Advert
Darbeler (7)

Darbeler (7)

      Necmettin Erbakan 1969 Milletvekili seçimlerinde Adalet Partisi’nden milletvekilli olmak istemiş, adaylığı kabul edilmeyince de,Konya’ dan bağımsız aday olmuş ve meclise girmişti.
12 Mart’ tan sonra hoca bir yolunu bulmuş, Cenevre’ ye gitmiş ve  uzunca bir zaman, orada kalmış, ülkeye dönmemişti.
Bu tarihlerde askerler, siyaset mühendisliğine merak sarmış,Türk siyasetini dizayn etmeye soyunmuşlardı.
Havacı bir general( Muhtemelen İrfan Özaydınlı) Cenevre’ ye gitmiş ve Erbakan’ a Türkiye’ye dönüp, parti kurması halinde kendisine müdahale edilmeyeceğinin  teminatını vermişti. Bu teminatı alan Erbakan Türkiye’ ye dönmüş, mutemed adamlarından Süleyman Arif Emre’ye Milli Selâmet Partisi’ ni kurdurmuştu.
Ülke,1973 seçimlerine başka bir darbe teşebbüsü olmadan bu şartlarda ulaşmış, yapılan  seçimlerde de, AP’ nin hedef  kitlesine hitap eden iki yeni parti Milli Selâmet ve Demokratik Parti, Adalet Partisi’ ne oy kaybettirmişti..
Buna mukabil, CHP yeni lideri Bülent Ecevit’ in getirdiği değişim heyecanı ile seçimi önde bitirmişti.
İlk siyaset mühendisliği sonuç vermiş, post modern darbeler yolunda bir adım daha atılmıştı.
Daha kesin seçim sonuçları belli olmadan, Bülent bey heyecanlanmış, tek başına iktidar olduğunu sanmıştı..
Kesin seçim neticeleri açıklandığında görüldü ki,CHP 185, AP 149, Demokratik Parti 45, Süleyman Arif Emre liderliğindeki Milli Selâmet Partisi de 48 milletvekilliği kazanmıştı..
Bu seçimde Bursa’da ilk defa, AP ve CHP dışında, Milli Selâmet Partisi de milletvekili çıkarmış, Emin Acar’ı meclise göndermişti.
Başbakanlık hayâlleri bir anda suya düşen Ecevit,Türk siyasi tarihinin en dramatik hamlesini yapmış ve bizi bugünlere getiren süreci başlatmıştı.
Erbakan ve sahip olduğu zihniyeti lâikliğin en büyük düşmanı sayan ve meydanlarda haykıran Ecevit, “ Bizimki  tarihi bir yanılgıymış”  diyerek Erbakan’la koalisyon kurmuş, yatırım teşvik belgesi vermek yetkisiyle donatılmış olan Sanayi Bakanlığı da, Milli Selâmet Partisi’ ne bırakılmıştı.
Gazi Mustafa Kemâl Bulvarı’ ndaki  Sanayi Bakanlığı binasının ( Bugün Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü) karşısındaki binaların çoğu fizibilite hazırlayan bürolarla dolmuştu.
Mesai saati içinde görüştüğünüz uzmanlardan birisiyle,mesai saati dışında bu bürolardan birisinde buluşur ve vereceğiniz paraya göre teşvik alırdınız.
Şimdi Allah’la konuştuğunu anlatıp peygamberliğini ilân eden İskender Evrenesoğlu da böyle bir teşvik bürosu açanlardandı.
İşte bizi, bugün" hizmet/ Gülenizim  hareketinin"  hazin sonuçlarına götürecek olan yeşil sermayenin tohumları böyle atılmıştı.
Koalisyon için verilen tâvizler, bundan ibaret değildi..
Erbakan, o zamanki adıyla Ortak Pazar olan Avrupa Birliği için,” Onlar ortak, biz Pazar “ diyor ve bu çalışmaların durdurulmasını şart koşuyordu.
Ecevit, Ortak Pazarla İsmet Paşa arasında imzalanan Ankara Anlaşması'nı da herhalde tarihi bir yanılgı olarak görmüştü ki, bu şartı da kabul etti. Ve “ Biz henüz hazır değiliz” dedi..
( Sosyal Medya’ da Rahşan hanımla rahmetlinin resimlerini neşredip,” Seni özlüyoruz” diye yazan sevgili dostlarımın bilgilerine)

        Kısa bir müddet sonra Kıbrıs’ taki Rum zulmü, müdahaleyi kaçınılmaz yapmış,20 Temmuz 1974 tarihinde Türk Askeri Kıbrıs’ a çıkmış ve ikinci harekâttan sonra da Kıbrıs bölünmüştü.Türkiye’ nindağına taşına, şehirdeki her taşıtına Ecevit’le Erbakan’ın miğferli posterleri asılmıştı..
Ecevit de,Erbakan da, zaferi kendilerine mâl etmek için siyasetin her yolunu deniyorlar;
kazanılan zaferi, uluslararası meşruiyete kavuşturacaklarına, siyasi iç kazanıma çevirmeye çalışıyorlardı.
Halbuki askeri zaferleri, kalıcı barışa çeviremeyenlerin kısa bir zamanda,kaybeden durumuna düşmesinin tarihte binlerce misali vardı.
Falih Rıfkı,” Çankaya” adlı eserinde anlatır. Bir gün, Mustafa Kemâl’ e sormuştur. “ Keşan’a kadar Yunanlı’ yı kovalamışken, doğduğunuz Selanik’ i niye almadınız”
Cevapta Mustafa Kemâl’in dehası ışıldar.
“ Çocuk, Selanik’ i almak istersen, İzmir’ i kaybedersin."
İşte Kıbrıs’ ı almak isterken, Mustafa Kemal gibi barış yapmasını bilmedikleri için, Türkiye’nin ambargolar altında kalıp, büyümesini kaybettiler.
İşte bizim uluslararası arenadaki 40 yıllık yalnızlığımızın temel sebebi.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500