Advert
Milli Takımımızda kimlik ve sistem yok!

Milli Takımımızda kimlik ve sistem yok!

Spor; sistem, prensip, otorite ve rekor kelimelerinden oluşur.

Belki çok katı olacak ama sisteminiz yoksa gerisi de yoktur.

Ülkemizde spor denince akla yalnızca futbol gelir.

Bu ülkenin erkekleri olarak, futbolla yatar futbolla kalkarız.

Kendimiz spor yapmasak ta, kafamız herşeye çalışır. Hele futbolda 1 numarayızdır.

Herkes dahi bir teknik direktör, 10 numara futbolcudur.

2018 Dünya Futbol Şampiyonası elemelerinde ikinci rakibimiz, kendi evimizde Ukrayna'ydı.

Ukrayna, Avrupa'nın sıradan futbol ülkelerinden biri. Dişimize göre denebilir.

Gerçi biz kendimizi Almanya karşısında bile favori görürüz. Eser gürleriz ama yalnızca maçların öncesinde kalır bu hırsımız.

Karşılaşmalar öncesinde de illaki gündemi meşgul edecek farklı konular bulmakta üstümüze yoktur.

Bu maç öncesi ana konumuzu, Arda'nın kadroya alınmaması oluşturdu. Her kafadan ayrı bir ses çıktı.

Kimi Arda'yı, kimi Fatih Terim'i haklı buldu.

Bu arada ben de eksik kalmayayım dedim ve gündeme daldım!

Arda, kuşkusuz tarihinin en iyi dönemini yaşıyor. Messi, Neymar ve Suarez gibi yıldızlarla verkaçlar yapıyor, hem de Barcelona'da.

Peki bu yeterli mi?

Yeterli olmadığını Messi ve Arjantin Ulusal Takımı örneğinde yaşıyoruz.

Futbol 11 kişinin birlikte oynadığı bir oyun. Tek başınıza işi götürmeniz olası değil.

Teknik adamların görevi de, futbolcuların bir arada ve belli bir düzene uygun oynamasını sağlamaktır. Buna da sistem diyoruz.

Ülkemizde her alanda yaşadığımız karmaşa burada da kendisini gösterir. Bizim yıllardan beri asla bir sistemimiz olmamıştır.

Ukrayna bize karşı yalnızca koşarak, alan daraltarak ve yardımlaşarak oynadı.

Yapamayacağımız şeyler değildi aslında. Ama biz Caner, Emre Mor ve Mehmet Topal dışında sahada yoktuk.

Topu ayağına alanı yalnız bıraktık, ileride ve geride çoğalamadık, iyi pas yapamadık.

Bunlar futbolun olmazsa olmazları zaten! Yine de 1 puan alabildik.

Fatih Terim'i herhangi bir futbolcuyu kadroya almadığı için eleştirmek hata olur.

Eğer o bu ülkenin Ulusal Takımı'nın tek sorumlusuysa tüm tasarruf ta ona aittir.

Ama karşılaşmalar öncesi oluşan gündemi toparlamak yerine spekülasyonların önüne geçmemesi onun adına koca bir eksidir.

Bu ülkenin futbol direktörü olarak; süper ligin kalitesinin artmasını sağlamak, altyapılardan oyuncuların yetişmesinin teşvik edilmesi, Avrupa'dan iyi eğitim almış gençlerimizin ülkemiz adına oynamalarının sağlanması onun asli görevidir.

Yıllardır görev yapmasına karşın,Ulusal Takımımızın hala bir futbol kimliğine ve sistemine sahip olamayışının en büyük sorumlusudur.

Soyunma odalarında kara tahtalara çizilen taktikler ancak yeşil çimlerin üzerinde yaşam bulur!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500