Advert Advert
Advert
Bu hasret bitsin!..

Bu hasret bitsin!..

Sayın Cumhurbaşkanımızın 'Bu hasret bitsin' sesi hâlâ kulaklarımızda çınlıyor..

Türk siyasetinin sarp kayaları arasında bu ses uzun yıllardır yankılanıp durmakta.

O gün bir kere daha anladım ki, hasretlerimizin adresi yanlış.

Cumhurbaşkanımızın hasret duyduğu zat ve imamlar,  tanklarıyla, tüfekleriyle, tayyareleriyle, helikopterleriyle ve en acımasız katilleriyle geldiler.

Gelir gelmez de, yüzlerce insanı yere serdiler.

İşte bu hasret böyle sona erdi.

Bizim hasretimiz dinerse, insanlar ölmeyecek, insanlar istikballerinden endişe etmeyecek. Tanklar insanların üzerine sürülmeyecek, katiller imam rütbesi almayacak, keskin nişancılar, masum insanları yere sermeyecek.

Bizim hasretimiz, daha demokratik bir Türkiye’de, evrensel hukukun güveninde yaşamak.

Bir sabah ansızın kapımızın çalınmasından, polisten, karakoldan, savcıdan, hâkimden korkmadan yaşamak istiyoruz.

Gece evimize giderken rastladığımız insanlara , sevgiyle "İyi akşamlar"  demek, onların da akıllarına bir şey gelmeden, verilen selâmın, insana duyulan sevginin sesi olduğunu bilerek, bize selâmla cevap vermelerini istiyoruz.

Çocuklarımıza, torunlarımıza cinsel saldırıların yapılmayacağı; kızlarımızın çocuk yaşta, başlık parası gibi aşağılık bir ihtirasın kurbanı olmayacağı; kadınlarımızın sevmedikleri insanlara, korkusuzca, “artık yürümüyor” der demez bıçaklanmayacağı; bunu dediği için yalnız kalmayacağı, işsiz ve ekmeksiz kalmak korkusuyla, mutsuz bir evliliğe razı olmayacağı bir dünyada yaşamak istiyoruz..

Kıyafetimiz, yediğimiz içtiğimiz, yaşam tarzı seçimimiz yüzünden, kendilerini tanrı yerine koyan insanların, “Bunlar cehennemlik” diyemeyeceği bir dünyada yaşamak istiyoruz.

Kimsenin kimseye, imanını veya inkârını zorla kabul ettirmeye çalışmadığı, bu yüzden diğerini ötekileştirmek gayretine düşmeyeceği bir dünyada yaşamak istiyoruz.

Madem ki, "Dağdaki çobanla, Nişantaşı güzelinin reyi eşittir" diyoruz,  iyi eğitimin sadece zengin çocuklarına verilmediği; fakir çocuklarının, 'Kuran'daki İslâm’ı  bilmeyen tarikatçılara, cami ve mescit ya da Kuran kursu talebelerine yardım topladığı için cennete gideceğini sanan, yine bunun için dünyanın en güzel sesi ezanı camilerde o berbat sesleriyle okuyarak, kulaklarımızın zarlarını parçalayan bir seslenişe dönüştüren, dünyanın ve insanlığın gelişmesini kavrayamayan insanların kültürlerine terk etmediğimiz bir dünyada yaşamak istiyoruz.

Çocuklarımızı, bu asırda yaşadıklarını idrak eden eğitimcilerin ellerine teslim etmek istiyoruz.

Bir kereden bir şey olmaz, anlayışıyla anayasamızın, kanunlarımızın çiğnemeyeceği, mikrofonu eline alan siyasetçilerimizin, binlerce yıllık devlet geleneklerimizi unutmayacağı, siyasetçilerin gelişi güzel konuşmaları, meydan okumalarıyla ekonomiye ve günlük yaşamlarımıza zarar veremeyeceği bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz.

Bizi anlamak istemiyorsunuz ya, biz yine de neye hasretiz, bunu anlatalım, dedik.

Belki bir gün, sizin dünyanız dışında yaşayanlar olduğunu,   onların da hasretleri bulunduğunu hatırlarsınız.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500