Advert
Advert
“Hiç ” dedi ama  hiçbir zaman “Hiç “olmadı…!
Osman Gürçay

“Hiç ” dedi ama hiçbir zaman “Hiç “olmadı…!

Birisi gelir basar parayı bir şirketi satın alır. Ardından bir basın toplantısı patlatılır. O daha “Hoş geldik” demeden “Hoş buldukçular”  tespih tanesi gibi, abdest ibriği gibi sıraya dizilir ve sıfır inovasyon ile kömürü yanmamış mangaldan kebap devşirmeye çalışırlar.

Bir gazete doğuma hazırlanır ve Basın İlan alana kadar, Belediye bütçelerine göz dikerler.

Bütün yerel televizyonların “Hem ana hem baba sponsoru”  belediyeler olur mu? Söz konusu Bursa ise bal gibi olur.

Belediyelerin basın ofislerinin şık ve cici haberleri noktası ve virgülüne dokunmadan yayınlanıyor. Hani Gorbaçov öncesi Rusya sağ olsa, aynı onun gibi demeye ramak kaldı ama TASS ajansı rahmete gittiği için başka örnek aklıma gelmiyor.

Düşünebiliyor musunuz? BTSO‘da kayıtlı kanlı canlı 30 binin üzerinde şirket var.  Bunlara bir çay içimlik uğransa ve kaliteli programlar ile sürümden kazanma düşüncesi öne çıksa, emek galip gelse herkes mutlu olur ama Bursa’da hem kurum, hem çalışanlar açısından mutsuzluk prim yapıyor. Kimsenin çalışarak, üreterek kazanmak diye bir derdi yok şükürler olsun.

Benim belki yaşça küçük ama meslek büyüklerime her daim saygı duyduğumu dünya alem bilirken, üstatlar tarafından alan boşaltılarak gazetecimsilere prim verildiğini ibretle takip ediyorum.

Meslektaşlarının özlük hakları ile mücadele etmesi gereken derneklerin kendi üyelerinin varlığı, birliği, dirliği dışında her konuda mesaj vermesi hiç hoşuma gitmiyor.

Bu kadar hengame içerisinde güzel şeyler oluyor mu? Elbette oluyor. Serdar Ömeroğulları diye bir adam birkaç yıl önce HİÇ dedi ve meslektaşlarını da buna inandırdı. Hep birlikte Bursa’nın en prestijli kurumlarından birisini kurdular.

Hani İstanbul’da Ulusalın Kristal Elması falan var ya! Bursa’da onun kadar iyisini başlattılar ve devam ediyorlar. Hem de kibir ve bensiz olmazdan arınmış bayrak yarışı şeklinde devam ederek.

Bu Ömeroğulları denilen hınzır birkaç hafta önce dönere adını veren İskender’in Endülüs Park şubesinde her hafta altı sosyal medya dostuna döner ikram ediyor. Bunu da canlı yayında çekilişini paylaşarak binin üzerinde görüntüleme ile efkârı umumiye ye izletiyor. Ben kulunuz da son çekilişte küçük bir rol alarak figüran oldum. Çok temiz olan çekilişe tanıklık ettim.

Bu oyunun adı müthiş bir P&R’dır. Bunu düşünmek, sponsorlamak ve uygulamak ise gerçek bir inovasyondur.

Bunu başarmak için zekâ ve emek gerekir. Serdar Ömeroğulları yine bir HİÇ’denyola çıkarak hedefi on ikiden vurmuştur.

Marifet iltifata tabidir derler. Ben de Sevgili Serdar Ömeroğulları’nu yürekten kutluyor ve bu adımını büyüterek devam ettirmesini diliyorum ettireceğine de inanıyorum.

Siz bu yazıyı okurken bendeniz Bağcılar Muhtarı “Nurettin Hikmet Müteselsil” olarak kebabımı yemiş olacağım.  Lezzetinden emin olduğum İskender Kebabını aklımdan çıkarıp mideme indireceğim ama sonra başıma neler geleceğini bilmiyorum.

 

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500