Advert
Bu milletin tohumu ile oynamayın!

Bu milletin tohumu ile oynamayın!

 

Tarım ürünlerinden “yüksek verim” elde edilmesi, sulama ve gübrelemenin yanında kaliteli tohumun kullanılmasıyla da yakından ilişkilidir. Dikkat ederseniz “kaliteli ürün” elde edilmesi demiyor, rekolte anlamında “hasadın yüksek” olması hedefleniyor.

Yakın geçmişte hatırlar mısınız? Tavuk Kartelleri ürettikleri yamyam piliçlerine pazar açmak için tavuk gribi dümeninin başına Dündarlardan Uğur Efendi’yi geçirerek halka kendi köy piliçlerini boğdurmuştu.

Günümüzde yamyam piliçler ot fiyatına, köy piliçleri ise kuzu eti fiyatına satılıyor. Organik besi tavukları ise deniz levreğinden daha pahalıya geliyor.

Yumurtalar bile üçe ayrıldı. Çiftlikte lamba ile kandırılıp mermer tozu yedirilerek kıçları patlayana kadar günde iki kez yumurtlayan tavukların Çiftlik Yumurtaları. Gezen Tavuklardan toplanan Gezen Tavuk Yumurtaları. Son olarak da nasıl oluyor bilmiyorum ama fiyatın zirve yaptığı Organik Yumurtalar. Büyük marketlerde hepsi varama mekanlarda bize sunulan en ucuz olanıdır.

Bu durum büyük baş hayvancılıkta değişmiyor. Daha çok kar sistemi hormonlarla balon gibi şişirilen danaların lezzetin yanından geçmeyen etleri masalara getiriyor.

Siz Eflani Hindisi yediniz mi?

Onu yemeyen hindi yedim demesin. Marketlerden alınan heybetli kuzu kıvamındaki Hindiler de aynı hormon içerikli besin yöntemleriyle şişirilen hayvanlardır. Eflani’de bozulmayan iki şey vardır. Hindi ve Organik Mantar…

Peki! Domates için ne diyeceksiniz?

Mis gibi kokan, inanılmaz lezzeti olan Osmanlı Domatesinin ya daManda Yüreği denilen lezzetin ufuklarını zorlayan domatesin tohumlarını yasaklayacaksınız ama sadece selülozdan ibaret, lezzetsiz ve sağlıksız domatesi seralarda ürettirip 12 ay marketlerde sattıracaksınız. Ya da kağıt fabrikalarına selüloz ham maddesi olarak satacaksın. Çünkü Frenkler o tür cibilliyeti bozuk ürünleri almaz.

Karpuz’da oyunun bini bir para oldu.

Tek seferlik cafcaflı tohumlarla eli yüzü düzgün pavyon hatunları gibi hayranı olduk. Bastık paraları Leyla’ya garantili kırmızı karpuzları eve götürdük. Hem de eti budu kilosu yerinde olduğundan içine bakanın içi bir hoş oluyordu.

O tezgah kesmedi daha ağır çeksin diye içine kabak aşıladılar. Masaya hesabı daha fazla getirmek için. Karpuzu kesiyorsun kırmızı ama kokusu kabak… Karpuz diye ağzına götürüyorsun tadı kabak…

Bir de Karpuzcu Alaattin’e kantarda ödediğin paraya bakıyorsun, oyunda çiftin okeyini yiyen Parsların Ömer’e dönüyorsun.

Artık yurdum insanı da uyandı. Bu tür oyunlara gelmiyor ama eli mecbur olanlar sırf fiyattan dolayı bu değirmenin çarkını kendi eli ile çevirmek zorunda kalıyor. Ne diyelim! Fakirliğin gözü kör olsun.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500