Advert
Burkay kaybederse, Bursa kazanır mı?

Burkay kaybederse, Bursa kazanır mı?

BTSO da 40 yıldan fazla süren Sönmez Ailesi iktidarının zaman içinde kaçınılmaz olan idari ve hamle yorgunluğu nedeniyle katılmadığı son BTSO seçimlerinde, yakaladığı dönemsel siyasi pozitif rüzgarına eklediği “iyi niyetli” grubun tercihleri ile İbrahim Burkay, rakibi İlhan Parseker’in de yanlış kadro seçimleri ile BTSO‘da yeni dönemin patronu oldu.

“Bursa kazanırsa Türkiye kazanır” sloganını ben de Bursa adına çok sevmiştim. Yeni güç, taze kan ve dinamizm ile Türkiye’nin ekonomik gündeminde damga vuracak bir BTSO bekliyordum.

Türkiye’de kurumların vizyonunu Başkanlar belirlediğinden Yönetim Kurulunda olan isimler bazı kendine özel kişiliklerin dışında çok önemli değildir. Hemen ifade edeyim ki; Burkay Yönetim Kurulunda kamuoyunda özel yeri olan bir isim de yoktu.

Seçim bildirgelerinde ortaya koydukları vizyoner projeler kürsüde söylenmesi kolay ama yapmak için sağlam irade gerektiren işlerdi. En kolayından başladılar ama ters ayakla başladılar. Zaten var olan Meslek Komitelerine eş güdümlü olarak Konseyler oluşturdular. Yani işleri uzatmak için herkese bir koltuk vermek sevdasına düştüler. Komiteleri üyeler seçerken, Konseyler seçim sonuçlarında etkili olan  “İyi niyetli” gruba tercih bedeli “himmeti” olarak verildi.

İlk işleri BTSO çalışan kadrosunu tarumar etmek oldu. Tepeye şimdi sabıkalı olan TUBİTAK’dan birisini oturttular. Ardından hizmet alımlarında yine “özel” tercihler kullanıldı. Taşeron tutup çalıştıracaklarına BTSO’nun kendisi birilerine taşeron oldu.

Yönetim Kurulu üyesi İlker Duran dâhili, harici, bildiği bilmediği, gittiği, gitmediği bütün toplantıları forse ederken ilgili komite başkanlarını oyun dışı bırakarak Bursa’nın cümlesine “sen neymişsin be hocam” dedirtti. Büyük ailesinin cemaat aidiyetlerini “yakinen” bilirim ama kişi olarak itham edemem. Gördüğüm fotoğraf Burkay’dan seçim destek diyetini fazlasıyla aldığıdır.

BTSO Altıparmak binasındaki toplantılara asfalt ağlatan arabaları gelip (otopark varken) kaldırımı işgal etme şımarıklıklarına bile çözüm bulamayıp, halkın ettiği küfürleri kâr saydılar.

Hükümetin aldığı bütün ekonomik kararlara uymak değil biat ettiler ve BTSO toplantılarında ellerindeki atari petleri ile doları 2 lira olarak belirlediler.

BTSO olarak ülkenin ekonomik gündemine dair tek bir düşünce üretimi yapmadılar. BTSO büyüklerimiz ne derse doğrudur diyerek kişilik zaafı yaşarken, öte yandan üyesi olan firmalar krizlerde yaprak gibi sallanırken sadece seyirci oldular. Bakan ya da vekillere ağam paşam dediler ama hiçbir gerçekçi destek alma becerisini gösteremediler.

Bursa’nın üretici kimliğine hiçbir yarar sağlamadılar. Bursa firmalarına negatif ayrımcılık yaptılar. İstanbul’a büyük diyet bedelleri ödediler. Bursa için Popülist bile olamadılar.

Sen içerde dik duramazsan dışarıda seni birkaç reklam ajansı ve “Hall” dışında kimse sallamaz. Sen ki Bursa gibi bir ilin BTSO Başkanısın seni Müsiad’ın İstanbul’da yaptığı bir etkinlikte Cumhurbaşkanının yanına değil gezdiği salona bile sokmazlar.

Son zamanlarda Bursa trafik felci yaşıyor. İş bitmiyor. Çalışanlar işlerine gidemiyor ama insan iki laf etmez mi? Ya da keseye elini atıp destek olmaz mı? Belli ki kavşak B.Ş.B.’nin çapını aştı. Haftaya maçlar başlayacak okullar bir ay sonra açılacak ama kavşak şantiyesi bayram tatilini 9 dokuz gün yapıyor.

Haysiyet cellatlığı olmasın diye sıcak gündemle ilgili olarak duyumlarımı paylaşmıyorum. Orada da paranın çıktığı değil, palazlandırdığı noktalar araştırılırsa hedef bulunur.

Bütün bunlar ve göremediğim daha niceleri BTSO’da yaşanan Burkay döneminin kayıp dönem olarak tarihe geçeceğinin tescilidir.

Bir senede bütün bu olumsuzluklar biter BTSO ya bahar gelir mi bilemem ama bu gün köşemden baktığımda durumu “Burkay giderse, BTSO büyür.” olarak görüyorum.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500