Advert
Kendinizi güvende hisseder misiniz?
Ertuğrul MAT

Kendinizi güvende hisseder misiniz?

“Artık ayrılmak zamanı geldi, yolumuza gidelim: ben ölmeye, siz yaşamaya.

Hangisi daha iyi?

Bunu Tanrı’dan başka kimse bilemez.”

Bu sözler, dinsizlik ve gençlerin ahlâkını bozmakla suçlanan, Sokrates’in kendisini yargılayan 'Beşyüzler Meclisi' önünde yaptığı savunmanın son sözleriydi. Dinsizlikle itham edilen Sokrates, gerçeği ancak "Tanrı bilir" diyordu.

Sokrates’in  bu savunmasından 2417 sene geçti ve bu savunma, bugün, hâlâ dünyanın gelmiş geçmiş en iyi savunması olarak  kabul ediliyor..

Sonra akla, Emil Zola ve Dreyfus davası geliyor.

Yüzbaşı Alfred Dreyfus genelkurmayda çalışan düzgün bir subaydı. 1894’te bazı Fransız silâhlarının yeni teknik özelliklerini Almanlara bildirmekle suçlanmış, müebbet hapse mahkûm edilerek, cezasını çekmek üzere, Guyana açıklarındaki Şeytan Adası’na gönderilmişti..

Kamu vicdanı bu kararı kabul etmemişti; ama,  o tarihte hâkim olan baskıcı şartlar, bu karara itirazı mümkün kılmamıştı..

Dört yıl sonra  13 Ocak 1898  tarihli L’Aurore gazetesi, ünlü yazar Emile Zola’nın ilk sayfayı kaplayan makalesi ile yayımlandı. “J’accuse! / İtham Ediyorum!” başlıklı makale yüzbaşının masumiyetini savunuyor,  genelkurmayı ve yargıçları suçluyor ve yeniden yargılama istiyordu.

Bu makale, Emil Zola’nın’da yargılanmasına ve mahkûm olmasına sebep olmuştu ama, kamu vicdanını da harekete geçirmişti. Bunun sonucu olarak, 1902 yılında hem yüzbaşı Dreyfüz, hem Zola affedilmişti.

Celâl Bayar da, Yassıada’da 6 Eylül davalarının son celsesinde, bu davanın sonucunun uluslararası arenada, Yunanistan tarafından Türkiye’nin aleyhinde istismar edileceğine işaret ederek, "Mezarıma birkaç adım kaldı. Ölümden korkmuyorum. Vereceğiniz hükmün infazında yalnızım, ama tarihin hakkınızda vereceği hükümde  de siz yalnızsınız" diye muhteşem bir konuşma yapmıştı..

Ya Tevfik İleri, "Bugün hayatımın en mutlu günü, maddi durumumuzu inceleteceğinizi söylüyorsunuz. Siz bile benim varlığımda haram bir kuruş bulamayacaksınız" diyordu..

Ya rahmetli Menderes’in avukatı Burhan Apaydın, O’nun devamlı sanıkları tahkir eden Savcı Egesel’e, “Adaletin kılıcını o kürsüye vurup, sizi o kürsüden ayırıp, tarihin karanlıklarına gömeceğim” demesi unutulur mu?

İnsan hakları tarihin muhtelif dönemlerinde askıya alınmıştır.. Modern anayasalar bile devletin devam ve bekası bahis konusu olduğunda, insan haklarının askıya alına bilineceğini kabul etmiştir..

Ama bu anayasal hakkı kullanan hiçbir hükûmet,  savunma hakkını askıya almayı düşünmemiştir.

Bütün hayatı boyunca insan haklarını savunmaya gönül vermiş bir insanın savunma hakkını, bu hakların en üstünde tutmaması mümkün müdür? Bu sebeple soruyorum:

Şimdi siz  "Temel görevi demokratik anayasal düzen ile temel hak ve hürriyetleri korumak olan Anayasa Mahkemesi" eğer, iki üyesinin  ihracında, 'Sosyal çevrelerden edinilen intiba ve üyelerde hasıl olan kanaat'i gerekçe olarak yazmışsa, kendinizi güvende hisseder misiniz?

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500

porno porn porno sikis sikis porno