Advert
Advert
Büyükşehir'de Altepe, BTSO'da Burkay  UÜ'de Ulcay nasıl temiz kağıdı alır?

Büyükşehir'de Altepe, BTSO'da Burkay UÜ'de Ulcay nasıl temiz kağıdı alır?

 

Türk halkına silah sıkan terör örgütü mensuplarının  sadece TSK da yuvalanmadığını yargıda, belediyelerde, eğitimde, sendikalarda ve kamuda da örgütlendikleri ortaya çıktı. Kamu örgütlenmelerinin yarattığı bataklıktan ise medya, sağlık, bankacılık, sendikacılık, finans ve özel eğitim kurumları başta olmak üzere pozitif ayrımcılık yaparak korudukları teröre destek oluşumları bir bir ortaya çıkmaktadır.

Bu bağlamda halkını katletmeye kadar varan nefret ve şiddete ( İ )yiniyet ve ( T)olerans yaklaşmak bunların vatan hainliği ile eşdeğerdir. Yargısız infaz ve haysiyet cellatlığı yapmaktan ALLAHA sığınırım ancak bu süreci Bursa açısından emekliliğini isteme, üç beş istifa ve görevden alma ile halledildiğine inanmak abesle iştigaldir. Başlıkta sözünü ettiğim üç kurumun ortak özelliği Bursa'nın öz evlatlarına karşı negatif ayrımcılık uygulamalarıdır. B.Ş.B.'den başlarsak Genel Sekreterin emekliliğini istemesi ve altı müdürün görevden alınması sadece işaret fişeğidir.

BU İŞLER PARA İŞİ

Terör örgütü yönetmek pahalı iştir ve satın alınacak adamları " ikna" edecek kadar cömert olmak için para gerekir. Bunun için de dışarıdan hizmet satın alımları ve ulaşım bulunmaz bir nimettir. Siz bir anda Bursa asfaltında gezen 4x4'leri tesadüf eseri mi zannediyorsunuz? Sıkıntı çıkarsa paralel yargı ne güne duruyor aklayıverir. BŞB'de bütün baskı ve kitap işleri nedense hep İstanbul'a verilir. Bursa baskı sanayicisi Hakkari'nin Yüksekova ilçesi esnafı muamelesi görür. O kitapların baskı adetlerini, ciltlerinin ve kağıtlarının lükslerini kütüphaneye gidip de görünüz. Bursa halkı ulaşım derdini çekerken hem de pahalı olarak çekerken boğaz gezmeli BUDO ancak Bursalı olmayan bir kafadan çıkar. DOSAB termik ve çimento başta olmak üzere alınan bütün ÇED raporları çok geç olmadan yeniden değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Ülkesine katletmeyi göze alan zihniyet elbette Bursa'yı düşünmez. BŞB Altepe Başkanlığında uzun zamandır görevdedir ve hizmetleri, yaptıkları,yapamadıkları ile anılacaktır ama bu süreci bir hesap uzmanı titizliği ile incelemezse vebali büyük olur. BTSO seçimlerinin her anını takip ettim ve Burkay'ın seçimi alacağını yazdım ve aldı. Bu tahminden öte süreci doğru okumaktı.  İki aday açısından ortada olan seçime " hizmet hareketi" desteği damgasını vuracaktı ve öyle de oldu. O zaman o gruba dahil olan şirket ve kurumları asla itham etmek istemezdim ama 15 Temmuz ile birlikte gelişen süreç destek karşısında ne gibi ödünler alınmış olabileceği sorusunu beraberinde getirdi. Nitekim Yönetim Kurulu'ndan dört üyenin istifası yenilir yutulur ve değerlendirmeyecek bir olay değildir ve yerlerine dört atama yaparak olay bitti diyemezsiniz.

ŞİMDİ BTSO İÇİN DE ARINMA ZAMANIDIR.

Ben Bursa'yı sevdiğim için Burkay'ı sevdim. Bu istifalar BTSO yu hizmet hareketinin darbeci paralel yapıya dönüşmesinin bedeli olamaz. Aslında seçimden sonra Bursa'da adam yok gibi Altıparmak'ta sıkışsa WC bulamayacak adamı dışardan Genel Sekreter olarak getirmek ilk akıl tutulması değilse ödenen bir diyettir. Devamında kadrolaşma ve yine ne hikmetse hizmet alımlarında itina ile Bursa dışından firmaların tercih edilmesinin nedenini kimse daha ucuz diye yanıtlamaya kalkmasın. Kurumun Kurye hizmetlerini yıllardır en iyi şekilde ve en doğru fiyatla yapan Bursa firmasını görüşmeden danışma telefon memuruna verdiği talimatla eleyen bir zihniyete dürüst diyemezsiniz.O nedenle Burkay'ın kadrolarını titizlikle gözden geçirmesi ve pirinç ayıklar gibi temizlemesi gerekir. Yoksa pilav yerken dişi kırılır

Uludağ Üniversite Rektörü Yusuf Ulcay Hocam ile eski Bursalı tanışıklığımıza, BŞB Kültür A.Ş. de yaptığım (fahri ve dış gezisiz )danışmanlık sürecindeki işbirliğimizi ekledik. Rektör adayı da olunca gönül destekçisi oldum. İkincilikten rektör seçilmesi demokratik değil C.B. tercihiydi ama yine de Bursalı olarak halimizi bildiği ve mezun olduğu okulu şantiye görünümümden kurtarır diye umutlandım. Yaklaşık altı ay kadar önce odasında özel bir sohbet yaptık. Bir dostuma kulağıma gelen ve Üniversite içi atamalarla ilgili olarak duyumlarımı aktardım. Bir sendika ve yardımcısının bu işleri ondan habersiz kotardığı söyleniyordu. Bir de her toplantıya katılmamasını vaktini Üniversite için kullanmasını salık verdim. Teşekkür ettiler ve çıktım.

Sonrasındaki süreçte kurum içi atamaların kıyıma dönüştüğü, hizmet satın almalardaki pis kokulu haberler basına düşmeye başladığında ne kadar üzüldüğümü ifade edemem. Bursa Yusuf Hocam'ın evidir ve başka gideceği yer yoktur. Kendisine kurum içi bütün atamaları didik etmesini öneririm. Hizmet alımı yapılan tıbbi şirket profilleri, taşeronlar ve yeni dönemde içerde görevlendirilen herkesi mercek altına almalıdır. Aslında üç kurumun da başının evi Bursa'dır. Emeklilik günlerinde başı dik gezmenin olmazsa olmaz koşulu bu darbe artıklarının izlerinin kurumlardan temizlenmesidir. Kimse onları görev sürelerinde yap(a) madıkları ile yargılamaz ama bu TEMİZ KAĞIDINI almazlarsa darbenin başarılı olmasında emeği geçenler olarak tarihte yerlerini alırlar.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500