Advert
Kıçtan kara demokrasi…

Kıçtan kara demokrasi…

Demokrasiyi bilmeden demokrat olmak benim necip milletimin ve onun seçtiklerinin ortak özelliğidir.

Çok partili dönemin yani “gerçek demokratik” yaşamın ikinci on yılından itibaren ve 60 darbesinin çocukluk anılarında yaşayan bir kuşağın temsilcisiyim.

Kendimi bildim bileli benim halkımın seçilmişlerin dokunulmazlıkları konusunda alerjisi vardır. Bunda haksız da sayılmazlar. Adi suçlardan sıyırmak için bile aday adayı olanlar.

Zorlayıp listeye girenler aradan zıplayıp mebus olanlar bile olduğu için “dokunulmazlık zırhı” ters geliyordu. Dönem itibariyle kaçakçılık, uyuşturucu ticareti, töre cinayetleri, organize suç örgütü ağaları bu işin taliplisi ve takipçisi oluyorlardı.

TBMM’de rutin af süreçleri de işlemeye başlayınca vekillik bittiğinde hakkında kitap yazılacak kadar soruşturma dosyası olan mebus efendi de hamamdan yeni çıkmış damat gibi tertemiz oluyordu.

Her parti yolsuzlukla mücadele ana başlığında dokunulmazlıkların kaldırılmasını seçim beyannamelerine koyar ve seçimden sonra da iktidarsa o beyannameyi derin dondurucuya kaldırır. Muhalefet ise de ısıtıp ısıtıp gündeme taşır.

Hepsi hepimizden daha bilirler ki demokrasi dokunulmazlık için değil, dokunmak için kurgulanmış bir yönetim biçimidir. Ama seçilenlerin hepsinde dokunmaktan gıdık alma sendromu başlar.

Kürsü dokunulmazlığının da sınırları olmalıdır. Bu laik, demokratik ve tek parça cumhuriyetin temeline kürsü dokunulmazlığı zırhı ile saldırmak kimsenin haddi olmamalıdır.

Burada “benim gibi düşünmeyenler haindir”in çizgisine gelinmeden yargının evrensel hukukun gereğini yapmalıdır.

Siz varlığınızı borçlu olduğunuz ve sizi o kürsüye taşıyan değerlerin üzerinde tepinemezsiniz.

Siz kazandığınız belediyelere hizmet etmeleri yerine siperler kazdırarak, özyönetim safsatasıyla ülkede fiili durum yaratmak gayretiyle toplumun verdiği bütün avansları sıfırlayarak temsil ettiğinizi ifade ettiğiniz halka da ihanet ettiniz.

Şimdi TBMM’nin dokunulmazlık ile ilgili Anayasa değişikliğini eleştiremezsiniz.

Öte yandan yargının namusunu korumak yargı mensuplarının işidir. Gerçek soruşturmaların gerçek sonuçlarını görmek istiyoruz. Kime dokunacağına bakmadan davaların üzerine gidebilen savcılar ile düzen sağlanır.

Türkiye’de hakemlerin ithal edildiği, hekimlerin ithal edildiği dönemler yaşadı. Hakimlerin ithal edilmesinin düşünülmemesini diliyorum.

TBMM bu dokunulmazlık yasasını kabul etmiştir. Kimse burada parmak hesabı yapmamalıdır. Hayır diyenlere de kulp takmamalıdır. Kıçtankara demokrasi söylemi yaparsanız o kulp zamanında dört bakan soruşturmasında TBMM’nin çoğunluğuna da takılır.

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500