Advert
Advert
Aşure, 10 Muharrem ve Kerbela (2)

Aşure, 10 Muharrem ve Kerbela (2)

Hicri yılbaşı..

Muharrem ayının diğer aylar arasında farklı bir yeri vardır. İçinde “aşure” gibi önemli bir günü barındıran bu kutlu ayda yapılacak ibadetlerin mükâfatı da büyük olduğu söyleniyor. 

İslam'dan önce, bir takvim ve tarih sistemi olmayan Araplar, zaman tespitlerini bazı büyük ve önemli olayları esas alınarak yapılıyordu.

İslamiyet'in kısa zamanda hızla yayılmasından sonra Özellikle ticarette ve idari işleri düzenlemede yaşanan aksaklık ve sorunlar, takvim ihtiyacını doğurdu.

 

Hz. Ömer’in halifeliği döneminde takvim başlangıcı için çeşitli teklifler ileri sürüldü. Bazıları Peygamberimizin (sas) vefatını,  bazıları da peygamberimize “Peygamberlik” vazifesinin verildiği günün esas alınması teklif edildi. Peygamberimizin (sas) Mekke’den Medine’ye hicretinin takvim tarihi başlangıcı olması teklifi ise Hz. Ali'den geldi. Seçenekler gözden geçirildikten sonra oybirliğiyle Hz. Ali’nin teklifi kabul edildi.

Bilindiği gibi “Hicret”, Rebiülevvel ayında gerçekleşmişti. Araplar, daha önceleri de Muharrem ayını sene başı olarak kabul ettiklerinden, aradaki iki aylık farklılık dikkate alınmayarak, 1 Muharrem 622 tarihi Hicri Yılın başlangıcı olarak kabul edildi.

 

Hicrî Takvime göre, içerisinde bulunduğumuz Muharrem ayının ve 10 Muharrem “Aşure Günü”nün Türk-İslâm geleneğinde önemli bir yeri vardır.

 

Rivayet edilen bir Hadis-i Şerifte göre, “Ramazan ayından sonraki en faziletli ayın, Muharrem ayı” olduğu bildirilmiştir. Çünkü “Allah Muharrem ayının içerisinde bir günde, bir kavminin günahlarını affetti. Bir başka kavminin günahlarını da bu ay içerisinde affedebileceği” ümit edilmektedir.

 

Muharrem ayında, bazı gelenek ve törenlerimiz vardır. Bunların en önemlisi 10 Muharrem günü, “Aşure” adı verilen bir çeşit tatlının yapılarak komşulara ve fakirlere dağıtılmasıdır. Aşure; kelimesinin, onuncu gün anlamında olduğu için, bu gün yapılan tatlıya da aşure denilmiştir.

Hz. Nuh‘un, Cûdi Dağı‘nın tepesinde karaya oturan gemisinin içindekiler, 10 Muharrem günü karaya çıktılar. Çıktıkları yerde yiyecek bulamadılar. Tekrar gemiye dönüp, az az kalan erzaklarından bir yemek hazırladılar. Denizlerden ve fırtınadan kurtulmuş olmanın sevincini, aşure denilen bu tatlıyı yiyerek kutladılar. 10 Muharrem günü, aşure yapıp yemek ve komşulara dağıtmak, zamanla bir gelenek hâline geldi.

 

Ancak, Peygamberimizin (sas) torunu Hz. Hüseyin ailesi ve yakınlarıyla birlikte 72 kişi 10 Muharrem “Aşure günü” Peygamberimizin de can düşmanı Ebu Süfyan’ın torunu, Muaviye’nin oğlu Yezid’in orduları tarafından Kerbela’da şehit edildi. Bütün Müslümanlar, Kerbela’da yaşanan bu hüzün ve matemi ta yüreklerinde hissederek yaşaya geldiler.

Hz. Nuh’un döneminde, “Tufandan Kurtuluş” adına pişirilen Aşure aşı, Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilişi adına da yapılıp dağıtılır oldu. Osmanlı döneminde ve hatta cumhuriyetimizin ilk yıllarında, Muharrem ayının ilk on günü, öğle ezanları, ağıt havasını andıran “Hüseynî” makamında okunmuştu. Bu da Kerbelâ hüznünün, Türk-İslâm toplumunun tamamı tarafından paylaşılmış olmasının bir göstergesi olsa gerek.

 

Anadolu’muzda;  Türk-İslam Alevî gruplar arasında çok yaygın olan aşure pişirme geleneği, 12 İmam inancına sahip olanlar tarafından, 12 çeşit malzeme ile hazırlarlar. Caferi itikadına mensup kesimler ise Aşure yerine 10 Muharrem Aşure günü, “aşure aşı” yerine yine bir çeşit tatlı olan ve Hz. Hüseyin’in şahadetin anısına adına yas helvası da denilen  “İrmik Helvası” yapıp dağıtılıyor.

(Yarın Aşure orucu)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500