Advert
Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum!
Hilmi Şanlı

Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum!

24 Kasım Perşembe, Öğretmenler Günü’nü kutladık ve irfan pınarlarımız olan öğretmenlerimizi minnettarlıkla hatırladık.

Üzerlerimizdeki emek ve hakları çok fazla olan öğretmenlerimizi her zaman için saygıyla anmak bizim hem manevi hem de insani bir görevimizdir.

Öyle bir medeniyetin, öyle bir kültürün mirasçılarıyız ki, bilginler, erenler, arifler, ilim, irfan ve sanat sahibi büyük zatlar her mevkiden, her makamdan bir adım önde olmuşlar, bir adım önde tutulmuşlardır.

Onlar padişahlara yön vermiş, bilgi ve hikmetleriyle yaşadıkları asırların göz bebeği haline gelmişlerdir.

Ve onlar, çağlarını ve sonraki yüzyıllarını aydınlatmak için gök kubbemizde her daim asılı duran bilgi huzmeleri olarak tarihe mal olmuşlardır.

Her zaferin ardında bir dua, her galibiyetin gerisinde bir bilgi ve her fütuhatın ruhunda elleri öpülesi devrin öğretmenleri yer almıştır.

Osman Gazi’nin cihat ve gazasındaki ivmenin kılıç ve iman kadar, Şeyh Edebali’nin rehberliği ve öğretisi olduğu tartışmasızdır.

Büyük hakanımız Fatih’in cihan hükümdarı olmasında, yanında bulunan ve sözleriyle umutsuzluğu, bilgisiyle belirsizliği mağlup eden Akşemsettin Hoca başlıca etkendir.

Nitekim ikinci Mehmet’i Fatih yapan büyük atılım ve cesaretin özünde öğretene, öğretmene gösterilen saygının, muhabbetin ve kadirşinaslığın önemli payı bulunmaktadır.

İstanbul’un fethinden hemen sonra, çiçeklerle kendisine yürüyenlere, Hocası Akşemsettin’i işaret ederek; “Gidiniz, çiçekleri ona veriniz. Sultan Mehmet benim, ama o, benim hocamdır”  diyebilen bir iradenin çağ açıp çağ kapatan başarısı, öğretmenine ve öğrettiklerine gösterdiği vefayla doğru orantılıdır.

Kıtalar arasında mekik dokuyan, asırların kilidini inanç ve ülküleriyle açan ecdadımız kalem ve mürekkep sahibi mübarek isimlere toz kondurmamışlar ve saygıda kusur etmemişlerdir.

Mısır seferi dönüşünde, hocası İbn Kemal’in atından sıçrayan çamurun kaftanına gelmesi üzerine Yavuz Sultan Selim Han; “Âlimin atının ayağından sıçrayan çamur bizim için ziynettir” diyebilecek kadar ilim erbabına ihtiram ve yakınlık göstermiştir.

Bu misaller bizim nasıl bir geçmişi kucaklayarak bugünlere geldiğimizi, irşat sahibi, fazilet abidesi, ahlak burcu ve edep örneği şahsiyetlere nasıl kıymet verdiğimizi açıkça ortaya koymaktadır.

Türk milletinin insanlığa nam bırakması yalnızca meydanlardaki kahramanlıklarla olmamış; bunun da üzerinde ve önünde; bilginlerin, hocaların ve hidayet sahibi aziz isimlerin dokunuş, duyuş ve yönlendirmesiyle gerçekleşmiştir.

Zenbilli Ali Cemali Efendi gibi mübarek simaların dengeli ve temkinli tavırları, haksızlığa, adaletsizliğe direnen dirayetli tutumları, karşısındaki padişah da olsa hak bildiklerinden ayrılmayan kararlılıkları bizi yüzyıllarca zinde ve zirvede tutmuştur.

Sarı Saltuk’tan Geyikli Baba’ya, Ahmet Yesevi’den Barak Baba’ya, Molla Gürani’den Molla Yegan’eye, Hacı Bektaş’ı Veli’den Hocazade’ye kadar sayısız büyüğümüz dünden bugüne ibret ve rahmet çeşmesi olmuş ve doğruluk ateşini nefesleriyle alevlendirmişlerdir.

Gururla belirtmek lazımdır ki, öğrenmeye duyulan derin hasret, öğretene gösterilen muazzam hürmet Türk-İslam geleneğinin hücrelerine kadar nüfuz etmiştir.

Kaldı ki “Bana bir harf öğretinin kırk yıl kölesi olurum” sözüyle, “ilim Çin’de de olsa gidip alınız” diyen mukaddes nasihati bunu işaret etmektedir.

Bu itibarla öğretmen şuur, ikna ve irade demektir.

Cehaletin karşındaki engel, önyargıların önündeki bariyer demektir.

Öğretmen milli ve manevi kıymet hükümlerinin elçisi ve tebliğ edenidir.

Körpe dimağları uyandıran, hayatın engebelerine dikkat çeken, zihnindeki birikimi, kalbindeki sevgiyle birleştirip aç ve istekli ruhlara aktaran fedakâr kişilerdir.

Çabanın, dürüstlüğün, sabrın, anlayışın, disiplinin ve özdenetimin yolundan ayrılmayan öğretmenlerimiz, bizim ümit kaynağımız, gelecek tasarımımızın mümtaz temsilcileridir.

Dün idrak ettiğimiz 24 Kasım Öğretmenler Günü’nün, halen görev yapan veya emekli olmuş öğretmenlerimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyor, görev başındayken şehit düşmüş ve bir nedenle Hakk’a yürümüş olan bütün öğretmenlerimize Cenab-ı Mevla’dan rahmet diliyorum.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500