Advert
Kara gün 17 Ağustos
Mustafa Karaman

Kara gün 17 Ağustos

 

Bugün 17 Ağustos…
Bizim için kara kapkara bir gün…
Yaz tatili için Trabzon'daydım ve bir tahlil yaptırmak için Farabi Hastanesi’ndeyim. Sabahın erken saatlerinde gelen bir telefon ile Farabi Hastanesi başımıza yıkıldı.
Bizimle beraber Trabzon'a gelen ve aslında ablamın kızı olan, ancak bizim kızımız statüsünde bulunan Pınar, bir gün önce teyzem Hatice ve çocukları ile Trabzon'dan Gölcük’e hareket etmişler, pazartesi Gölcük’e inmişler, o gece evlerinde yatmışlar ve 03.02'de deprem olmuş ve sabah saat 09.00'da bize gelen haber şu;
"Gölcük’te deprem olmuş, Gölcük yıkılmış." 
Başka bir haber alamıyoruz.
Uçakla İzmir'e intikal ettik ve İzmir'den araçlarla hareket ederek önce Bursa'ya, sonra da Gölcük’e ulaşmaya çalışıyoruz.
 
Hayatım boyunca yapmış olduğum en uzun ve en zor yolculuk bu yolculuktur. Telefonla irtibat kesilmiş! Hiçbir haber alamıyoruz.
Çarşamba günü saat 11.00 gibi Gölcük’e girdik!
Ama Gölcük, bizim bildiğimiz Gölcük değil!
Bizimkilerin evinin bulunduğu binanın önündeyiz, ama ortada bina yok. 
Altı katlı bina yan yatmış.
Herkes kendi derdinde, ortada devlet yok!
İşe koyulduk ve binanın birinci katında oturan bizimkilere ulaşmak için uğraşmaya başladık. Daha önce birçok kez geldiğim, kaldığım evin konumunu bildiğim için, tahmin yürüterek bir noktadan binaya girmeye çalıştık.
İki saat sonra ilk cesede ulaştık!
İlk bulduğum, yüreğimin parçasıydı, gönlümün artık kapanmayacak yarasıydı, Pınar'ım gülümsüyordu, cennet bahçelerinin yeni sultanı olan 11 yaşındaki Pınar'ım kucağımdaydı...
Pınar'ımı bir araç içinde, dağ yolundan Bursa'ya gönderdik!
 
Sonra...
Teyzemin çocukları olan 22 yaşındaki Zafer'e, 20 Yaşındaki Emine'ye ve 18 yaşındaki Murat'a ulaştık. Hepsi cennet bahçelerinin yeni misafiri olmuşlardı. 
Bir hafta sonra Hatice teyzeme ulaştık...
Hepsini Gölcük’te bulunan deprem şehitleri mezarlığına defnettik.
Pınar'ımı, Bursa'da bulunan kendi aile mezarlığımıza, rahmetli babamın yanı başına defnettik.
Ve 17 Ağustos, bizim için bu yüzden kara, kapkara bir gündür...


***
Pınar'ım...
Kaç yıl oldu, DÜN gibisin Pınar'ım,
Geçen onca yıla rağmen, GÜN gibisin Pınar'ım,
Yıllar geçse de, BUGÜN gibisin Pınar'ım,
Unutmadım, unutamadım seni, hasretim sana Pınar'ım...
Yine Ağustos, yine Ağustos'un On Yedisi, 
Hanginize yanayım,
Hatice'ye ne yazayım,
Emine'ye hangi mısrayı dizeyim, 
Zafer'e nasıl sesleneyim,
Murat'a ne diyeyim,
Sana "Kızım" dedim, onlara "canım" deyivereyim,
Ben Ağustos'un nesini seveyim Pınar'ım...
Mevla böyle yazmış, elimden bir şey gelmiyor Pınar'ım.
 

Vallahi...
Vallahi mümkün olsa, senin için dünyayı yakayım Pınar'ım.
Kader böyle yazılmış, çaresizim Pınar'ım...
Sana hasretim, sana sevdalıyım Pınar'ım...
Pınar'ım!
Rahmet olsun sana ve arkadaşlarına,
Yer ayır,
Yer yap,
İlgi göster orada bu Aymaz adama!
Gün olunca,
Zaman dolunca,
Geleceğim Pınar'ım,
Senin o güzel gözlerinden doya doya öpeceğim Pınar'ım...


***
BU KADER NEDEN JAPONYA'DA YOK!

Deprem bölgesinde yaklaşık on gün kaldım.
Neler gördüm neler!
İhaneti gördüm.
Devletin millete ihanetini gördüm!
Milletin devlete ihanetini gördüm!
Kimse kusura bakmasın, AYNI İHANET devam ediyor!
Aynı kalitesizlik, denetimsizlik, ciddiyetsizlik, ahlaksızlık, karaktersizlik devam ediyor!
İnşaat malzemelerinde kalite var mı?
Zorunlu olması gereken TSE belgesi zorunlu mu?
Bakın size bir örnek vereyim;
Güney Marmara’da bir belgelendirme kuruluşu türemiş, tüm beton firmalarına gidiyor ve diyor ki; 
"Denetime gerek yok! Belgeyi benden alın, zorunlu denetimleri yapmadan sizin belgenizi devam ettireyim!"
Ve TSE tarafından ciddiyetle denetim altında bulunan beton firmaları, TSE belgelerini iptal ettirerek, bu kuruluştan belge alıyor!
Ve bu duruma kimse ses çıkarmıyor!
 
Sonra...
Deprem olunca "KADER" öyle mi?
Bu kader, neden Japonya’da yok!
Denetim görevini yapmayan kamu...
Belge satarak, kaliteyi yok eden belgelendirme kuruluşu...
Belge iptallerinin yaşanmasına rağmen, bu konuyu yeterince takip etmeyen, sanayiciyi yeterince bilinçlendirmeyen, piyasa şartlarına göre tedbir almayan kaliteciler olarak, bizler...
Kötü kaderin asıl müsebbipleriyiz!.. 
Tekrar edelim; 
Bu kader, neden Japonya'da yoktur! 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500