Advert
4 bin yıllık acı ama leziz tad
Mehmet Çetinkaya

4 bin yıllık acı ama leziz tad

"Bu lezzet kıyamete kadar bitmez" denir ya... Kültürümüzde böylesine yeri vardır çiğ köftenin. Bir de Hazreti İbrahim'in ateşe atılması ve Allah'ın izniyle kurtulmasına dayanan bir hikâyesi de varsa çiğ köfte lezzet ötesi bir değer de taşır artık.


Gazetemizin anlaşma yaptığı lokanta bayram boyunca kapalı olunca bizler de iki günlük tatilden sonra çalışmaya başlayınca 'ne yiyeceğiz, nerede yiyeceğiz, kim ısmarlayacak sorularıyla karşılaştık ve bayramlık çözümler ürettik.
Cuma günü sayfa sekreterimiz Muzaffer Erol'un hanımı Emine kardeşimizin evden kendi elleriyle hazırladığı sarma ve mercimekli köfte ile kısır döngüden çıktık ve doyduk çok şükür.
Dün ise uzun zamandır talep ve arzu edilen çiğ köfte yapmak bana nasip oldu. Malzemeleri bir gün önceden hazırlayarak hazırlıklı geldim gazeteye.


Gazetedeki tepsili, bulgurlu, maydanozlu, salçalı, biberli, marullu mesainin ardından arkadaşlarımızla beraber afiyetle yedik yaptıklarımızı. Tam bir kendin pişir kendin ye usulü oldu. 
Üstüne de gazetemizin sorunlu ve sorumlu yazı işleri müdürü Ahmet Kundakcı’nın çok değerli annesi Zöhre teyzemizin ‘evlatlarım yesin’ diyerek gönderdiği baklavayı da afiyetle yedik.
Bu arada çiğ köftemizin isotunu evde unutunca, soluğu Beykapı’dan aldık. Mehmet Ramat abimiz sağ olsun Urfa isotunu bizden esirgemedi.

Belki bir gün siz de malzemeleri alır davet edersiniz. 
Biz de uygun isek gelir emeğimizi ortaya koyar beraber çiğ köfte partimizi yaparız... Türküleri de İzzet Günay abimizin yanık sesinden dinleriz artık...

HER YÖREDE AYRI LEZZET

Tabii çiğ köfte deyince ilk akla kırmızı etle yapılan gelir. Yağsız ve sinirsiz kırmızı eti taş üzerinde tahta tokmakla büyük bir emek ve ustalıkla döverek merhem haline getirmek gerek.
Ya da günün şartlarında robotla yapmak mümkün…
Kıyma makinesinden iki üç kere de geçirseniz olmaz. Sağlıklı olmaz. Yapılmamalı ve yenilmemelidir.
Ete alternatif ise yumurtalı çiğ köfte yapabilirsiniz. Ateş üstüne koyacağınız tereyağı iyice kızgınlaşınca içine çırpılmış yumurtalar eklenir ve yağda bir güzel pişirilir. Sonra çiğ köftenize katar biraz daha yoğurursunuz.
Afiyetle yersiniz.

Etsiz çiğ köfte ise çiğ köfte değildir. Olsa olsa kısırdır. Sanayi haline getirilen çiğ köfte zincirlerinin satış noktalarında denedim ve test ettim, yemenizi tavsiye etmem.
Peki, nerede ve nasıl çıktı bu çiğ köfte?
Sizlere önce tarihini sonra da tarifini vermeye çalışayım.
Birçok rivayet var bu konuda.

HAZRETİ İBRAHİM'DEN GÜNÜMÜZE 

Bir rivayete göre zalim Nemrut, Hz İbrahim’i yakmak için çok büyük bir ateş yaktırır. Bu ateş o kadar büyüktür ki; Hz. İbrahim bu ateşten kurtulsa da, bu ateşin büyüklüğü ve dehşeti yöre halkını derinden etkiler. Uzun yıllar hiç kimse ateş yakmaya cesaret edemez. Et yemek için ateşsiz çözüm ararlar. Eti taş üzerinde döverek ve tuzlayarak kıvama getirirler. Bulgur ile karıştırarak ve gerekli baharatlar eklenerek ortaya ‘çiğ köfte’ çıkar. Onun için de çiğ köftenin doğduğu ve yaşadığı yer tartışmasız anavatanı Şanlıurfa’dır.
O gündür bugündür çiğ köfte bizler için vazgeçilmez aziz ve leziz faydalı bir yiyecek olmuştur.  

Bir başka rivayete göre ise… 
Çiğ köftenin 4 bin yıllık tarihi çiğ köftenin vatanı olan Şanlıurfa'da, bu muhteşem lezzetin efsanevi hikâyesi Hz. İbrahim (a.s.) devrin zalim kralı Nemrut'un putlarını kırarak, Allah (c.c.)  varlığına inanmaya davet eder. “Vay sen misin kıran, benim putlarımı” diyen Nemrut öfkelenir. Hz. İbrahim’in ateşe atılmasını emreder. 
Ateş yakmak üzere yöredeki bütün odunlar toplanır. Nemrut, evlerde ateş yakmayı da yasaklar. Halk ateş yakmadan nasıl yemek yapacağını düşünür durur. Hz. İbrahim döneminde yaşayan Urfalı bir avcı, avladığı bir ceylanı eve getirip hanımından yemek yapmasını ister. Evde ve yaşadıkları çevrede tek bir dal odun dahi kalmamıştır. Zira zalim Nemrut, Hz. İbrahim'i ateşe attırmak için bütün yakacakları toplatmıştır. Avcı bu durum üzerine hanımından bir çare bulmasını ister. Kadın, ceylanın budundan bir parça yağsız et alır ve bir taş üzerinde onu ezmeye başlar, sonra ezilmiş eti bulgur, biber ve tuzla karıştırarak yoğurur. Yeşil soğan ve maydanoz ekler. 

Bir diğer rivayete göre de o dönemde kesilen hayvanları Hz. İbrahim’in emrettiği gibi kaya tuzu içinde kuruturlar. Kuruyan etleri, tahta tokmaklarla döverek, yağ ve sinirleri ayrıştırırlar. Bu işlenen kuru eti Hz. İbrahim'in tavsiyesine uygun olarak beş baharat ve bulgur ile yoğurmak sureti ile günümüzde bilinen çiğ köfteyi yaparlar.
Benzer birçok rivayet var. Sonuç itibariyle çiğ köftenin Hz. İbrahim (a.s.) döneminde ortaya çıktığı kabul edilir. Böylece Urfa’nın o leziz ve tadına doyum olmaz çiğ köftesi meydana gelir. 

Çiğ köfte o gün bu gündür dost meclislerinde muhabbet kaynağıdır. Sıra gecelerinin vazgeçilmezidir.
Aynı zamanda Hz. İbrahim’in ateşe atıldığı günden bir hatıra olarak tefekkür ve şükür için bu muhteşem gıda binlerce yıldır yemek olarak dünyaya tanıtılmakta ve yenmektedir. Kıyamete kadar devam edecektir.
Çiğ köftenin ortaya çıkışı yokluk, yasak ve korkudur.

Malzemeler (6 Kişilik)
500 kg çiğ köftelik et   
6 çay bardağı köftelik ince bulgur 
3 çay bardağı Urfa pul biberi
1 çay kaşığı karabiber 
1 çay kaşığı nane
2 tatlı kaşığı biber salçası 
1 tatlı kaşığı domates salçası 
1 adet kuru soğan 
2 diş sarımsak
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı kimyon
1 demet maydanoz
1 demet yeşil soğan
3 adet limon

Hazırlanışı
Köfte leğenine bulgur, ince doğranmış kuru soğan, pul biber, karabiber, salça, nane, sarımsak, tuz, kimyon iyice karıştırılıp yoğrulmaya başlanır. 
Yumuşak bir kıvama geldiğinde azar azar su ilave ederek yoğurmaya devam edin. Fazla su koymamaya özen gösterin. Aksi takdirde bulgurlar şişerek istediğiniz tadı vermez.
Bulgurlar yumuşayınca ve köfte kıvamına gelince daha önce hazırlamış olduğumuz taş üzerinde dövülerek imkân yok ise robotta macun haline getirilmiş ve sinirleri ayıklanmış olan etimizi katarak yoğrulmaya devam edilir. 
Etimizin görüntüsü kaybolana kadar ve macun kıvamına gelince çok ince doğranmış maydanoz ve yeşil soğan eklenerek iyice karıştırarak hazır hale getirilir. 
Tek tepside ortaya servis yapmanızı öneririm. Yanında milli içeceğimiz ayran, marul, lavaş, turşu, yeşil nane, sivri biber, salatalık, domates, tere ve turp güzel gider. Arzu edenler üstüne limon sıkabilir.
Çiğ köfte hazır olunca çok bekletilmeden servis yapılıp tüketilmelidir.
Afiyet ve şifa olsun.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500