Advert
Siz Firavun katibi misiniz?

Siz Firavun katibi misiniz?

Şehitler ölmez vatan bölünmez” demek şehidi olmayan insanlar için kolaydır.  Bu söylemin vatanseverlik duygularının tavan yaptığı ortamlarda dile gelmesi anlam ifade eder ama bir futbol maçındaki bir dakikalık saygı duruşunda bağırıp ardından futbolculara ağız dolusu küfürler edilmesini hiçbir zaman anlayamıyorum. Şehitlerin isimleri ülkenin onur defterinin unutulmamak adına yazılması, onların ailelerinde yarattıkları hazin boşluğu gidermez.

 

Öte yandan ölenlerin ardından “Hayat devam ediyor”deriz ama kalanlar adına özellikle kadın ise uygulamalara baktığımızda yargılamaya devam ederiz.

 

Mısır’da Firavunlar öldükten sonra da aynı ihtişamlı yaşamlarını sürdürmek için hak vaki olunca, eşleri, ziynetleri, mutfak eşyaları, hizmetçileri hatta atları ile gömülürlermiş. Yani patron için ötede de beri de tatlı yaşamın düzeninin devamı için Firavun katibinin listesine girenlerin kaderi canlı canlı toprak altına oluyormuş.

 

Sinan Çetin’in oğlu Rüzgar Efendi’nin yaptığı trafik kazası değil, trafik cinayetidir. Ortaköy yönünde seyir halinde bulunan 0,90 promil alkollü Rüzgar Çetin kontrolündeki(!) araç ile makas atarken karşı yönden gelen ve devriye görevi yapan polis aracı ile çarpışıyor. Çarpmanın şiddetiyle savrularak kaldırıma çıkan polis aracı, yol kenarındaki demir parmaklıklara çarparak duruyor. Araçta bulunan iki polis memurundan biri dışarı savrularak diğeri ise sıkışarak ağır yaralanıyor.Araçtan savrulan polis memuru İsmet Fatih Alagöz, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybediyor.

 

Ülkemizde çok yaşanan trafik cinayetlerinden birinin faili “Ç.Ü.K.”olan bir babanın oğlu olunca olay, önce manşetlerde, ardından üçüncü sayfa haberleri ve sonunda da maalesef magazin medyasına yansıyacak kadar köşelerde ve ekran dillerinde sakız oluyor.

 

Rüzgar’a özgürlük diyenler elbette bunu makul(!) bir bedel karşılığında bunu dillendirirken, Rüzgar’a müebbet isteyenler de TCK’yı bilmedikleri için histeri krizlerine giriyorlar.

 

Bu olayın idamı bellidir. TCK‘ya göre en yüksek tarafından baksanız bile üç beş yılda içerden çıkacak hükümleri yazarken, kravatla duruşmalara çıkıp iyi halden de kırpılacak bir cezanın “anlaşma” sonucu çıkan tahliyesine müşteki aile üzerinden lanetlemek ayıptır.

 

Bir anlamda tahliyeyi lanetleyebilirsiniz ama iki yetim ve bir ananın geleceğini belirleyen anlaşmaya dil uzatamazsınız.

 

Evet hayat devam etmektedir. Acılı eş ve iki yetim için daha da devam etmektedir. Onları babalarının yanına gömmeye kalkmayın. Onun alacağı kan parası bedeli ne olursa olsun helaldir.

 

Bunu küçümsemek, aşağılamak, para için şehidinin anısına ihanet etti sözleri Firavun katiplerinin yapacağı iştir. Bunu yazanlar ve dillendirenler hangi şehit ailesinin yaşamına girmişlerdir?

 

Bu işleri bırakalım ve sosyal medyada kendi arızalarımızı başkalarının acıları üzerinden tatmin etmeyelim. Kızacaksak da maçamız sıkıyorsa bu olayda kamu davasını sürdürmeyen düzeni sorgulayalım.

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500