Advert
Advert

"Kendimize olsaydı ne olurdu?” diye soralım

 

    FETÖ Terör Örgütünün kamu, belediye, üniversite, şirket ve STK'lar örgütlenme yapısı ile mücadele ülke çapında amansız bir mücadeleye başlandı. On yıllardır çok ince ve hain bir planla devletin bütün kurumlarına sızdıkları paralel yapıdan daha ötede devletin asıl yapısını yönlendirecek kadar güç kazandıkları gerçeğini 15 Temmuz kalkışmasının şifrelerinin çözülmesi ile tepeden tırnağa herkese öğretti.
Bu arınma süreci zaman alacaktır ama asla zamanla maksadını aşan ve hedeften sapan bir yörüngeye oturtulmamalıdır.
Gözaltılar ve tutuklanmalar bütün hızıyla sürüyor. Suçüstü yakalananlar dışında, şüpheli ya da zanlı olarak toparlananlar için “Suçu sabit olana kadar herkes masumdur” hukuk ilkesini hepimiz bilmeliyiz ve ona göre ahlaki davranmalıyız.
Ergenekon, Balyoz vs. davaları sürecinde ön yargılı olanların, ne kendilerine, ne çevrelerine bakacak, ne de Allaha yalvaracak yüzü yoktur. Bugünlerde biz de onlara benzemeyelim.
Bursa basınında FETÖ
Türkiye çapında yapılan operasyonlarda her ilde gözaltına alınanlar ve tutuklananlar isim isim açıklanırken, Bursa basınında oto sansür rüzgârları esiyor. Bursa’da 200’ü aşkın tutuklama ve gözaltı listesi Eski Vali ile Emniyet Müdürü başlığı altında 198 kişi denilerek geçiştiriliyor.
Bu yaklaşım sakattır. Bir ayağı noksandır. Hem güven ve prestij kaybedersiniz, hem de hakkında işlem yapılanları patronunuz da olsa zımnen peşinen mahkum etmiş olursunuz.
Bursa’da BTSO’nun son 40 yılına imza atmış bir ailenin yaşayan büyüğü gözaltına alınmıştır ve bu bir haberdir. Bu Celal Sönmez’in suçlu olduğu anlamına gelmez. Dilerim ki; sonuçta öyle olur ve aklanır. O gün ben köşemi sadece ona ayıracağım ve kendisine yürekten geçmiş olsun diyeceğim. Peki, siz o zaman ne yazacaksınız? Ne söyleyeceksiniz?
Ne yapmalıyız?
Bursa basını olarak bu süreci doğru okumalı ve yorumlamalıyız. Ön yargı ve hükümlerden arınmalı haysiyet cellatlığı yapmamalıyız. Haber değeri olan gelişmeleri objektif olarak kamuoyu ile paylaşmalıyız. Biz yapmazsak kent olarak bir İstanbul zevzeğinin diline düşeriz. Buna hakkımız yoktur.
Bursa’da kamuda, belediyelerde, üniversitede, sağlık kurumlarında makam emanet edilenlerin başta kendilerinin sonra da ekiplerinin üzerinde sorumluluğu vardır. Herkes bu arınma sürecine bakarak, yürüyerek değil icraat yaparak destek vermelidir.
Bunların dışında olan yaklaşımlar 15 Temmuz kalkışmasını hafife almak ve dolaylı olarak FETÖ’ye destek anlamına gelir.
Liyakat dirayet ile olur
Herkesi çıkarırsam iş yapacak adam kalmaz sözü de işgüzarlıktır. Bu kirli oyuna bulaşan, destek veren, nemalanan herkes kurumlardan temizlenmelidir. İdare-i maslahatçılık ya da vazgeçilmezlik duygusu basiretsizlik ve ilkelliktir. O gücünüz yoksa siz istifa edin.

Ya başarılı olsaydı sizce neler olurdu?

Bunu geçmişte FETÖ kumpasları mağdurları adına istemekten daha çok ”15 Temmuz başarılı olsaydı neler olurdu” sorusunun altını doldurunca ülkemde ortaya çıkabilecek tablo adına istiyorum.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500