Advert
Yeni normalin robotları!
Osman Gürçay

Yeni normalin robotları!

1965'te Londra'da kurulan İngiliz Progresif ve Psychedelic Rock müzik grubu Pink Floyd’un hayranı olarak ilk kazandığım haftalıklarla onların LP’lerini alır ve DUAL pikabımda iki kolondan odaya yayılan stereo müziği sabahlara kadar dinlerdim.

Pink Floyd dinlerken klasik rock dinler gibi sallanıp yuvarlanmazsınız. O, sizi kendi dünyasının içine alır ve sonsuzluğa doğru huzurlu bir yolculuğa çıkarır.

Sadece The Wall albümündeki AnotherBrickInThe Wall parçasını dinlerken kendimi uzaydaki kara deliğe düştüğümü hisseder ve ürperirdim.

Onlar da benim gibi düşünmüş olacaklar ki; o şarkının klibi çocukların kıyma makinesinden geçirilerek tek tip çocuk üreten bir fabrikada çekilen korku filmi gibidir.

Özellikle bugünlerde bu klibi izlemenizi öneriyorum. Muhteşem bir müzik eşliğinde size bir şeyler anlatacaktır.

CORONOVİRÜS sonrasında hiçbir şey eskisi gibi olmayacak demeyen kalmadı ama nasıl olacağına dair kimsenin bir fikri de yok.

Yıllar önce Davos’ta konuşulan ve hayali bir senaryo olarak ifade edilen robot dünyası yerine robotlaşmış insanlar sürecine doğru mu gidiyoruz demekten kendimi alamıyorum.

Adına ‘Yeni Normal’ denilen bir çağa 1 Haziran 2020 tarihinde girmiş olacağız.

Başka bir deyişle egemenler tarafından bize (dünyaya) dikte edilen başlangıçta çok masum ve gerekli olduğuna inandığımız kuralları uygulayacağız. Uygulamayanlara ceza verilecek.

Başına sağlık, güvenlik, hijyen, kontrol, denetleme gibi sıfatlar eklenerek bizi kurallara uyarlayan merkezi bir gücün askerleri mi olacağız?

Bu ne hayal gücü saçmalıyorsun demeden önce eğer 60+ yaşındaysanız 10 yaşındaki dünyanızı bir gözünüzün önüne getiriverin.

O yıllarda tableti, akıllı telefonu bırakın, sadece fotoselli bir kapı yapabilen birisi Nobel dahil dünyanın bütün ödüllerini alırdı.

Bu gidişin yarınlarından çok endişeliyim. Belki de roman şiir yazamayacağız hatta aşık bile olamayacağız. Özgür olmanın anlamını bile unutacağız.

Bir temsili karikatür beni ne hallere soktu.

Sadece ne derlerse o olacağız korkusunu nasıl olsa ben hepsini yaşadım ve bunları göremem diye teselli bularak kilometreyi dolduruyorum.

Bizi bekleyen son belki The Wall klibi gibi vahşi değil ama orada bir kez ölürken, üzerimizde uygulanan masum(!) operasyonlarla her gün ölmeye hazır olalım.

KORONOVİRÜS fırtınasından savrularak elim bir kaza neticesinde kaybettiğimiz Mürşit Kavurmacı kardeşime de Allah’tan rahmet diliyorum.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500