Advert
30 Ağustos ruhu nerde? Göreniniz bileniniz var mı?

30 Ağustos ruhu nerde? Göreniniz bileniniz var mı?

30 Ağustos, emperyalizme  karşı kazanılan büyük zaferin ismidir.15 Temmuz FETÖ’nün hain darbe girişiminin yansımasının sürdüğü bir ortamda 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı “öylesine” kutladık.

Böyle bir milli bayramı tabii ki topyekûn,  milli birlik ve beraberlik içinde kutlanmalıdır. Sadece 30 Ağustos Zafer bayramını değil, 29 Ekim'i de 23 Nisan'ı da, 19Mayıs'ı da, dini bayramlarımız; Kurban bayramını da, Şeker bayramını da..

Dini ve milli günler toplumumuzu birbirine bağlayan günler olduğu unutulmadan, milli ve dini günlerin, "Ulusal bir mesele" olarak görülmelidir.

 

15 Temmuz, Türk milletinin varlığının sebebi olan devletine yönelik bir emperyalizm darbe girişimdi, hep birlikte yaşadık. Su uyur düşman uyumaz” sözünü atalar boşuna söylememişlerdir. Emperyalizmin ülkemiz üzerindeki emelleri devam ediyor. Türk milleti var oldukça, türlü türlü oyunlarla, senaryolarla, girişimlerle, emperyalistler bu emellerini sürdüreceklerdir. Emperyalizme karşı mücadelenin yolununbirlik ve beraberlik içinde “Milli bir mücadele” anlaşışı içinde top yekûn hareket etmekten geçer. 26 Ağustos Malazgirt Zaferi'ni hatırlatıp, 26 Ağustos Büyük Taarruzu yok gibi saymaktan değil.

 

26 Ağustos’ta 1071'de Alparslan'ın Türklere açtığı Anadolu kapılarını, 26 Ağustos 1922'de başlayan Büyük Taarruz ‘da, Atatürk ve silah arkadaşları komutasındaki kahraman ordumuz, Anadolu kapılarını bir daha açılmamak üzere düşmana kapatmıştır.

 

Şairlerimizden Orhan Şaik Gökyay, "Bu vatan kimin?" diye sorduğu şiirinde,

Bu vatan, toprağın kara bağrında,

Sıradağlar gibi duranlarındır;

Bir tarih boyunca, onun uğrunda

Kendini tarihe verenlerindir...” demiştir.

 

Bu şiiri hatırlayan ve ezbere okuyanlarınız mutlaka vardır. Bizim kuşak bu şiiri ezbere okurdu. Vatanın bir toprak parçası olmadığını toprağın üzerinde ölen varsa vatan olduğunu bilirdi. Yeni kuşağı bilmem, Bizim kuşakta; 30 Ağustos ruhu canlı idi yaşıyordu. Şimdi O ruh yaşadığı bedeni terk etmek üzere olduğunu görüp hissetmek büyük bir ıstırap. Ruh bedeni terk edince geriye  “Ceset” kalır, o ceset de bir işe yaramaz. 

Kendi penceremden baktığımda 30 Ağustos’un, 19 Mayıs’ın 23 Nisan’ın ruhu, bedeni terk etme arifesinde..

Peki, bu bayramlar kimin bayramıdır?

“Ne mutlu Türküm” diyenlerin ise, bunlar 30 Ağustos'un küçümsenmesini sineye çekemezler! Bunu hazmedenlerin ise, vatandan, bayraktan,Türklükten ve milliyetçilikten bahsedemezler.  Etseler de inandırıcı olamazlar.

Daha dün Yenikapı'daki "Demokrasi ve Şehitler Mitingi"nde sergilenen "birlik, beraberlik ve uzlaşı" görüntüsünün başta 30 Ağustos Zafer Bayramı olmak üzere tüm milli bayramlarda da gösterilmesi gerekmez mi?

Hani uzlaşı için Yenikapı bir fırsattı

15 Temmuz darbe girişimi gecesi, nasıl ki TBMM'de grubu bulunan  partiler 'Bu bir milli meseledir' diyerek güç birliği yaptılarsa, 30 Ağustos  Zafer Bayramımızı da hep beraber coşkuyla kutlanamaz mıydı?

 Mevcut iktidar zihniyeti, milli bayramlardan nefret ettiğiniher fırsatta belli eder tutum ve davranışlar içinde olduğu görülen bir gerçektir. Ellerinden gelse, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna doğru giden yolda atılan her adımın bıraktığı izler, sileceklerdir.

“Görünen köy kılavuz istemez” atalar sözü doğrultusunda milli bayramlarımızın, alelade bir tür “yıl dönümlerine” çevirmek istediği görülmektedir. Böylelikle Cumhuriyetin temel değerleri üzerinde tepinen bir hareketin; Cumhuriyete değil, Osmanlı'ya yakın hisseden, Cumhuriyetin değil, Osmanlı'nın mirasının izinin sürdürülmeye çalışıldığı gözlemleniyor.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500