Advert
Bankacılık sisteminin Frankenstein’ı
Erkan Ateş

Bankacılık sisteminin Frankenstein’ı

    Geçen haftaki yazımda devletin yeni vergi toplama yöntemi olan  defter inceleme sopasını eleştirerek eğer bir bedel ödetilecekse  bu bedelin öncelikli olarak bankalara ödetilmesi gerektiğini savunmuştum.Başbakan Yıldırım sanki geçen  hafta yazdıklarımı  okumuş  gibi bu hafta bankaları tefecilik yapmakla suçlayarak , tefecilik yapmayı bırakın dedi.Başbakan Yıldırımın Afyon Ticaret ve Sanayi Odasında yaptığı bu konuşmada bankacılık sektörünün  haksız teminatlar alarak yüksek faizler uygulayarak haksız kazanç elde ettiklerini  vurguladı. Bankalara yok etmeyi değil,  yaşatmayı sağlayın diyen Başbakan bunu kendiliğinizden gerçekleştirmezseniz bunu size zorla yaptırırız diyerek yeni bir tartışmayı da başlatmış oldu.

 Bu konuşmadan öyle çok uzunca bir süre değil yaklaşık 2 ay önceydi, Başbakan AKP grubunda  milletvekillerine seslenerek “arkadaşlar banka faizlerinden şikayeti olan varmı ?” diye sordu, cevap yok ! Aslında başbakanın o soruyu  sorduğu günkü faiz oranları  ile bugünküaynıydı .Peki neden Başbakan bugün bankaları tefecilik yapmak ile suçluyordu ?

  Öncelikle şunu belirtmek gerekir , Finans sektörü  Başbakanlığa bağlı olan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun emrindedir.  Yani  finans ,bankacılık vb bir konu ile ilgili muhalefet bir soru önergesi verdiğinde Başbakan adına  atanmış  bir bakan cevap veriyor.Bankalar  yıllardır verdikleri kredinin en az iki, bazı yerlerde 5-6 katı  teminat  alarak kredi verirken faizleride en yüksek seviyeye çıkartmışlardı, yani yeni bir şey yapmıyorlar, her zaman  BDDK nın verdiği yetkileri kullandılar. Hatta ülkemizdeki bankacılık yatırımını yabancılar o kadar çok sevdi ki neredeyse dünyadaki bütün ülkelerin bankaları ülkemizde vize alarak iş yeri açtı ve açmaya devam ediyor.

  Hatta Bankacılık sektörünün çöplüğü olarak bilinen sorunlu alacakların tahsilinden  köşeyi dönerek  ülkemizde en zengin ilk 3 şirket arasına girmiş bir finans şirketi bile var.Düşünün ülkemizde hiç zarar eden bir banka  varmı ? Bu yüksek karların  karşılığı olarak ödedikleri vergiler neyin diyeti olabilir ?Vergi demişken bankaların çöplerini tahsil ederek zengin  olan bu şirketlerin vergi muafiyetiolduğunu da Bursa Milletvekili Orhan SARIBAL’ın Başbakanlığa Varlık Yönetim Şirketleri ile ilgili sorduğu 14 sorudan sadece 2 sorusuna aldığı cevaptan öğrendik.

Bu Varlık Yönetim Şirketlerinin Başbakanlık tarafından bukadar özel yasalar ile korunarak , kollanmasının bankacılık sisteminide tıkayacağı  görülmüştür.Bankalar sorunlu alacaklarından da kurtulsun  diyerek kurulan  bu şirketler , yasal düzenlemelere dayalı olarak haksız kazanç elde ediyorlar. Örneğin  bankaya 12 bin tl olan asıl borcun ödenmemesi sonucu işletilen faiz ile borç 180 bin tloluyor.  Bu şirketler 2 bin tl ye dosyayı bankadansatın alarakborçlunun ipoteklerini ve tüm varlıklarını satarak 200 bin tllik tahsilat yapabiliyorlarve tek kuruş vergi vermiyorlar, hatta çoğu zaman yok pahasına icra satışlarına alacağa mahsuben girip, 20 bin Tl ye satın aldıkları taşınmazları 3-4 misline satarak, tamamen fazla kazanç elde edebiliyorlar.

Hal böyle oluncada  ülkemizin en zengin ilk 3  ü arasına  girebiliyorlar.Bir çok uzmanın Bankacılık sisteminin  Frankenstein’i olarak adlandırdığı Varlık Yönetim Şirketlerine artık birilerinin dur demesi  gerekmektedir.

  Başbakan Yıldırımın 4 gün önceki Bankacılık sistemi ile ilgili çıkışının tesadüf olmadığını düşünüyorum, ekonomik krizin kendisini etkileyeceği  bu alanda çözüm üretme ihtiyacıdoğmuştur, zira bu sistemin terbiyesi için  çok geç kalınırsa halimizin Kapitülasyonlar döneminden beter olacağı görülmektedir. Frankenstein gibi, sistem tarafından yaratılan bir olgu, daha sonra sisteme zarar vermeye başlamıştır ve artık yok edilmesi gerekmektedir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500