Advert
Yedi uyurlardan, yedi uyuyanlara

Yedi uyurlardan, yedi uyuyanlara

       Tarih kitapları okumayı severim. Hele bir de safsatalarla dolu cafcaflı resmi tarih(!) değilse bir geceye bir kitap sığdırır öyle uyurum. Antik öykülerin dili çok güzel oluyor. Şiirsel hikâyeler gerçeküstü de olsa düşündürüyor ve huzur veriyor.

Yedi Uyurlar Efsanesi’de bunlardan biridir. Kuran-ı Kerim’in 18 ayeti Kehf(Mağara) süresin de bu öykünün gerçeği yazar. Günümüzde de uyuyanlar vardır. Önce efsaneyi sonra da sonra da günümüzün uyuyanlarına bir göz atalım.

Tarihte yedi uyurlar…

M.S. 279 yıllarında kralın zulmünden kaçan 7 genç bir mağaraya sığınmıştır. Yanlarında Kitmir adlı köpekleri de bulunan bu 7 genç mağarada tam 300+9 yıl süren bir uykuya dalarlar.
Efes dağlarında bir şehirde Dakyanus adında bir zalim hükümdar halkı kendisine ve putlarına taptırırmış. Allah'ın varlığına ve birliğine inanan birkaç genç ise gizlice ibadet ederek bu zalimin buyruğu dışına çıkarlarmış. 
Bunu haber alan Dakyanus'tan kaçan gençler, kendileri gibi inançlı bir çobana rastlarlar. Çoban ve Kıtmir adındaki köpeği de onlara katılır. Çobanın bildiği ve 
yanında su olan bir mağaraya sığınan Eshab-ı Kehf-Kehf burada uykuya dalarlar Kralın vezirleri mağarayı bulurlar. Ancak korkularından içeri giremezler. Eshab-ı Kehf-Kehf, burada ise çıkamayıp helak olsunlar diyerek mağaranın ağzını ördürürler.

Burada 300+9 yıl derin bir uykuya dalan gençler uyandıklarında acıkmışlardır. Kente ekmek almaya gönderdikleri arkadaşları eski paralarla alışveriş yapmaya kalkınca sahtekâr diye kralın huzuruna çıkarılır. Krala başlarından geçenleri anlatır. Kral mağarayı görmek ister. Ama mağaranın kapısı Tanrı’nın buyruğuyla kapanır ve bir daha hiç açılmaz. 

 

Türkiye’nin yedi uyuyanları

15 Temmuz 2016 kalkışması bizde de 30+12 yıldır Yedi Uyuyanların olduğunu gösterdi. Bu tür kalkışmalar bedendeki kanser hücresi gibidir. Bedenden beslenir, yaşamak ve gelişmek için maddi (vitamin), manevi (moral) gibi bütün desteği bedenden alır. Semirip, sömürüp güçlendiğini hissettiği anda ilk darbeyi kendini yetiştiren besleyen bedene vurur. Bedenin savunma sistemi elbette vardır ama beyin fethedildi mi işlem tamam olur. Ne antikorların, ne akyuvarların, ne enzimlerin, ne de hormonların bir hükmü kalmaz. Onlar alarm düğmesine basar ama beyin onu görmez. Görmek istemez. 42 yıl önce tezgâhlanan FETÖ kanser hücresine karşı antikorlar zaman zaman alarm verdi ama beyin duymak istemedi. Sadece son 12 yılda değil 42 yıldır görmek istemedi. Bu belanın neler mal olabileceğini söyleyenlere hapislere atıldı ama beyin duymadı. Ülkemin beyninde de yedi ana uyuyan vardı. 42 yıl boyunca Cumhurbaşkanı uyudu. Başbakan uyudu. Hükümet uyudu. Genel Kurmay Karargâhı uyudu, Emniyet uyudu. Yargı uyudu. MİT uyudu.

Hal böyle olunca kanser bedeni teslim almak istedi ama beceremedi. Fıtratında memleket sevdası olan Türk Halkı bu mikroba dur “Yedi Uyuyanların” hepsine birden uyanın dedi.

Uyandılar mı? İşareti sağlıklı almak, süreci doğru okumak ve öyle görmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanı, Türk Milletinden ve Yüce Allahtan geçmişte bu örgüte verdikleri destek için af dilerken attığı adım bir düşünce devrimidir. Ben Sayın Cumhurbaşkanının 42 yılın bütün uyuyanları adına konuştuğuna inanıyorum.

Artık bedenin kendi bütünü ile barışma ve kanserli hücreyi bünyesinden atma, bu sürecin Yedi Uyurlarının da uyanma zamanıdır.

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500