Advert
Advert
Olimpiyat ruhunu  malamat ettiler!

Olimpiyat ruhunu malamat ettiler!

Olimpiyatların asıl, asil ve altın üç kuralı vardır. Katılmak yarışmak ve centilmenliktir. Kazanmak elbette güzeldir ama olimpik ruh için şart değildir. O nedenle tur bindirilen atletler bile yarışı tamamlamak için gayret gösterirlerdi.

İşin içine iddialar, kumarlar ve canlı yayıncılık girince Olimpiyatlar reklamcıların hedefi oldu.  Sporu reklam ürünlerinin tepesine oturtmak için önce seçkin sporcuları reklam yüzleri olarak kullandılar. Ardından takım sponsorlukları icat ederek firmanın spor amaçlı ürünleri ile takımların reklam karşılığında tedarikçisi oldular. O da kesmedi oyunların organizasyonunun bütününü sponsorlara sattılar. Talep patlayınca ana sponsor, yavru sponsorlar gibi numaralar icat ettiler.

Paranın çılgın ve kirli yüzü takımları satın almaya başladı. Paranın spora doğru attığı her adım sporun namusunu kirletti. Tarihi stadyum ya da takım isimleri üç günlük zengin şımarıklarla anılmaya başlandı.

Bir tek olimpiyatların bozulmayan namusu vardı. Çünkü olimpiyatlar sadece spor değil, aynı zamanda barış ve kardeşlikti.

Onu da itina ile bozdular. Biz de o tecavüze anında eşlik ettik. Daha önceki yıllarda devşirme dediğimiz genç yaşta ülkeye getirip yatırım yaptığımız sporcular vardı. Bunlar ehveni şerdi ama artık saatlik nikâhlar kıyarak para karşılığında evlilikler yapılmaya başlandı.

Türkiye olarak 100 sporcumuzdan 25 i böyle “milli” oldular. Belki düğünde bir iki madalya taktılar ama nikah sahteydi.

Bir ara ekranlara baktığımda gördüğüm tablo bana “Bundan sonra yemişim olimpiyatlarınızı leyyyn” dedirtti.

Tekvando’da 67 kiloda Türkiye'yi temsil eden ve bronz alan Nur Tatar’ın çeyrek finalde mücadele ettiği rakibi Almanya Milli formalı Rabia Güleç’di.

Adı Rabia, forması Alman!

İşte o anda şalter kapattım ve olimpiyatlarda bundan sonra ne olacağına ne biteceğine dair hiçbir merakım kalmadı.

Ben olimpiyatları az madalyalı ama namuslu günleri ve Ali Rıza Alan,Ahmet Ayık, Mahmut Atalay, Celal Atik, Yaşar Doğu gibi efsanelerle hatırlarken, 80 milyonluk ülkede sporcu yetiştirmek yerine muta nikâhı gibi sporcu devşirenlere lanet okuyacağım.

Ağustos böceği manyak mı?

Karınca ile Ağustos böceği hikayesindeki bilimsel yanlışlığı okuyunca hikayenin çok ta gerçekçi bir darbı mesel olmadığını gördüm. Karıncanın zorda kalan komşusunda yiyecek yerine akıl vermesi, komşuluk hukukuna uymadığı gibi Ağustos Böceğinin de kış kıyamette komşusunun kapısını çalma olasılığı yokmuş. Ben de bunu biraz muzipçe yorumladım.

Ağustos Böceği yeryüzüne çıktıktan sonra 4 haftalık ömre sahiptir. Bu dört haftayı eş arayarak geçiren Ağustos Böceği eşleştikten sonra ölür, kışın yaşamayacağı için yiyecek biriktirme endişesi olmaz. Yani kış gelmeden ömrü ahirden, ömrü ebede göç edecek olan Ağustos Böceği manyak mıdır ki; kendi yemeyeceği malı biriktirsin. Dört haftalık ömründe mirasa çalışacak hali yoktur. Elbette ki saz çalıp türkü söyleyecektir. Karınca kendi işine baksın.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500