Advert
Hüsrev, “Nuşirevan-ı Adl” yapan hikaye..

Hüsrev, “Nuşirevan-ı Adl” yapan hikaye..

 

Saltanatın ilk yıllarında halkına zulmeden ve onları adeta inim inim inlettiği rivayet edilen Nuşirevan, maiyeti ile beraber bir gün ava çıkar. Yanında gayet zeki ve halkın durumuna içten içe üzülen veziri Meşhur âlim Büzünrcmehr (BüzürgMihr) vardır.

Bir süre avlandıktan sonra bir ara veziri ile beraber diğer adamlarının yanından ayrılarak bir çeşmenin başında atından iner ve orada bir müddet dinlenmeye çekilirler.

Onların dinlendikleri yere yakın bir ağacın başına gelip konan iki baykuş ötmeye başlar. Baykuşların ötüşü, ister istemez Nuşirevan’ın ötüş nağmeleri dikkatini çeker. Vezirine seslenerek;

 

“Ey vezirim!..

Şu kuşların dilinden anlıyor olsaydık da, konuştuklarını bilseydik. Kim bilir neler konuşuyorlardır” der.

Çok zeki Vezire, halkın içinde bulunduğu durumu anlatabilmek için bir fırsat doğmuştur. Nuşirevan’a der ki:

-“Sultanım!..

Ben bu kuşların ne dediklerini biliyorum. Eğer müsaadeniz olursa ve beni bağışlarsanız bu kuşların aralarında neler konuştuklarını anladığım kadarıyla size bildireyim.

Nuşirevan, hayretle; “Peki gazabımdan emin ol ve anlat” diye emir buyurur.

Bunun üzerine Vezir; “Bu kuşlardan bir tanesi diğerinin kızını oğluna istiyor. Öbürü ise işi biraz naza çekerek, senin oğluna kızımı veririm, fakat başlık parası olarak bir harabe isterim diyor.

Kızını oğluna isteyen öbürü de gayet memnun bir şekilde;

-“Başımızda Nuşirevan gibi bir hükümdar varken, ben sana bir değil on tane bile harabe veririm. Yeter ki sen kızını oğluma ver” diyor.

İşte sultanım kuşların konuştuklarından benim anlayabildiğim bunlardır.

Vezirinin söylediklerine o sırada bir şey söylemeyen Nuşirevan, vezirinin ne demek istediğini çok iyi anlamıştı. Saraya döndüklerinde bu durumu inceden inceye bütün detaylarıyla düşünüp ve vezirinin söylediklerinin doğruluğuna inanan Nuşirevan, o andan itibaren yönetimi altındaki halklarla ilgili hal, tavır ve tutumunu değiştirir. Halkını gözeten, onlara destek olan, son derce adil bir hükümdar olarak ölünceye dek halkını adaletle yönetti.

 

  • Nuşirevan-ı Adl, Ölüm döşeğinde…

 

Gün geldi her fani gibi, o da ölüm döşeğine yattı. Son derece hastaydı. Etrafında çocukları, sevenleri çaresizlik içinde bekliyorlardı. Hekimler bir türlü onun hastalığına çare bulup iyileştirememişlerdi.

 

Nuşirevan onlara dedi ki: “Evlatlarım benim hastalığıma ancak harabelere tüneyerek yaşayan baykuş eti iyi gelir. Hemen bana onlardan bulup getirin, Onların etinden yiyip şifa bulayım.

Çocukları sevinçle “Bundan kolay ne var” diyerek harabelerde yaşayan baykuş bulmak için yola çıkarlar. Fakat umdukları gibi Baykuşları bulamamışlardır. Geri döndüklerinde son derece üzüntülüydüler.

“Babacığım memleketin her tarafını gezdik, dolaştık. Ne kadar aradıksa maalesef ne bir harabe bulabildik, ne de orada yaşayan bir baykuş” dediler.

Nuşirevan bunu duyunca çok sevindi. İlk önce harabeden geçilmeyen memleketinde; demek ki şimdi her yer müreffeh bir hale gelmiş, hiç harabe kalmamıştır.

 

  • Tabutu musalla taşına konulmayan hükümdar

 

Nuşirevan579 yılında öldüğünde tabutu musalla taşına konulmamıştır. Tabutu,tüm memleketi dolaştırılarak “kimin hakkı varsa gelip alsın” diye tellal bağırtılmış. Hiç bir kimse çıkıp ta  “Benim ondan şöyle bir alacağım vardı” dememiştir.

Bir memleketin idarecisi müşrik bile olsa, şayet “adil” ise o memleket ayakta kalır. Fakat idareci Müslüman da olsa şayet “adil” değilse, halkına zulmediyorsa o memleket ayakta kalamaz.

 

  • Mecusi hükümdarı olmasına rağmen…

 

İslam dini ortaya çıkmadan önce İran’da yaşamış Mecusi hükümdarı olan Nuşirevan, adaletiyle nam salmıştır. Hatta Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (SAS):"Keşke Nuşirevan da benim ümmetimden olsaydı" dediği rivayet edilir.

Umarım bu bilgilerden sonra Nuşirevan’ınadl'in, adaletli yönetimiyle şöyle bir hikâyeyi okuma zahmetine katlanırsınız.  

  • DEVAMI YARIN: ( "Biz sizi uyumuyor biliyorduk”)

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500