Advert
Özür diliyorum!
Osman Gürçay

Özür diliyorum!

Bugün tehlikenin boyutları daha iyi anlaşılan COVİD 19 kod adlı virüsün ülkemize taşınmaması için alınan önlemlerin yetersizliğine ve kişilerin görev ihmaline  dikkat çekmek için sosyal medyada gördüğüm bir grubun Dominik – Moskova – İstanbul – Bursa seferinin paylaşımlarında gördüğüm yanlışları yazmıştım.

Elbette bunları yazarken gelebilecek olumlu veya olumsuz tepkilere şaşırmadığımı ve öngördüğümün bilinmesini isterim.

Ancak Bursalı bir köşe yazarı, İstanbul Hava Alanı servis otobüsünden polis eskortları refakat ettiği bir araç tarafından alınan bürokrat kızı olayının sorumlularınıen sert şekilde eleştiriyorsa, Bursa’nın sağlığını ilgilendiren yanlışlıklar zincirini eleştirmezse olmazdı.

Bence maksat hasıl olmuş ve olay kamuoyunda değerlendirilmiş ve Sami Bilge’nin yanında seyahate katılan birkaç kişi dışında ortak dostlar tarafından bile olumlu bir eleştiri olarak geri dönüşler olmuştur.

HANİ BEŞER ŞAŞAR DERLER YA!

Yaşım başım gereği bu özdeyişi hiç göz ardı etmem ve yanlışım olduğunu görür ya da inandırıldığımda özür dilemeyi erdem değil görev olarak düşünürüm ve aslanlar gibi de dilerim.

Ben on yıldır basın emekçisi profesyonel olarak köşemi yazarım bunun nereye konacağına ve nasıl değerlendirileceğine ben değil Yazı İşleri Müdürü karar verir. Ama sorumluğu benim olan bir yazımın köşeme konmaması beni ilgilendirir ve gereğini yapar istifa ederim ve geçmişte de bunu yaptım.

Sami Bilge sosyal medyada söz konusu yazımın yalanlarla dolu olduğunu örneklerle anlatırken bana da atar gider yapmayı ihmal etmemiş olduğunu gördüm. 

Basın kimliği üzerinden saldırmalarını anlayışla karşıladım ve bu feryat figanını suçüstü yakalanma telaşına verdiğim için konuyu kapatacaktım. Aslında adam haklıydı çünkü ben onun yakından tanıdığı ve tarif ederken ekmek - kemik –balta metaforlarını kullandığı gazetecilerden değildim ve gerçekten tanışmıyoruz.

Ancak!

Ekmeğini paçavra ve çaputtan kazanan birinin gazeteme paçavra demesi ne yaman çelişkidir değil mi? O kafa ki; kendisini ortaçağ zihniyeti ile paçavradan para kazanırken sermaye – emek ilişkisini çalışanına ekmek verdiğini iddia eden bir hayırsever olarak tanımlıyor.

Benim gazetem çok dostumun isteyip de yazamadığı ama benim özgürce yazılarımı yazabildiğim değerli bir gazetedir.

Ben bu zor günlerde sorumsuz davranan ve bunu an be an bunu paylaşan bir zihniyetin siyaset yapmasının Bursa’ya bir yararı olmayacağını konusunda düşüncemi de ekledim.

Ben kimsenin özel yaşamının açıklarının peşini takip etmiyorum ve bana kimse parayı bırakın, hatırla bile inanmadığım bir yazıyı yazdıramaz.

Ben sizi de takip etmedim. Ekibinin paylaşımları önüme çıktığında bakıp geçiyordum ve Dominik’te tefsir mi okudunuz yoksa spor mu yaptınız beni ilgilendirmedi. Kişisel ve ruhsal sağlığınız, virüs kapma ihtimaliniz sizin sorununuzdur.

Bu arada ulan ile başladığınız sonunu yalan olarak bağladığınız Küba konusunu ben uydurmadım ve yorumlamadım.

Sizlerin paylaşımında ‘ Küba’ya da geçecektik ama Küba tedbir olarak hava sahasını kapattığından tatilimize burada devam ediyoruz Hatta bu iyi bile oldu.’sözünüzü tekrar ettim.

Bu konuda benden değil ben bu yaşta bu ulanlı yalanı nasıl söylerim diyerek kendinizden özür dileyin yeter.

Benim size bir takıntım olsa ulusal medyada manşet olan ve gençlerin geleceğinin kanını içen vampir olan YÖK Ali Demir’in sizin fabrikanızda sakladığını konu ederdim.

Çünkü konuyu inceledim ve o dönemde sizin beyanlarınıza da inanarak sizin ve ailenizin bu konuda bir dahli olmadığını anladım.

Aslında sizinle anlaşmak ve benim özür dilemem çok kolaydı biliyor musunuz?

Sizin bütün geziyi paylaşan dostlarınız, terminalden minibüsten çekimler yapacağınıza havaalanından karantinaya alındığınız haberi paylaşsaydı, altına geçmiş olsun yazardım.

Ya da o ana ait COVİD 19 testi sonucunu paylaşsaydınız ben o yazıyı yerdim ve sizlerden özür dilerdim.

Bir metre öteden alınan ateş değeri sonucu asla test ve güvenilir bir uygulama değildir. Aynen yazdığım gibi hava alanı personeli otobüsten aldıkları kız gibi görevlerini yapmamışlardır.

Kişisel karantinanızda Bursa’daki vakaları takip ediyor ve eminim üzülüyorsunuzdur.

Yani Sami bey! Ben baltayı taşa vurmadım nereye vurduğumu da artık siz çok iyi biliyorsunuz.

Bana adetim olmayan bir şey yaptırıp yazımın peşinden koşturdunuz ama ben noktayı koydum.

EVET BEN DEDEYİM!

Benimle özel yazışmalarımızdan kolaj yaparak 65 + olarak sokağa çıkarak yasakları deldiğimi servis ve ihbar eden kardeşimin dede sıfatı ile süslediği sözlerini büyük bir mutlulukla okudum.

Yıllardır ağabey dediği adama dede demesindeki ironiyi de beğendim. Ben yaşımdan ve yaşam kalitemden memnunum.  Dede olmak harika bir şeydir ve asla tarif edilemez sadece yaşanır. Senin için mahsuru varsa dilerim sen olmazsın.

Sana özelden yazdığım sokağa çıkmıyorum ve araba kullanmıyorum. Gazeteden araç yollayıp aldırıyorlar ve iki saat gündem toplanısı yaparak evime getiriyorlar yazdım. Sende mal bulmuş mağribi bunu servis edip yasakları deldiğimi ilan ediyorsun.

65+ yaşlara sokaklarda gezmek, o yanda bu yanda sürtmek yasaktır çalışmak değil ve bu bizi okyanus ötesinden gelen mikroplara virüslere karşı korumak amaçlı alınan bir karardır. Gazetemin gözünü para hırsı ile büründüğünü yazmışsın senin anladığın gazetecilik bu galiba…

Bunu Sami beye de inanırmışsın ya!

Helal olsun.

Sanırım bilmiyorsun. KVKK diye bir yasa çıktı ve özel yazışmaları kamuoyuna servis etmenin hukuki sonuçları artık’ hükmün açıklanmasının geri bırakılması’ya da kovuşturmaya gerek yoktur’ gibi basit sonuçlanmıyor ve ağır maddi bedelleri var.

Ama ben böyle bir şey yapmayacağım çünkü özel yada genel bütün yazdıklarımın sonuna kadar arkasındayım.

BEN BAŞKAN SANIYORDUM YANCI ÇIKTI

Hepimiz paylaşımları okuyoruz ve altlarına kendimize göre yorumlar yapıyoruz. Bazen dost dediklerimiz üzülmesin diye fikirlerine, yazdıklarına katılmadığımız arkadaşlarım için yorum yapmıyoruz.

Ben bir fazlasını yaparak dost bildiklerimi ağabey sıfatı birbirinizi kırmayın, konuyu uzatmayın falan gibi yazarak özelden uyarıyorum.

Geçen yıl patlayan gri pasaport ayarlanarak turistik tur belgeleri ilk kez bana geldi ve inceledim. Bana göre her şeyi ile skandaldı ama zaten valilik son anda durumu fark ederek, gri pasaport talebi ret ya da iptal edilerek konuyu bitirdiğinden kamu yararı yok diye yazmadım.

Konu basına yansıdıktan sonra sosyal medyada karşılıklı atar gider savaşları başladığını gördüğümde bu konunun muhatabı olan kurumun başına özelden ‘ Ben de yazsaydım bir sabiyi sanatçı, para veren 1.50 boyunda 90 kg. bir hanımı dansçı diye listeye koydunuz diye sizi eleştirirdim ama yazmadım. Bu işi uzatmayıp ve kapatsanız iyi olur’ diye yazdım. O da bana teşekkür ederek bunu arkadaşlarımla paylaşacağım dedi ama o skandal uzun süre gündemden düşmedi.

O kurumun başı bu olayda içerik okumadan, doğruyu araştırmadan hatta beni aramadan nasıl bir ilişki yumağı varsa her ahval şeraitte yancı gibi davranarak bana atar gider yapıyor, basında virüs var ve nasıl kurtulacağız diye yazıyor.

O çok kolay be İbrahim Erdoğan Başkan istifa ediver konu kapansın ama dost dediğin altı okka yapan değil, kırmayı, kırılmayı göze alıp doğruyu söyleyendir.

Fazla kişisel olan bu yazımdan dolayı başta okurlarımdan Yazı İşleri Müdürümden özür diliyorum.

Barışmasını bilmeyen küsmesin diyeceğim ve nefsi müdafaa ve gazeteme saldırı dışında bir daha asla böyle bir cevap yazısı yazmayacağım.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500