Advert
Advert
İnanç sözleşmesi
Suna Soydaş

İnanç sözleşmesi

İnanç sözleşmesi;  inananın bir eşya üzerindeki ayni hakkı veya bir hakkın sahipliğini
inanılana tam olarak devretmeyi; inanılanın ise devredilen eşya veya hakkı inanç
anlaşmasının hükümlerine uygun biçimde idare veya muhafaza etmeyi ve inanç
anlaşması sona erdiğinde inanana iade etmeyi taahhüt ettiği sözleşmedir.

 

Bu tür sözleşme kanunda düzenlenmediğinden Yargıtay'ın kararları ile şekil bulmuştur. Yargıtay inanç anlaşmasını, “İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan
onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen
hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren
borçlandırıcı bir işlemdir şeklinde  tanımlamaktadır.

İnançlı işlem iki unsuru barındırmak zorundadır.
 

1)  Sözleşme ; Bu sözleşme herhangi bir şekil şartına tabi değildir.


2) Devir(temlik) : Yazılı ve resmi şekilde yapılması zorunlu olan bir gayrimenkulün devri
gibi bir konu inanç sözleşmesine konu edilirse,bu halde sözleşme serbestisi söz konusu
olmayıp,  inanç sözleşmesi de  zorunlu olarak resmi  şekle tabi olacaktır.
         
 İNANÇ SÖZLEŞMESİNİN KAPSAMI
İnanç anlaşması hukuki niteliği itibariyle, kanunda düzenlenmemiş bir sözleşmedir.
Bu sözleşme ile taraflar inanılanın inanç konusu üzerindeki yetkilerini, inanç konusunun
idaresinin ve kullanılmasının şartlarını, inanç ilişkisinin süresini, sona erme sebeplerini, inanç
konusunun ne şekilde iade edileceğini dolayısıyla inanç anlaşmasının nasıl tasfiye
edileceğini serbest iradeleri ile kararlaştırmaktadırlar.
 

 İNANÇ SÖZLEŞMESİNİN  İSPATI

İnanç sözleşmeleri kaynağını BorçlarKanunu  ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme
Kararından alır.  Sözü edilen karar uyarınca inanç ilişkisi ancak, yazılı delille kanıtlanabilir.
Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Kısaca, inanç ilişkisinin varlığını kabul edebilmek için yazılı bir sözleşmenin açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunu ispata yarayacak karşı tarafın elinden çıkmış yazılı delil
başlangıcı niteliğinde bir belgenin varlığı aranır. Yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge 
varsa HUMK´nun 292.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi "tanık" dahil her türlü delille 
ispat edilebilir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500