Advert
Çelik Palas’ta yıkanmış don defilesi!
Osman Gürçay

Çelik Palas’ta yıkanmış don defilesi!

Bursa’nın kendisini denetlemesi ve sevenlerinin iletişimini sağlaması açısından çok önemsediğim bir kaç dijital platformda Çelik Palas’ı bu halde görünce kan beynime sıçradı.
 
Dostlar! Bursa turizminin, tarihinin ve sosyal yaşamının nirengi noktası sayılan, gençliğimizde bir fincan neskafeyi orada tattığımız, dış terasında oturarak ovayı seyretmenin bile ayrıcalık olduğu Çelik Palas ne hallere düşmüş!
 
1970’lerde hayatımın en önemli dönemini orada çalışarak ve okuyarak geçirdiğim Selçuk Ağamın ikinci sınıf kaplıcalı belediye tarifeli olan Demirci Oteli'nde bile camdan çamaşır sarkıtılmasına izin vermezdik. Biraz daha ileri gideyim, oteli hor kullanıyorlar ve genel düzene uymuyorlar diye Arap turistlere oda vermezdik.
 
Çelik Palas gibi bir efsaneyi, sosyal ve kültürel değeri üç kuruş para için harcamanın ilk ve tek şartı ilkenizin kalitesizlik olmasıdır.
 
Siz adamlara oda kiralıyorsunuz beyler!
 
Para veriyor diye, otelinizin ruhunu, kurallarını, kalitesini, kentinizin değerlerini satmıyorsunuz!
 
Sizin en büyük müdürünüzü gıgısından öpeyim!
 
Siz Fransa’nın en zengin kadını olan L'Oreal'ın varisi Liliane Bettencourt’un parası çok diye donunu kurutmak için Eyfel kulesine astırırlar mı sanıyorsunuz?
 
Ya da dünyanın en zengin Amerikalısı Bill Gates’in atletini havalandırmak için özgürlük heykelinden sarkıtmasına izin verirler mi?
 
Veya Çin’in en zengini olan Alibaba'nın Yönetim Kurulu Başkanı Jack Ma'nın, çok parası var diye Tiananmen Meydanı'nda hacet giderebilir mi?
 
Ama bizde sizin gibi kafalara bas bas paraları leylaya olunca verilmeyecek izin yok gibi görünüyor.
 
Öncelikle şunu iyi bilin!
 
Bursa için Çelik Palas bu örneklerin hepsinden değerlidir. 
 
Çelik Palas’ın projesi 1930 yılında İstanbul doğumlu ünlü İtalyan Mimar Giulio Mongeri tarafından bitirilir. 
 
Planı ‘L’ şeklinde olup, iki katlı bir otel olarak çizilmiştir. İlk hali 36 oda ve 72 yatak olarak düzenlenmiş ve inşaat sürecinde gazetelerde ‘ASRİ KAPLICA’ olarak anılan otelin adını Mustafa Kemal Atatürk kaplıca suyundaki çelikten esinlenerek ÇELİK PALAS koymuştur.
 
Mustafa Kemal Atatürk 1930 yılında otel inşaatının yanında olan köşküne geldiğinde bizzat otel inşaatını gezip denetlemiştir.
 
Çelik Palas otel olarak 1934‘de hizmete açılmış, ardından 1935 yılında da 3 km. uzaklıkta olan Hüdavendigâr Vakfı'nın suyu künklerle taşınarak Kaplıca Hamamı açılmıştır.
 
Yıllar içerisinde ilave projelerle büyütülerek 2000’li yılların başına kadar Bursa’nın hatta Türkiye’nin turizmine katkı koyan çok değerli, önemli bir yüz akı olarak hizmet verdi.
 
1989 yılında bir korku figürü gibi ana binanın arkasına dolanan canavar gibi başlatılan beton inşaat bitmeden özel sektöre satılan ve 2011’de bitecek denilen Çelik Palas artık parası olanın kapatacağı bir mal haline getirildi.
 
Bakın Çelik Palas’a kimler gelmiş?
 
1934’ de İsveç Veliahtı Gustaf 6.ncı Adolf ve eşi
 
1938’de Ürdün Meliki Abdullah…
 
1954’de İtalya Kralı Umberto…
 
1955’de Irak Kralı Faysal…
 
1956’da İran Şahı Rıza Pehlevi ve ilk eşi güzeller güzeli Süreyya…
 
1957’de Federal Almanya Cumhurbaşkanı ThedorHeuss…
 
1967’de Libya Kralı ve Bursa2da iken devrilen İdris El Mehdi El Sunusi…
 
1987’de Pakistan Devlet Başkanı Ziya Ül-Hak…
 
1987’de KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş…
 
Ve yine çeşitli yıllarda Dünyaca ünlü film yıldızı Katherine Hepburn, Bursa’nın ilk kentsel planını yapan mimarlar Luigi Piccinato, Mimar Albert Gabriel, Türkiye doğumlu Amerikalı ünlü yönetmen Elia Kazan, Efsane Futbolcu Johan Cruyff…
 
Ve dünya tarihine değer katan daha nice kültür ve sanat insanları Çelik Palas’ta konuk olmuşlardır.
 
Ondan dolayıdır ki; Çelik Palas’a her gidişimde her gün biraz daha geriye gidişini hüzünle izlesem de kıyafetime özen gösterir ve ceketimi ilikleyecek derecede saygı duyarım.
 
İşte siz Çelik Palas’ı taaaa oralardan balkonundan fanila don sarkıtacak hale getirdiniz.
 
Ben Çelik Palas’ta alkol var ya da yok üzerinden hiçbir zaman bakmadım ancak dört karılı anlayışın dünyada klasik bir marka değeri otelin servisine kısıtlamalar koymasını anlamakta zorluk çektiğimin de altını çizeyim.
 
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500