Advert
İnadına gerçek demokrasi  ve dokunulmazlıklar (2)

İnadına gerçek demokrasi ve dokunulmazlıklar (2)

Adalet Partisi Hatay Senatörü Mustafa Deliveli’nin  hakkında 1967/68 yıllarında, menfaat mukabili adli yargılamayı etkilemek iddiası ile soruşturma açılmıştı. Bu gibi dosyaların görüşülmesi, meclis teamüllerine uygun olarak “dönem sonuna bırakılması” talebiyle  parlâmento gündemine gelince, Mustafa Deliveli, hem mecliste, hem de senatoda çoğunluktaki arkadaşlarının reyleri ile hakkındaki soruşturmanın dönem sonuna bıkılmasına razı olmadı. Kürsüye çıkıp kendi arkadaşlarına, ” Size yalvarıyorum, beni bu iddianın ayıbı ile yaşatmayın, dokunulmazlığımı kaldırın.” dedi.. Partili arkadaşlarının, O’nu anlayıp, dokunulmazlığını kaldırmasıyla, yargılandı ve beraat edip senatoda alnı açık dolaştı.

Buna teşebbüs edip de muvaffak olamayan bir başka milletvekilinin  de hikâyesini  biliyorum.

Mecliste çok başarılı çalışmalarına şahit olduğumuz önceki dönemler Konya CHP milletvekili Atillâ Kart da, milletvekili seçilmeden önce mahkûm olduğu bir hakaret suçundan dolayı dokunulmazlığının kaldırılmasını istemiş, muvaffak olamayınca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde dava açmış, AIHM ‘nin 2 inci dairesi, 4 ‘ e  3 oyla, Atilla Kartı haklı bulmuş, bu karara hükümetin itirazı üzerine AİHM Büyük dairesi, 13 ‘ e karşı dört oyla ve “ Yargılanmak isteseydi, seçilip dokunulmazlık korumasına sığınmazdı “ gibi  komik bir gerekçeyle 2 inci dairenin kararını bozmuş ve bu konuda yargı yolu kapanmıştır.

Bu teşebbüsü dolayısıyla  Sayın Kart’ı saygıyla anıyorum.

(Milletvekilinin kendi talebiyle dokunulmazlığının kalkması konusundaki görüşümü kendileriyle paylaşmak imkânı bulduğum Türkiye’nin Uluslararası hukuk camiasında saygın iki ismi, Prof. Dr. Ali Bozer ve Prof. Dr. Rona Aybay, diğer milletvekilleri üzerinde, baskı yapacağı gerekçesiyle doğru bulmamışlardır.)

Ben muhterem hocalarımdan özür dileyerek bir hukuk ve siyaset  tatbikatçısı olarak görüşümü muhafaza ediyorum.

Biliyorum, diyeceksiniz ki “ Ya, bazıları Mustafa Deliveli gibi aklanmak istemezse ?

ÇARE:

B) YÜZ KIZARTICI SUÇLARLA İLGİLİ DAVALAR DÖNEM SONUNA BIRAKILMAMALIDIR:

Yüz kızartıcı suçlarla ilgili davalar hakkındaki dokunulmazlığın kaldırılması taleplerinin görüşülmesi ve karara bağlanmasının dönem sonuna bırakılmaması, kamuoyunu tatmin edeceği gibi, birkaç dönem seçilme şansına sahip olan bazı ahlâksızların  hesap vermesinin devamlı ertelenmesini önleyecektir. Böylece  o yüz kızartıcı iddianın unutulmasına da izin verilmemiş olacaktır.

Bu hüküm, aynı zamanda, ahlaki zaafları bulunanların, milletvekili seçilip kurtulmak niyetlerini de önleyecektir.

HDP’ lilerin meclisten toplu ihracının yaratacağı neticeleri ve bu neticeleri istismara hazır uluslararası platformların hamlelerin de hesabını yapmak gerekir.

 

C) TERÖRÜ ÖVMEK, TERÖRE FİİLİ DESTEK VERMEK FİİLERİ ARASINDA AYRIM YAPILMALIDIR.

Maalesef, her gün gelen şehit haberleriyle sarsılıyor; ülkemizin en güzel köşelerinin, terkedilmiş Suriye kasabalarına dönmesini yüreğimiz yanarak seyrediyor ve öfkeye kapılıyoruz..

Zaman zaman bu  öfkeyi kendimize  rehber ediyor ve demokrasiyi sekteye uğratacak kararlar alıyoruz..

Milli irade her zaman bizim beğendiğimiz veya istediğimiz şekilde tecelli etmeyebilir; buna kızıp meclise girenleri, daha önce yaptığımız gibi dokunulmazlıklarını kaldırıp, enselerinden bastırıp, içeriye tıkmak bir çözüm olmuyor.. Bu Onları Kürtler nezdinde, tekrar kahramanlaştırmaktan başka bir sonuç vermez.

Kanunların yapılmasında, özellikle olağanüstü  günlerde, nefretle, öfkeler ve halkı koruma duyguları dikkate alınır; ama, anayasaların yapılmasında, sadece daha ileri demokrasiye ulaşmak ve İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nde kabul edilmiş hakları temin etmek hedefi gözetilir.

Bugün davranışlarını ve beyanlarını nefretle karşıladığımız; kimi arabasıyla PKK’ya silâh taşıyan, kimi  Kürt halkını  kalkışmaya kışkırtan, kimi iş makinelerinin yakılmasını teşvik eden, kimi hendeklerin kazılmasını, kimi okulların yakılmasını, kimi ambulansların personelinin kurşunlanmasını, alkışlayan; kimi bombacı katillerin taziye çadırında ağıt yakan bu adamlar, silahlı  terör gruplarının tehditlerinin seçmen iradesini  ifsadıyla  meclise  girmelerine rağmen,  teröre bilfiil karışanlarla, terörü övenler ayrımı yapılmadan, hepsini, meclis ekseriyetinin  oyuyla dokunulmazlıkları kaldırarak ve tutuklayarak kitle halinde mahkemeye sevk edersek, bunların  patronları, son Paris katliamından sonra Holland’ın “ insan haklarını askıya aldığını “ söyleyip, Paris’e ve Fransa’nın önemli bölgelerine binlerce asker yığdığını unutup, dünyayı ayağı kaldırırlar.

Biz bu adamların ne yaptıklarını unutmadan; ama öfkemizi kontrol ederek, niçin 7 Haziran’ da 6.5; 1 Kasım’da 5.5 milyon rey aldıklarını düşünmeliyiz. Bu ihanetlerine ne kadar üzülürsek üzülelim, 5 Ayda bu partinin ve bu zihniyetin 1 milyondan fazla rey kaybetmesini görerek, demokratik refleksin başlamasına sevinmeliyiz.

Evlerinin hainlerin militanları tarafından tahrip edildiğini, duvarlarının delinip haince pusular için mazgallar açıldığını gören, Silopililerin, Cizrelilerin onları lânetleyip, ‘Barış istiyoruz..’ diye bağırdıklarını duymuyor muyuz?

Cuma günü  ( 5 Mart 2016)  camilerin bombalanmasına ses çıkarmayanlarla alnı secdeye değmemişlerin, Cuma namazı kılıp, halkı yürüyüşe davetine Kürt vatandaşlarımızın icabet etmemesi; artık onların Yaşar Nuri’nin dediği gibi, “Allah’la aldatılamayacağını” göstermiyor mu?

ÇARE  :

İnadına  gerçek demokrasi...

Teröre bilfiil iştirak ettiklerinde şüphe bulunmayanların dokunulmazlıklarının mecliste kaldırılması; diğerlerinin dokunulmazlıklarının uyanan halkın kaldırmasını beklemektir.

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500