Advert
Advert
Özel Sektör nereye koşuyor?

Özel Sektör nereye koşuyor?

      Kemal Derviş’e günümüzün sözde ekonomistlerinden kimileri, İMF müfettişi kimileri, Dünya Bankası tahsilatçısı diye kulp takar. Kamunun mali disiplinini sağlamak adına KİT’lerin satılması gerektiğini söylediği zaman solcular da onu hedef tahtasına oturttular.

Yani Kemal Derviş Türkiye’mde kimselere yaranamadı ama kimse de onun çizdiği ekonomik yol haritasında bir milim kayma yapmadı, yapamadı.

Kamu mali disiplininin taammüden katili KİT’lerdi.Siyasetin en büyük oyuncağı olan KİT kadroları her dönemde doldur boşalt sistemiyle çalışıyordu ama her devrin tortusu dibe çöktüğünden, kâr/zarar diye bir kavramı tanımadıkları ve batma riskleri olmadığından halkın başındaki bit, sırtındaki sülük gibi kanımızı emiyorlardı.

 

Devlet üretimden çekilince bütçesi nefes aldı ve açık kapatmak için karşılığı olmayan para basmayarak kalpazanlıktan kurtuldu. Bunun topluma yansıması enflasyonun canavardan kertenkeleye dönüşmesi şeklinde oldu. Bir zamanlar cari aylık olarak yüzde 10’ları geçen faiz oranları, günümüzde yıllık olarak bile çok fazla diye ifade ediliyor.

Üretim her türlü mallarda özel sektöre geçince, yabancı dünürler bulamayıp evde kalan işletmeler çarklarını çevirmek için vahşi faizler ödemeye başladılar.

Dünya’da kabul edilebilir BORÇ/ÖZ SERMAYE oranı yüzde 70’lerde iken bu oran ülkemizde yüzde 150 olarak gerçekleşmiştir. Bu oranın son yılda 18 puan artması ekonomi gemisi için karaya oturması riskinin arttığını göstermektedir.

Bu ne demektir?

Üretim şirketleri faize çalışmaktadır. Toplam borç stokunun yüzde 30’unun döviz cinsinden olması ve dışardan alınanlarla birlikte 80 milyar Dolara ulaşan özel sektör borçları kur dalgalanmalarında da büyük ek zararlar getirmektedir.

Türkiye’nin ilk 1000 şirketinin 238 milyar lira öz kaynaklarına karşılık 361 Milyar lira borçlanmalarının olması, aslında bir ülkenin ayakta durması için gerekli olan üretim ayağının ne halde olduğunun net fotoğrafıdır.

Üretimden kaçan bir ekonominin neler getireceğini, Osmanlı’nın en güçlü döneminde Fransa’ya verdiği Kapitülasyon ayrılacağının nelere mal olmasından görmek gerekir.

Özel Sektör üretirken akıl yolunu kullanarak katma değeri yüksek ürünlere yönelmeli, devlet de teşvik ve indirimleri hiç bir şey yapılmayan illere değil, teknolojinin yeşerdiği illere kaydırmalıdır.

Yerel dinamiklerin ekonomik liderleri yağlama, ballama işi ile uğraşacaklarına, vizyon sahibi olup merkezi uyaracak güçlü sinyaller göndermek zorundadırlar. Yoksa ekonomi giderse özgürlük de gider.

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500