Advert
Halep’ de insanlar değil, insanlık ölüyor!..

Halep’ de insanlar değil, insanlık ölüyor!..

     Cumhuriyet tarihimiz boyunca Suriye ile ilişkilerimiz hiçbir dönemde normal komşuluk şeklinde olmadı. Bize ezeli ve ebedi düşman olarak belletilen Yunanistan’la bile zamanın Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, Sisam adasında buluşup sirtaki oynadılar ama Suriye ile her dönemde sorun yaşadık.

PKK’nın Beka Vadisini eşkiya yuvası olarak kullanmadan önce sürekli etkin bir sınır kaçakçılık merkezi olan Suriye sınırına mayın döşeyerek korumaktaydık. Bunun ardından SSCB’nin şımarttığı Hafız Esad rejiminin kolladığı PKK döneminde de aramızda soğuk savaştan ötesi yaşandı.

Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Atilla Ateş, Suriye sınırında, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 16 Eylül 1998 tarihinde şu sert açıklamayı yaptı:

"Bazı komşularımız bizim iyi niyetimizi, gösterdiğimiz yakınlığı yanlış değerlendirmişlerdir. Uzun zamandan beri Apo denilen eşkiyayı kendi ülkelerinde barındırıp, onu destekleyerek Türkiye'yi terör belasına bulaştırmışlardır. Şunu açıkça söylemek istiyorum: Türk milleti artık bu konuda göstereceği iyi niyetin sonuna gelmiştir. Sabrımız tükenmek üzeredir. Sabrımızı taşırmasınlar."

İki hafta sonra ise TBMM'nin açılış konuşmasında dönemin Cumhurbaşkanı Demirel aynı uyarıyı tekrarladı:

"Tüm uyarılarımıza ve barışçı açılımlarımıza rağmen hasmane tutumdan vazgeçmeyen Suriye'ye karşı mukabelede bulunma hakkımızı saklı tuttuğumuzu, sabrımızın taşmak üzere olduğunu bir kere daha tüm dünyaya ilan ediyorum."

Bu uyarıların ardından, Hüsnü Mübarek aracılık etmiş ve Suriye 9 Ekim'de Öcalan’ı sınır dışı etti. Bundan kısa bir süre sonra 2000 yılında Hafız Esad öldü ve yerine Başşer Esad Devlet Başkanı oldu.Aynı tarihlerde de Türkiye’de Ak Parti dönemi başlamıştı ve iki liderin birlikte tatil yapacak kadar yakınlığı ülkeleri de yakınlaştırmıştı.

Bölgenin huzurlu olmasını istemeyen tetikçiler Arap Baharı ucubesine başladılar ve kendi sattıkları silahlarla yarattıkları çetelerle mücadele görüntüsü içerisinde bölgeyi kana buladılar.

Bu ateşten etkilenmemek için uzun süre direndik ama bölgede yaşayan Türkmenlere ve yaşayan etnik gruplara insani yardımda ve masada bulunmak adına bölgeye müdahil olduk. Bu süreçte dostluklar bitti ya da bitirildi.

Batının yarattığı canavara karşı duramayan sivillere karşı kapılarımızı ve kucağımızı açtık. Sözde hümanist olan AB bize sade teşekkür etti ama sınırlarını kapattı ve insanlık adına söz verdiği mali desteği şantaja çevirdi.

Sınır vahşeti genişledi ve artık Suriye’nin kadim şehri Halep’ de yaşanıyor. Sivil halka, kadınlara, çocuklara havadan karadan Koalisyon vuruyor. Çeteler vuruyor. Esad’ın askerleri vuruyor.

Yani gelen vuruyor giden vuruyor. Sözüm özü arşın burada ama artık Halep durduğu yerde durmuyor. Halep’in içi kanıyor.

Yeter artık!

İnsani yardımla falan vicdanlarımızı rahatlatma dönemi bitsin. Bu savaş artık bitsin ve insanlar vatanlarında Allahın verdiği canı eşkıyalara kurban etmesinler. Biz de Özgür Suriye ile komşu olmanın huzurunu yaşayalım.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500