Advert
Advert
Vay ki vay!..

Vay ki vay!..

'Terör şehitlerimiz için'

Anayasa yapmak, anayasayı en ileri demokratik haklarla donatmak marifet değildir. Marifet, o anayasaya sahip çıkmak, korumaktır.

Çözüm süresince, terör örgütü PKK'nın ve HDP’nin, barış için gösterilen iyi niyeti kötüye kullandığını sağır sultan bile duydu..

"Ben bu iş için baldıran zehri içmeye razıyım" diyen Cumhurbaşkanı’nın, terör örgütü PKK’nın silahlı mücadeleyi yeni boyutlara taşımak için, kazdığı ve kazandığı mevkileri görmesi ve “Ne masası, masa filân yok” demesiyle barış süreci sona erdi.

Bu sürecin en büyük yanlışı, askeri operasyon yetkisinin, sivil otoriteye verilmesiydi...

HDP'li Belediyeler, "eş başkan" adı altında, PKK tarafından tayin edilmiş kayyumların sevk ve idaresinde, iş makineleri ve belediyelerin imkânları,  hendekler kazmak, dehlizler açmak için kullanıldı.

Masada anlaşacaklar mıydı?

Hayır.

Sivil otorite, üst makamlardan aldığı sözlü emir, talimat veya telkinlerle bu faaliyetlere seyirci kaldı. Sandılar ki, masadan barış çıkacak, hendekleri kazanlar, o hendekleri  dolduracak, açılan dehlizler kapatılacak.

Peki, karşı tarafın buna niyeti var mıydı?

Hayır.

Sivil otoritenin buna hakkı veya yetkisi var mı?

Hayır.

Anayasa’nın 137'inci maddesine göre, sivil otorite, devletin üst makamlarınca, idari tasarruflar ile ilgili olarak, normal zamanlarda verilen emir ve talimatları kanuna aykırı bulursa, itiraz eder, üst makam yazılı emir verirse, emri icra eder; fakat mesuliyetten kurtulur.

Ama, size silahla isyan etmiş, 1984 yılından beri, binlerce insanın ölümüne sebep olmuş,zaten  kıt olan öz kaynaklarımızdan 32 senede 300 milyar dolardan fazla paranın harcanmasına sebep olmuş bir ihanet şebekesinin, hendek kazmasına,  tünellerle evleri birbirine bağlamasına, devletin normal idari tasarrufu olarak bakabilir misiniz?

“Bu konuda yazılı veya şifahi emir ve talimat var” denilerek  bu ihanete göz yuma bilir misiniz?

Hayır.

Anayasa’nın 137'inci maddesinin 2 inci maddesi, buna izin vermez. “Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.”

Düşmanın hazırlıklarına göz yummak suçtur.

 

Bu konuda, sivil otoriteye, ne Cumhurbaşkanı, ne  başbakan, ne içişleri bakanı, hiç kimse, yazılı ve ya şifahi emir, talimat veremez; telkinde bulunamaz.

Siz sivil otoritere olarak, bu konuda size yazılı veya şifahi olarak verilen emir, talimat veya telkinlere itaat ettiyseniz; suçlunuz..

Bu suçtan kurtula bilir misiniz?

Adam gibi bir muhalefet varsa, hayır.

Evet, eğer, laf üretmekten, her şeye 'hayır' demekten başka bir şey bilmeyen o muhalefetin bir gün, sizin yargılanmanız için, meclis içi dengelere, yüce divanlara filan ihtiyaç olmadığını, bir dilekçeyle hesabınızın görüle bilineceğini, size bu emir ve talimatları verenlerin veya telkinlerde bulunanların yüce divana gönderilmesinin böyle başlayacağını  öğrenmesi halinde, halinize vay ki, vay..

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500