Advert
Tarihimizden bir yaprak: Pek bilinmeyen karanlık bir geçmişimiz (2)
Ali Eşref Uzundere

Tarihimizden bir yaprak: Pek bilinmeyen karanlık bir geçmişimiz (2)

Nuri Paşa’nın yanmış birkaç parça giysisi bulunur.  Bunlar bir tabuta konularak toprağa verilir. Fabrika bir daha açılmamak üzere yanıp kül olmuştur.

Nuri Bey’in vücudunun bir parçası 10 gün sonra Haliçten çıkarılır ve cenaze namazı kılınmadan Edirnekapı Şehitliğine defnedilir. Dönemin İstanbul Müftüsü olan Ömer Nasuhi Bilmen, belki de siyasi şartlarının etkisiyle vücut tam olarak bulunamadığı için cenaze namazı kılınmaz fetvası vermiştir.

Nuri Killigil (1881-1949,) II. Dünya Savaşı’nda ordu için silâh ve cephane imal eder. Havan topları ve sahra topları yapmaya başlayınca 3 Mart 1949da Almanlar "Sen artık çok oldun, biz taş kökümü yiyeceğiz" deyip, paşayı 27 işçisiyle birlikte bir sabotajla yok eder. Savaştan sonra ABD’nin Türkiye’ye yaptığı Amerikan Askeri Yardımları gereği “Türk Savunma Sanayi’nde Özel Sektör” kaderine terk edilir.

15 Mart 1950’de de MKE Alman Heckler&Kohl ve Walther patentleri ile silah üretmeye başladı. Amerikalılar da Nuri Paşanın havan topunu alıp UT-1 adıyla üretip bize satmaya başladı. Amerikan UT-1’den çok üstün havanlardı.

Paşanın öldürülmesi neye sebep oldu derseniz?

O günler itibariyle yerli silah sanayinin Almanların eline geçmesi sağlandı. Aynen TOFAŞ-FİAT örneği gibi. Bugünler itibarıyla da PKK belasına sebep olmuştur. Çünkü terörle mücadelede kullanılan milyarlarca fişek ve tüfek MKE’de üretilir ve terör bölgesinde atılan her fişeğin yüzde 51’i Alman firmalarına patent ve ortaklık payı olarak ödenir. Ne kadar ölüm o kadar paradır.

Eğer Nuri Paşa öldürülüp fabrikası kapatılmasaydı, ordumuz milli silahlarını kullanacak belki de bu günkü sıkıntılar yaşanmayacaktı.
Patlama günü Sütlüce silah fabrikasında çalışan Yahudi işçilerin hepsi izinliydi.)
 

Nuri Killigil tarafından sınırlı sayıda üretilmiş 9 mm çapında yarı otomatik tabanca, zamanının ötesinde bir tasarıma sahipti. Mükemmel durumda saklanmış bir örneği paşanın varislerince Harbiye Askeri Müzesine teslim edilir. Bir gün yolunuz düşerse silahi özel kutusunda ilk günkü gibi saklanmaktadır. Yedek şarjörü ve harbisi ile beraber orada görebilirsiniz.

Uçak sanayinin ardından savunma sanayimizin temel taşı da un-ufak edilip toprağa gömülmüştür.

 Neden?

İşte geçmişimizi sorgulayalım derken bunlardan söz ediyorum. Bize yutturulan palavralar bir yana bırakıp büyük çoğunluğu sır perdesiyle örtülü yakın geçmişimizi iyice araştırmaz ve öğrenmezsek geleceğe güvenli adımlarla yürüyemeyiz.

 

Sabotaj ihtimalleri hiç araştırılmaz ve olayın üstü bilerek örtülür. Sabotajın kısa vadedeki hedefi Nuri Killigil ve fabrikasıdır. Uzun vadedeki amacı ise; “Türk Savunma Sanayii’nde Özel Sektör” adlı endüstri dalının tasfiyesi. Yapılan sabotaj çok önemli bir milli endüstri sektörümüzü̈ ortadan kaldırır.

Cenaze namazı dahi kılınmayan, Bakü'nün kurtarıcısı olarak Azerbaycan'da saygıyla anılan Nuri Paşa’nın mezarı yenilenmiş haliyle ziyarete 28 Eylül Çarşamba günü törenle açılacak.

Sanayimizin kurucusu sayılan bu girişimci ruhu kamuoyuna daha iyi tanıtmayı kendilerine görev bilen Enver Paşa’nın torunu Arzu Enver Eroğan ve eşi Ömer Eroğan’ın yanı sıra, Nuri Killigil kitabının yazarı Atilla Oral ve mezarın yapımını üstlenen işadamı Zeki Yılmaz’ın katılacağı törene Bakü’den Milletvekili Ganire Paşayeva ile Azeri gazeteci Mayis Alizade katılacaklar.

Allah Rahmet etsin

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500