Advert
Advert
YENİ YIL

YENİ YIL

Bir yılın daha sonuna geldik. Ülkemizde ortak kanaat 2016 yılının hayırlı gelmediği, yeni yılın bu uğursuzlukları kovması şeklindedir. Gerçekten de düşündüğümüzde seneler çok hızlı bir şekilde geçmektedir. Zaman mı hızlı geçiyor, meşguliyetler mi artıp sakin bir hayat mı süremiyoruz anlaşılmıyor. Galiba hep çelişkiler içinde kalıyoruz. Her ne olursa olsun her yeni yılın başlangıcında umutlar yeniden yeşermekte, gelecek için yeni başlangıçlar yapma kararları alıyoruz genelde. Eski yıla güle güle, yeni yıla hoşgeldin düşüncesi ile aile, arkadaş, ortak dostlarımızla kutlama yapmak istiyoruz.

Her sene olduğu gibi yılbaşı kutlamasının bizim gelenek ve göreneklerimize aykırı olduğu, kutlama yapmanın günah olduğu gibi akıl dışı eleştiriler de bolca ortalıkta dolaşıyor tabi. Bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu bir zamanda, bir tıkla tüm dünyanın önümüze açıldığını görmeden konuşmak sadece at gözlüğü takarak dolaşmaya benzer. Kısa bir araştırma bile yılbaşı kutlamasının çok eski bir Türklerin yeniden doğuş bayramı olduğunu öğrenmeye yetmektedir. Nedir bu yılbaşı kutlaması dersek: Noel bayramının kökeninin Türkler olduğunu görebiliriz. Gerçekten de yüzyıllardır Hristiyanların İsa'nın doğuşu olarak kutladığı Noel Bayramı çok eski Türkler'in yeniden doğuş bayramıdır. Bunu da dünyaca ünlü ve hayranlıkla takip ettiğimiz, gururumuz Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ yaptığı bilimsel araştırmaları yayınlayarak ispatlamıştır.

Türklerin, tek tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlara göre, yerin göbeği sayılan yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor.Bunun tepesi, gökyüzünde oturanTanrı Ülgen'in sarayına kadar uzanıyor, buna hayat ağacı diyorlar. Bu ağacı halen motif olarak bizim bütün halı,kilim ve işlemelerimizde görmekteyiz. Ülgen,insanların koruyucusu olarak sarayında oturuyor ve geceyi,gündüzü,güneşi yönetiyor.Türklerde güneş çok önemli. İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 aralıkta gece gündüzle savaşıyor.Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek zafer kazanıyor.Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıyor Türklerde. Bayramın adı Nartugan, nar=güneş, tugan,dugan=doğan. Doğan güneş yani. Güneşin bu zaferini, yeniden doğuşu, Türkler büyük şenliklerle akçam ağacı altında kutluyorlar.Güneşi geri verdi diye Ülgen'e dualar ediyorlar. Dualar Tanrıya gitsin diye de ağacın altına hediyeler koyuyor, dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Tanrı'dan. İnanca göre bu dilekler muhakkak yerine geliyormuş. Bu bayram için evler temizleniyor, yen giysiler giyiliyor. Ağacın etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynanıyor, birlikte yiyip içiyorlar. Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır, uğur gelirmiş.

Yazılana göre akçam ağacı yalnız Orta Asya'da yetişiyormuş. O yüzden bu olayın Türklerden Hristiyanlara geçtiği ve bunun da Hunların Avrupa'ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor. isa'nın doğumu ile hiç bir ilgi ve alakası yok. Doğum, Güneş'in yeniden doğuşu ve kutlamalar da buna ilişkin.

Ansiklopedilerde bu olayın Pagan halklarından alınıp isa'ya yakıştırıldığı söyleniyor. İnternette ise İmparator Konstantin zamanında İznik'te toplanan Konsül'de, 22 aralıkta güneşin doğumu için yapılan bu Pagan Bayramını İsa'nın doğumu olarak 24 aralık'a alındığı belirtiliyor ve buna noel bayramı deniyor. Batı kilisesi-Katolikler ise 25 aralıkta kutlama yapıyorlar. Çam süsleme ise Türklerden sonra ilk olarak 1605 yılında Almanya'da sonra da Fransa'da görülüyor.

Görüyoruz ki; yeniden doğuş, yeni yıl kutlaması bizim binlerceyıldır devam eden geleneğimiz. Batı bile bizden esinlenip almışken bizim bunu inkar etmemizin gerekçesi cahillikten başka bir şey değildir. Sümer yazıtlarında anlatılan daha pek çok gelenek halen Türkler tarafından kullanılmaktadır. Biraz araştırma, biraz eğitim, her şeye çözüm olacaktır.

Yeni yıl başta dünya barışı olmak üzere güzel sürprizler getirmesi dileğiyle kutlu ve mutlu olun.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500