sarsıntı her şey alt üst oluyor. Yaşam zevkimiz yerini depresyona korkuya bırakıyor. Endişeli bekleyiş geri geliyor. Tam da 23 Nisan günü yaşadığımız depremi; 23 Nisan sayesinde az da olsa huzurlu atlattık. Nedeni o gün tatil oluşu ile en azı
Hırsızın uğramadığı ev
26.04.2025 07:23Depremler karşısında yapının sağlam olduğuna inandığımız evlerde oturmak hepimizin isteği. Bizlerde bu düşünce ile evlerimizi güvenli hale getirmek için kentsel dönüşüme evet dedik.Zor olanı bekleme sürecinde kirada oturmak.Bir de şansınıza ev sahibi ile sorun yaşarsanız evi kısa sürede boşaltmak g
Herkesin "Doğum Gününü"kutlaması şart
22.04.2025 07:04Doğru bir noktaya değindiğimin farkındayım. Kesinlikle "Doğum günü kutlaması" şart. Çünkü bu bir terapi. Evet insan ilişkilerini geliştirme yaşatma ve mutlu olma terapisi. Eskilerin bakış açıları herşeye karşı farklıydı. Herşeyde "ayıp - günah - yanlış - bize yakışmaz". Çoğu duygularda hiç yaşa