Advert
Advert
Geçsin günler, haftalar, aylar, yıllar biz akıldan vazgeçmeyelim…

Geçsin günler, haftalar, aylar, yıllar biz akıldan vazgeçmeyelim…

 Milyar yıldır kurulan ilahi düzen, güneşin yeri, dünyanın yuvarlaklığı ve merkeze göre eğriliği kesintisiz ve aksamadan devam ederken, gecemiz gündüzümüz, yazımız kışımız belliyken insanoğlu takvimi bulmuştur.

İlk Babil takvimleri birbirini izleyen iki dolunay arasındaki 29,5 günlük dönemi temel alan bir sistemdi. Bu döngüye göre 365,24199 gün olarak gözlemlenen ortalama güneş yılından daha kısa, 354 günlük bir Ay yılı ortaya çıkmıştır.

Güneş yılına dayalı takvimi ilk geliştirenler, eski çağ Mısırlıları idi. Mısır'da yaşam Nil nehrinin taşkınlarının etrafında dönüyordu. Gece göğünün en parlak yıldızı olan Sirius her yıl Nil'in taştığı zamanlarda, gün doğumundan hemen önce parlamaktaydı. İlk takvimin M.Ö. 4241 yılında Mısırlılar tarafından bulunduğu da söylenmektedir.

Mısırlılar takvimlerini bu olayla ilgili yapılandırdılar. Mayalar da zaman kaydı tutmakla ilgilenmişler ama takvimlerini yıllık bir dönemle ilişkilendirmemişlerdi. Onlar hem geçmişe hem de geleceğe yönelik bir takvim sistemi kurmuşlardı..

Modern takvimlerin temeli ise 8. yüzyılda atıldı. Bu takvimler M.Ö. 46’da Jul Sezar tarafından başlatılan ‘Jülyen Takvimi’ ve son şekline M.S. 8 yıllarında imparator Agustos döneminde getirilmiştir.

Ticaretin ve ödeme enstrümanlarının gelişmesi vade, termin teslim, son ödeme günü gibi kavramların öne çıkması takvimi günlük yaşamamızın vazgeçilmez rehberi haline getirmiştir.

Astroloji ilminin gelişerek uzaydaki hareketliliklere hakim olması ve çözmesi sonucunda takvim evrensel kabul gören ortak bir sistem olmuştur.

Gün, hafta, ay ve yılların bir sistem içerisinde isimlendirilmesine kadar sorun yoktur ama inancı kırık halkın çabuk kandığı metafizik safsatalar hayatımıza girmeye başlayınca bunu çok iyi kullanan P&R uzmanları yılın başlarına kendi meşreplerince ulvi ve dini kıyafetler biçmeye başladı.

Noel Baba safsatası bunların bu yalanların en büyüğüdür. Demre'de bulunan, "Noel Baba" olduğuna inanılan Aziz Nicholaos'ın ölümü ile yapılan kilise. Noel Baba'nın ölümünden sonra bir süre burada yattığı daha sonra kemiklerinin İtalyan denizcilerce Bari'ye götürüldüğüne inanılır. Buda yetmez gibi Ren geyiklerinin çektiği havada giden arabasıyla evlerin bacalarından girip insanlık alemine hediyeler getiren bir Hristiyan kutsalı olarak betimlenir.

Zurnanın zırt dediği delik de budur. Birilerinin kendine göre kurduğu sistemin, o birilerine göre ayarlanan düzeni elbette başka birilerinin anlayışına ve inancına ters gelecektir.

Sözün özü 2016 yılı kötü geçtiyse bu zaman diliminde insanların, insanlığa karşı yaptıkları yanlışların bedelidir ve 2017 yılı diye bir beyaz sayfa yoktur. İnsan eliyle diliyle ve kafasıyla yapılan yanlışlar devam ederse gelecek zaman dilimi de acılar içinde geçecektir.

Bize düşen normali yaşamak için elimizden geleni yapmaktır. Ne bir eksik ne bir fazla olarak ortak yaşamı devam ettirmeliyiz. Bir tatil gecesini eğlenceye dönüştürmek isteyenleri yaftalamak, insanları evlerinde yaşamaya zorlayan terör gibidir. Benim evimde geçireceğim o geceyi kim, ne, nerede ve nasıl yaşayacaksa hepsine saygı duyuyorum. Acılarımızı ortak hissetmek için farklılıklarımıza saygı duymamız gerekir. Oku ile başlayan dinimizi ancak okuyarak anlarız ve anlatabiliriz. Yoksa fikrimiz olmadan zikir yaparak papağana benzeriz.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500