Advert
Benim ülkemde ödül almak yanlıştır!
Osman Gürçay

Benim ülkemde ödül almak yanlıştır!

Bu ülkede uluslararası prestijli ödül alırsanız başınıza iş açarsınız.

Bunu en iyi bilen zeki insanların bir kısmı şovlara çıkar, hatta en önemli üniversite salonlarında küfürler eder ve izlemek için verdiğiniz paralarla nasıl yat, kat, rezidans ve otomobiller aldığını anlatarak malı götürür.

Öteki kısmı seri halinde çevirdiği filmler ile öğürmeyi, böğürmeyi ve osurmayı film diye çeker ama daha acısı filmleri Türk sinema tarihinin izlenme rekorunu kırar.

Yazanı ile, çizeni ile, çekeni ile, okuyanı ile, izleyeni ile böyle bir resmin olduğu yalnız ülkemde ödül almak yanlıştır.

Orhan Pamuk Nobel aldı diye hakkında demediğimizi bırakmadık. Ödüle siyasetin pisliği dahil her şeyi bulaştırdık. 

Oysa İsveç Akademisi Daimi Sekreteri Horace Engdahl, Pamuk'a hitaben Türkçe olarak, "Sizi, İsveç Akademisi adına kutluyorum ve Majesteleri Kral'ın elinden Nobel Edebiyat Ödülü'nü almanızı rica ediyorum" dedi.

Bu çağrı üzerine Orhan Pamuk ödülünü İsveç Kralı 16. Carl Gustaf'ın elinden teslim adı. Kral Gustaf, Pamuk'a Nobel diploması, madalyası ve 10 milyon İsveç Kronu içeren ödülü verdi.

Dünyanın en prestijli organizasyonu olan Nobel tarihinde alan ilk Türk olan Orhan Pamuk için yakıştırmaların yanı sıra “Kar kitabı çok sıkıcı ben bile yazarım” diyebilecek cesarette bir milletin evlatlarıyız.

 

Haluk Bilginer! Ödül almaya ne gerek vardı?

Bu yıl 47. defa düzenlenen Uluslararası Emmy Ödülleri sahiplerini buldu. Ay Yapım'ın puhutv'de yayınlanan 12 bölümlük dizisi

Şahsiyet'in başrol oyuncusu Haluk Bilginer, 47. Uluslararası Emmy Ödülleri'nde En İyi Erkek Oyuncu ödülüne layık görüldü. Haluk

Bilginer, Türkiye'nin Uluslararası Emmy ödüllü ilk oyuncusu oldu. 

Almaz olaydı!

O ödülü alır almaz yer altında yaşayan köstebekler ve ölü böcekleri önce ödülü çakma ilan ettiler. Bu kesmedi ardından onun söylediklerinden paragraf cımbızlayarak, bazen komünist, bazen ateist, bazen Atatürk düşmanı, bazen din düşmanı ilan ettiler.

Oysa o sadece olması gereken sanatçı duyarlılığı içerisinde konulara ters açıdan bakıyordu. Aslında çoğunlukla doğruyu ters açıdan bakarak bulduğumuzun farkında bile değiliz. 

Bakın Haluk Bilginer yalnız ve mahzun ülkemde yaşananlar için zaman içerinde neler demiş.

***

Hangisine itiraz edebilirsiniz ki?

Usta sanatçı Gezi Parkı olayları ile dikkat çekici yorumlar yaparken; “Türkiye gençliğine dair umudunu kaybetmiş bir yaşlı adam olarak, Gezi’de umutlarım tekrar yeşerdiği için çok mutluyum” dedi.

“Sol siyaset hiçbir şeye dokunmuyor çünkü ezberledikleriyle konuşuyorlar, etraflarına bakmadan, 1800’lü ve 1900’lü yıllarda yazılmış kitaplardan okudukları ve duydukları şeyin gerçekleşebileceğini umuyorlar. Bu iş ezberle olmaz, bunun adı bağnazlıktır.”

“Türk olsun, Kürt olsun fark etmiyor; 20 yaşındaki delikanlılar yaşamadan ölüyor ve bir anne çıkıp da ‘Vatan sağolsun, bir çocuğum daha olursa onu da gönderirim’ dediği zaman kafamı duvarlara vurmak istiyorum. Bir anne bu cümleyi kuramaz ya da biz sadece öyle diyenleri izliyoruz, sadece onlar gösteriliyor bizlere.”

“Atatürk’ü öldürmeyeceğiz. Atatürk’ü olduğu gibi anlamaya çalıştığımız zaman onu daha iyi analiz edebileceğiz. Atatürk’ü insan olarak anlayabileceğiz. İkon olmaktan çıkarıp, insan olarak anlamak gerekiyor. 90 yıldır sadece tapınmakla meşgulüz.”

Türkiye’nin Atatürk’e tapınmaktan vazgeçemediğini söyleyerek, “Padişahlıktan Cumhuriyet’e geçişte adapte olmanın çok zor olduğu gibi 91 yıldır adapte olamamışız, 91 yıldır güce tapıyoruz” dedi.

“‘Rolümden etkilendim’ demek ya psikolojik rahatsızlıktır ya yalancılıktır dedim. Saldırdılar. Oyuncu rolünden etkilenmez, nokta!

Oyunculuk bir beceridir, marangozluk gibi. ‘Bu rol için altı ay bilmemkimlerle yaşadım.’ Tanrı’yı oynadım ben. Ne yapacaktım? Altı ay Tanrı’yla mı yaşayacaktım! Selama abartılı hareketlerle çıkmalar falan... Mesleği bu çapaklardan arındırmak lazımdır.”

“Sanatçı ne idüğü belirsiz bir tanımlama zaten. Mesleksiz ünlülere ‘sanatçı’ diyoruz. Ben oyuncuyum mesela, öbürü heykeltıraştır, diğeri dansçıdır. ‘Ben sanatçıyım’ diyene soracaksın mesleğin nedir abla? Biraz daha sanatla ilgilenmelerini tavsiye ederim.”

Haluk Hoca böyle şeyler söylemeye devam edecektir. Onun altını çizdiği ‘Mesleksiz ünlülere sanatçı diyorlar. Ben sanatçı değilim’ ironisini anlamakta zorlananların ülkesinde başarılarına çakma solcuların burun kıvırmasını, Kemalistlerin cümlesinden laf cımbızlamasını, sağcıların hönkürmesini normal karşılamak gerekir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500