Advert
Kurgulanan oyunda yedek kalmayalım!
Osman Gürçay

Kurgulanan oyunda yedek kalmayalım!

Ülkemizde Pandemiye karşı alınan tedbirlerin doğru olduğuna inanmak istediğim sonuçlarına bakarak diğer ülkeler ile karşılaştırınca, başarılı bir mücadele verildiğini görmekten mutluluk ve gurur duyalım.

Sürecin ilk günlerini hatırlarsak…

Camiler kapanırsa gök kubbe çöker kıyamet kopar’ diyenlerden ‘Bizi kimse Cuma namazından mahrum edemez’ inat edenler vardı.

Ve yine idrak ettiğimiz Ramazan ayında Teravih namazlarını ve Kadir Gecesini mahzun geçirdik.

Demek ki her şey niyetten ibaret oluyor.

Öte yandan sosyal alanların kapatılması, gıda, kurye ve lojistik hizmetleri dışında mağazaların kapalı olması, kısa çalışma programları nedeniyle üretimin düşmesi, birçok tesis ve insanın dört gözle beklediği, hazırlandığı turizm sezonunun akamete uğraması, uluslararası uçuşların iptal edilmesi, sokağa çıkma yasakları ve kısıtlamaları üzerine birçok felaket senaryoları yazıldı ve çizildi.

Bu dönemde birçok yeni alışkanlıklar edindik ya da birçok alışkanlıklarımızdan vazgeçtik.

Bu küresel sorunun bize değmeden teğet geçmesi elbette mümkün olamazdı ve acı reçeteler peş peşe yazılmaya başlandı.

Çok kısa bir dönemde üç bayram ve bir Ramazanı kapsayan kriz döneminin ilk aşamasını bitirdik.

Sadece bize değil bütün dünyaya hasar verdi ve ekonomik tedavilere başlanacaktır ama asla eskisi gibi bir dünya olmayacaktır.

Farkında mısınız?

Eskiden krizler bazı ülkelere yarar, bazı ülkeleri ise uçuruma sürüklerdi. Yani krizlerin mutlaka bir kazananı olurdu.

Bu kez bütün ülkeler kaybetti kazanan tek varlık doğa oldu.

Bacalardan karbon salınımı, sokaklarda egzoz dumanı, denizlerde araç kirliliği, kıyılarda insan atıkları ve hafta sonları piknik artıkları olmayınca doğa nefes aldı ve kendine geldi.

Bu gün Haliç’te, Trilye’ de yunuslar dans ediyorsa, kıyılarda balıklar oynaşıyorsa, Uludağ’da dağların kibarı Ayılar teleferik istasyonuna kadar geliyorsa bunun nedenlerini iyi okumamız gerekiyor.

Aslında yepyeni bir düzen kurgulanıyor. Bu düzene uyanlar büyüyerek devam edecek, bir bakalım diyenler tarih olacak.

Birinci ve İkinci dünya savaşlarında aslında dünyada fazla paylaşacak bir şey olmamasına ve doğal kaynakların kıtlığının çekilmemesine rağmen Birinci Dünya Savaşı’nda 17 milyon asker ve sivil ölmüştür.

Ve yine 2.Dünya Savaşı, insanlık tarihindeki en büyük ve en kanlı savaştır ve 1939-1945 yılları arasında 40-50 milyon insan hayatını kaybetmiştir.

Bu iki savaş çıkmadan önce başlamaması gerekir diyenlerin sesinin duyulmaması toplam 70 milyona yakın insanın ölümüne sebep olmuştur.

Pandemide bütün dünyada toplam ölüm sayısının milyonu bulmadan ekonominin düzenin yeniden formatlanması beni, şeytanın gör dediği noktaya getiriyor.

İtalyan parlamentosunda bir kadın vekilin sermaye tarafından Pandemi’nin kurgulanmış bir oyun olduğunu söylemesi ve hükümetin bu tuzağın jandarması olduğunu iddia etmesine karşılık yükselen seslere Başkanın protestocuları susturarak konuşmanın devamını sağlarken, sizin de sözünüz varsa kürsüye çıkıp söylerseniz demesine ülkem adına çok özendim.

Bugünlerde tarım yükselen değer gibi görünse de reel ekonomi alanında nitelik ve nicelik olarak yeri dar olduğundan kalkınmaya ve refaha giden yol değildir.

Bizler karnımız tok sırtımız pek dönemini terk edeli on yıllar oldu. Elektriği suyu bırakın, internetin on saniye kesilmesine bile tahammülü olmayan bir toplum olduk.

Kanaat etmeyi bırakın elimizde ne varsa bir üst modelini almak için geleceğimizi borçlandıracak kadar haris bir toplum olduk.

Sonuç olarak büyük oyuncuların kurguladığı bir oyunda sahada olmaktan başka çaremiz yoktur.

Bu arada tek kazanımımız olan doğaya nefes aldırma sürecini alışkanlık haline getirerek ona kıymayalım bari…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500