Advert
Çakallar puslu havayı sever!

Çakallar puslu havayı sever!

Darbe teşebbüsü başladığı zaman Ankara’da ayrı rüzgâr, İstanbul’da ayrı rüzgâr esiyordu. Cumhurbaşkanından, Genel Kurmay Başkanını ve Kuvvet Komutanlarından haber alınamıyor, Güvenlik Güçleri arasında fikri ve eylem bütünlüğü olmayan bir süreç yaşanıyordu. Başbakan Yıldırım’ın medya yolu ile adını TSK da hareketlenme ve ardından kalkışma koyduğu ve sürece hâkim olduklarını açıkladığı dakikalarda devletin televizyonunu olan TRT den canlı olarak darbecilerin bildirisi okutuluyordu. Milletvekilleri TBMM çatısı altında ve sığınakta darbeye karşı olduklarını 4,5 G marifetiyle ifade ediyorlardı.

Yüzde 100 ün zaferi

Bu kadar belirsizlik içerisinde duruşu çok net ve belli olan tek güç vardı. O’da halkın yüzde yüzüydü.

Bu darbe girişiminin önlenmesinde katkısı olan sağduyu sahibi ordu ve emniyet görevlileri elbette vardı ama “halkın tamamına” karşı hiç bir gücün karşı duramayacağı gerçeği hepsinin üzerindeydi.

Kimse düşünmek yerine beynini kiraya vermesin. Bu yüzde 51’in karşı olduğu yüzde 49’un desteklediği bir tablo olsaydı kazanan kim olursa olsun nelere mal olabileceğini düşünmek bile içimi daraltıyor. Size de tavsiye etmiyorum.

Ben, biz Türk Halkı olarak farklılıklarımıza rağmen terör ve darbeye karşı “Biz buyuz” demek istiyorum.

 

Marazi görüntüler ve ifadeler paylaşmak özgürlük değildir.

Basın ve ifade özgürlüğünü sonuna kadar desteklememe rağmen, darbe kalkışması sonrasında Sosyal Medyada yapılan paylaşımlarda, sahte kahramanlardan, sahte demokratlara kadar, sahte darbe uzmanlarından, profilinde kanlı görüntüleri yayınlayan sahte insanlar vardı.Bunu sosyal medyayı yasaklayarak ya da süzerek değil yaptırım ve sorumluluklarını arttırarak düzenleme gereğini ortaya çıkarmıştır. Kanlı ve şiddet görüntülerini izleyerek tatmin olmak marazi ruh halidir.Biz bu olmamalıyız.

Bu duruştan siyasi rant devşirilmesine izin vermemeliyiz. Kim daha önce kınadı? Kim sonradan pozisyon aldı. Kim samimiydi. Kim yalandan darbe karşıtıydı. Kim senaryo dedi. Bu soruların hükmünü vermek kimsenin haddi değildir. Hukuk Devletinde her şeyin bir karşılığı ve Demokrasilerde Milli İradenin ifade şekli vardır.

Neler kaybettik…

Bu kara üç gün içerisinde, dünyaca darbe geleneği hortlamış bir ülke olarak yorumlandık. SamuelEtoo’nun 16 Temmuz’da Antalya’da bütün Dünya’nın izleyeceği ve futbol yıldızlarının katılacağı bir insani organizasyonu yapamadık. Antalya EXPO 2016 etkinliklerinin üzerine gölge düştü. Türkiye turizm anlamında riskli ülkeler arasında konuşuldu. Para piyasaları ve borsa tedirgin oldu. Ekonomi zaten daralan köprüye girmişti şimdi beklentiler akamete uğradı.

Herkes işinin başına…

Meydanlara çıkan milyonların artık yaşamlarına dönmeleri gerekir. Kredi ve kart borçlarını, kira ödemelerimizi, ev geçindirme bütçemizi, ailemizin eğitim masraflarımızı, belki tatile çıkma programlarını düzenlemek gibi sorumluluklarımız var.

Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır deyip bu gerçeklerimizi görmezden gelirsek puslu ortamlar yaratırız ve vatanımıza en büyük kötülüğü yapmış oluruz. Unutmayalım ki su uyur düşman uyumaz ve çakallar puslu havayı sever.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500