Advert
Ölümünün 16. Yılında Atatürk’ün Askeri..(1)

Ölümünün 16. Yılında Atatürk’ün Askeri..(1)

 Yıl 1992, Bakü’deyim. Eski Bükü şehrinde gezerken seyrek sakallı, başları sarıklı bir takım adamlara rastladım. Türkçe konuşuyorlardı. Yanlarına yaklaşıp, kim olduklarını sordum. Aldığım cevap “Biz Hizbullahçıyız” oldu.

 “Hizbullah ne demek oluyor” diye sorunca ; “Biz Allah’ın askerleriyiz” dediler. Bende onlara  “Allah’ın askere ihtiyacı mı var” deyip yanlarından uzaklaşmıştım.

 

Takvim yaprakları 25 Haziran 1992’yi gösteriyor.

Türkiye’de  “Karadeniz Ekonomik İşbirliği Toplantısı” yapılacaktır.  Kardeş Azerbaycan’ın Başkenti Bakü’den kalkan bir uçak İstanbul Atatürk Hava Limanı’na iner.  Uçaktan inen yolculardan biri, hemen yere kapanıp toprağı öper. İstanbul’daki toplantı programı sonrası, bu yolcu zaman kaybetmeden Ankara’ya geçer ve doğru anıt kabre gider. Atatürk’ün huzurunda, ziyaret defterine şu satırları yazar: 

“Ey, büyük Türk’ün büyük komutanı!..

Sizi ziyaret etmekle kendim ve bütün milletim adına şeref duydum.

Senin askerin Ebülfez Elçibey.”

Elçibey, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanıdır ve kendisini Atatürk’ün askeri olarak görmektedir.

Atatürk’ün Askeri Ebülfez Elçibey, 16 yıl önce 22 Ağustos 2000 tarihinde hakka yürüdü. Bursa ziyaretleri sırasında izleyen bir gazeteci olarak kendisini saygı ile anarak,  Allahtan rahmet ve mağfiret diliyorum.

-Türk Bağımsızlık Turan

Elçibey’in damadı Agil (Akil) Samedbeyli’ye sormuşlar: -“Elçibey denince ilk akla gelen nedir?

Damadının cevabı:“ Türk, Bağımsızlık ve Turan'dır!”  olmuştur.

Elçibey, hakkında ülkemizde de uzun yıllar “kara propaganda” yapıldı. Elçi Bey'in iktidardan devrilmesinde eli olan hainler, kendi ihanetlerini örtbas etmek için " Elçibey Devlet ve Siyaset adamı değildi, bir dervişti, şairdi " gibi propagandalar yaptılar. Onun 16. ölüm yıldönümünde istedim ki, gerçekte Elçibey’in kim olduğunu anlatayım.

 

Sovyetlerin en güçlü zamanında bu imparatorluğa karşı tek başına savaş açmış, uzun ve çileli bir mücadeleden sonra Azerbaycan'ı bağımsızlığa kavuşturmuş bir şahsiyet, daha ne yapmalıydı?.

 

Tarih 1963..

Elçibey üniversiteyi bitirmiş, Sovyet-Mısır ortak yapımı olan “Esvan” barajındaki çalışmalara yardımcı olmak maksadıyla Mısıra tercüman olarak gönderilmiştir.

Aynı yıl SSCB’nin birinci adamı NikitaKruşçev’i, resmi bir heyetle Mısır'a gider. Karşılama ekibi içinde Elçibey de vardır..

Huruşev herkesle tokalaşır. Elçibey'e elini uzatır, ancak Elçibey’den karşılık görmez. Elçibey elini cebine koyarak Huruşev’i protesto etmiştir..

Doğal olarak KGB Elçibey'i bu davranışından dolayı sorguya çeker. Elçibey bu sorguda; "Ben bir Türküm. Kıbrıs meselesinde Kruşçev Rumları destekliyor, ben de buna itiraz olarak tokalaşmayıp protesto ettim " cevabını veriyor.

Tabi o dönem, bu olayın siyasallaşıp büyümemesi için örtbas etmek zorunda kalınıyor.  Çünkü KGB, Mısır’daki yabancı ülke diplomatlarının bunu öğrenmesini arzu etmeyeceği bir durumdur!

 

Tarih: 5 Temmuz 1992..

Elçibey henüz daha Cumhurbaşkanı değildir. 'Moskova Haberleri'  adlı gazetenin muhabiri Dmitri Furman soruyor:

 

-“Efendim öyle bir yaygın kanaat var ki, demokrasi Avrupa'yla, Hıristiyan kültürüyle bağlıdır. Müslüman ülkelerdeyse demokrasiyi sağlamak çok zordur. Ne dersiniz?

 

Elçibey: Bu asparagastır. Hem İslam hem de Hıristiyan âleminde siyasi gelişmenin birçok faktörü olmuştur.

Aynı zamanda demokrasinin de mesela demokrasiye geçişinde Osmanlı'daki tarihi 1876'dır. İlk Liberal Anayasa bu tarihte kabul edilmiştir.

Rusya'daysa bu tarih 1905'tir. Şimdi Türkiye'nin demokratik siyasi sistemi ve gelişmiş bir ekonomisi var. Rusya ise daha yeni demokrasi kurmaya çalışıyor. Unutmayalım ki, Müslümanlar hiç bir zaman Hristiyanları ülkelerinden, İspanyalıların Mavr'ları kovduğu gibi kovmamıştır. Hitleri de, Stalini de dünyaya Müslümanlar getirmemişler! 

 

Azerbaycan'ın çok ünlü bestecisi Cavanşir Kuliyev diyor ki: "1970 lerin başında Elçibey ile tanıştıktan sonra artık benim vatanım Sovyetler değildi! Benim vatanım tüm Türkistan'dı! Bu tanışlıktan sonra Türkün şanlı tarihi benim tarihim oldu. Türkün müziği de benim müziğim oldu. Ben özümde Türk oldum!

 

Yarın: (Aydın ve idealist bir lider)

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500