Advert
Siyaset ve fazilet

Siyaset ve fazilet

7  Ocak 1946  günü şafağında yola çıkanların, faziletten başka rehberleri yoktu. O sabah yola çıkanların son menzili, 27 Mayıs 1960 tarihinde varılan Yassıada oldu.

Yassıada’ya tıkılanlar da, Balmumcu'da yargılananlar da, bu yolcuktaki rehberlerinin fazilet olmasının gururuyla, yapılan hakaretlere, vurulan yumruklara, savrulan tekmelere dayandılar.

O, "Sizi içeri tıkan kuvvet böyle istiyor" diyene de, eline sıkıştırılan yazıları iddianame diye okuyan Altay Egesel’e de bu gururla meydan okudular..

"Bir kuruşun hesabını bile soracağız" diyen Yozgatlı'ya, "Bugün bize hayatımızın müjdesini verdiniz; çünkü siz bile, bizim kursağımızdan geçen bir tek haram lokma bulamayacaksınız.” cevabının gururuyla mutlu oldular.

Bu cevabın huzuruyla yerine oturan rahmetli Tevfik İleri gibi, hepsinin omuzlarından, parmaklıklar arkasında yaşamanın yorgunluğu kalkmıştı..

Fazileti rehber edinmenin, O’nu terk etmemenin ışıltısı yüzlerine vuruyordu..

Ya vicdanları, ya gece başlarını yastığa koyunca yapılan, geride kalan günlerin muhasebesi neticesinde, bir kere daha yokladıkları vicdanları..

Pırıl pırıldı..

Onların ıstırabı, dışarda kalanların acıları,  1965 baharında Adalet Partisi’nin tekrar iktidar olmasıyla gerilerde kaldı.

Bu sefer meşale, başka kuşaklardaydı.

Bu yeni nesil de, faziletten başka bir rehber tanımayanlardı.

İlk yolculuk, 14 yıl sürmüş, ikinci yolculuğun süresi de buna denk düşmüştü.

Bu ikinci yolculuğa çıkanlar da, son menzillerine 12 Eylül 1980 ‘de varmışlardı.

Darbeciler, bir kere daha aradılar, aradılar; bir şey bulamadılar.

"Bu neslin de rehberi faziletmiş" demeye dilleri varmadı..

Bayındırlık bakanı Selahattin Kılıç’ı Yüce divana yolladılar.

Bülent Ecevit’in avukatını  da, o divanın başkanvekilliğine oturttular..

Allah var..

O Türk hukuk tarihinin yüzkarası, Yozgat’ın ovalısı gibi yargılamadılar Demirel kabinesinin  has adamını..

1946 şafağındakalpleri  ısınanların, faziletle yolları aydınlananların, bir kere daha tescil edilmişti namusları.

O dün gömdüğümüz, o Aydın’ın efesi, o siyasetin İsmet abisi var ya, hem ilk yolculuğun, hem ikinci yolculuğun son menzilinde faziletli bir hayatın uzun süren tertemiz nefesiydi..

Hayata hep gülümsedi..

Bedeni yorgun düştü. Ama, umudu hep tazeydi; inanmanın gücüyle tarihe hep gülümsedi..

O’nunla aynı yola çıkanlar, O’ndan sonra aynı yola çıkanlar, o yolda,  O’nun izini takip edenler, yollarını fazilet aydınlattığı için, hiç ama hiç üzülmedi.

O’nu yaşarken anlamayanlar, o giderken, bu kadar güçlü bir fazilet abidesinin dostu olamadıkları için hüzünlendi..

Mekânı cennet olsun.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500