Advert
İstanbul’da yaya olmak…
Osman Gürçay

İstanbul’da yaya olmak…

İstanbul’a hiç gittin mi?  Kadıköy’den Eminönü’ne vapur ile geçtin mi?

Haliç kıyısında balık ekmek yedin mi?

Doğubank pasajını gezip Avrupa’dan işçi hakkı permi ile getirilen çamaşır, bulaşık makinalarını, televizyonları, teypleri gördün mü?

İstiklal Caddesi'ni, Beyoğlu’nun arka sokaklarını gezdin mi? 

Yüksek kaldırıma çıktın mı?

Sorularından sonra;

Aman İstanbul’u gezerken etrafa fazla bakınma yabancı olduğun anlaşılmasın yankesicilere kurban olursun…

Karşıdan karşıya geçmek boğazı yüzerek geçmekten daha zordur dikkatli ol…

Öğütleri üzerinden kırk yıldan fazla geçti ve eskiden şartlar uygun olursa Bursa’dan üç buçuk saat süren yolculuk İstanbul’un ta kalbine karadan bir saate, denizden iki saate indi.

İş hayatının haftalık rutin ziyaretleri ardından evlatlar ekmek mücadelesine İstanbul’da devam etmeye karar verince İstanbul’a yolculuk artık Nilüfer’den Bursa’ya gidişten daha sık olmaya başladı.

Yahya Kemal’in Ankara–İstanbul mukayesesinin aksine ben hep İstanbul’dan Bursa’ya dönüşü sevmişimdir.

Gece kalmak zorunda olduğumda çeşmelerin akmadığını görünce bir anda karar verip kalkıp Bursa’ya döndüğüm çok olmuştur.

Mudanya’dan kalkan ve Sarayburnu’na yanaşan lokantalı ve yataklı Samsun, Ankara gemilerinden inip girdiğimiz trafik keşmekeşine ömür törpüsü strese ilaveten burnundan kıl aldırmayan, kısa mesafe yolcusunu aşağı indiren taksi şoförleri ile az kavga yaşamadım.

Aradan yıllar geçti…

Geçen hafta oğlumun da içinde bulunduğu Efsane Mozaik Grubu'nun İKSV Caz etkinlikleri kapsamındaki konserini izlemek için İstanbul’a gittim.

Araba ile gitmekten daha çok arabaya orada mukayyet olmanın zorluğunu bildiğimden Mudanya’dan Yenikapı’ya deniz otobüsü ile yola çıktım.

İlk kez gideceğim Zorlu Center’daki Turkcell Platinum sahnesine nasıl gideceğimi oğluma sordum.

"Yenikapı’da in, metroya bin ve Gayrettepe’de in yönlendirme okları ve yürüyen yollar seni Zorlu Center’a getirecek" dedi.

İnanır gibi yaptım ama içimden dudak bükerek hadi hayırlısı dedim.

14.00'te bindiğim deniz otobüsünden 1 saat 45 dakika deniz yolculuğunun ardından indikten sonra okları takip ederek metroya vardım ve yola çıktım. Yaklaşık on beş dakika yedi durak sonra Gayrettepe’de indim. 

15 dakika süren yürüyen yol ve tünelden geçerek Zorlu Center’a girdim.

Toplam 2 saat 15 dakika sonra tek bir toplu taşıma aracı kullanarak ve 2.60 lira ödeyerek hedefe varmıştım.

Konserden sonra beğenerek izlediğim hatta hastası olduğum ve MOZAİK grubunun konuk sanatçısı olan Erkan Oğur ile sohbet ettim. 

Gece geri dönmek için saat oldukça geçti ve artık İstanbul’da çeşmelerden su aktığı için küçük oğlumun Fener yolundaki evine gitmeye karar verdim.

Zorlu Center’dan çıkar çıkmaz karşıma çıkan metrobüs durağına iki dakikada bir geçen metrobüse binerek yaklaşık yirmi dakika sonra Söğütlüçeşme'ye geldik. Orada hovardalık yaparak taksiye bindim ve 8.50 liraya Fener yoluna geldim.

Her şey iyi güzelse 805 bin fark nereden çıktı…

İstanbul yayaya ulaşımı çözmüş ve fiyatları da çok makul diye başlattığım sohbette bana bunlara ilaveten açık tramvay hatları ve daha Marmaray var dediler ama gelmek istediğim nokta farklıydı.

Bu kadar yatırım yapılan ve özellikle yaya ulaşımını kolay kılan bir yerel iktidar nasıl oluyor da 805 bin fark yiyerek el değiştiriyordu.

Aslında bu sorunun tek bir cevabı yok gibi gelebilir ama gerçekte bence tektir.

AK Parti’nin özellikle Ankara ve İstanbul’da adaylarının yanlış olduğunu söylemek mümkündür ama tam doğruyu göstermez.

AK Parti'nin görevden aldığı başkanlar hakkında yasal işlem yaptırmadığının bedeli olarak görebilirsiniz ama AK Parti'nin zaten görevden aldığı bakan ve bürokratlarla ilgili de böyle bir geleneği yoktur.

Bence halkın özel yaşamına müdahale duygusu korkusunun öne çıkması ve demokratik haklarını kullanamama tepkisinin sonucudur.

Bunları tetikleyen hizmet hareketi diye kutsanan cemaat diye ortaya çıkan ve paralel devlet kurmaya kadar giden FETÖ sürecinin hâlâ sonlanmaması ve faturanın adresinin şaşırması ile yeni cemaat yapılarının özel yaşama müdahale gayretkeşliğidir.

Biz Bursa olarak henüz yaya ulaşımının alfabesindeyken…

Hızlı trenin gelmesi hayal değil ama çok uzaklarda bir umut olurken…

Dört bir yanımız kentsel dönüşüm sancıları çekerken…

Bursa halkının tercihini AK Parti’den yana kullanması aradaki makasın daraldığını düşünürsek son avanstır.

Şimdi Bursa’ya hizmet ile birlikte kültür ve sanat yelpazesinin bütün renklerini Bursa’ya taşımak şart olmuştur.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500