Advert
Bu kına o kınalara benzemiyor... (ııı)

Bu kına o kınalara benzemiyor... (ııı)

-Pohpohlanan Aydemir…

 

Emekli olan Talat Aydemir'e, birçok gazeteci, bürokrat ve akademisyen tarafından “önderlik” etmesi için telkinde bulunuyordu.

Bu önderlik elbette yeni bir darbe ve alan kazanmak içindi. Hatta onu Atatürk'e benzetenler bile oluyordu. Gazetelerde çarşaf çarşaf haberler yayınlanıyordu. Talat Aydemir tümüyle pes etmemişti…

 

Talat Aydemir, 20 Mayıs 1963'te tekrar düğmeye bastı ve çıkardığı eski üniformasını giyerek beklemeye başladı. Aynı gece radyodan ihtilal bildirisi okundu.

Genelkurmay'a bağlı bir yarbay ve iki muhafız Radyo Evi'ni basıp karşı anons yapılarak, “Ordu birliklerinin bu harekete katılmaması” söylendi. Birlikler harekete katılmadı.

Bir saat sonra Harbiyeliler tekrar Radyo Evi’ni basıp Yarbay Ali Elverdi'yi tutukladı ve yeniden ihtilal bildirisini okudu.TBMM ile Bakanlıklar arasında hükümet güçleri ve Harbiyeliler arasında silahlı çatışma başladı.

Birbirlerini hedef olarak belirlemeden karşılıklı olarak taciz ateşi başlamıştı.Harp Okulu kuşatılmış ve havadan da jetler ateş açmaya başlamıştı. Jetlerin ateşi altında ölenler olmuştu.

Talat Aydemir, bu yoğun ateş altında karargâhı olan okuldan kaçmayı başarmış, gün ağardığında isyan tamamen bastırılmıştı.Geceden geriye8 ölü ve 21 yaralı kalmıştı.

Aynı gün öğlen saatlerinden Talat Aydemir'in yakalanmasıyla isyan sona ermişti.İsyanla ilgili tutuklanan binden fazla kişi yargılandı.Dava sonunda çoğu darbe girişimindeki rolünü inkâr ederek berat etti. Bütün Harbiyeliler okuldan atıldı. İnandıkları darbeyi mahkemede ısrarla savunmayı sürdüren Binbaşı Fethi Gürcan ve Albay Talat Aydemir, idama mahkum edildi. Fethi Gürcan'ınidam kararı infazı 27 Haziran1964 gerçekleştirildi. Talat Aydemir’in idam kararı infazı ise 5 Temmuz 1964'te kendi idam sehpasını kendi devirmesiyle gerçekleşti.

 

     -12 Mart 1971 Muhtırası

1969 seçimlerinden sonra Süleyman Demirel yönetimindeki Adalet Partisi(AP) iktidara gelmişti. CHP ise ana muhalefet konumundaydı. Fakat 1968 yılından beri süre gelen anarşi ve terör olayları ülkeyi günden güne yıpratmaktaydı. Sık sık yaşanan öğrenci hareketlerine karşı, polis ile üniversite öğrencileri arasında çatışmalar vuku buluyordu. Bu güvenlik zafiyetlerinin yaşandığı düzensiz ortam, ordunun müdahalesine zemin hazırlayan temel etkendi.

12 Mart 1971 tarihinde Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler, Deniz Kuvvetleri Komutanı Celal Eyiceoğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur tarafından Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a bir muhtıra verildi. Muhtırada, hükümetin istifası isteniyordu.

Bunun üzerine BaşbakanSüleyman Demirel istifa etti. Yeni kurulacak partiler üstü hükümet için CHP Kocaeli Milletvekili Nihat Erim, Başbakan seçildi. Erim, 26 Mart günü CHP'ye istifasını sunarak bağımsız bir başbakan sıfatıyla partiler üstü kabineyi kurdu.

 

  • 1980 Askeri Müdahalesi

1971 muhtırası tam olarak amacına ulaşamamıştı. Ülkedeki terör, anarşi ve milli güvenliği tehdit eden unsurların önünegeçilemedi.  1972 yılında başta Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı, olaylar daha da alevlenmiş, silahlı çatışmalar yoğunlaşarak artmıştı.

Artık ülkede hemen hemen her gün bir bomba patlıyor, bir kahve taranıyordu. Sağ ve sol görüşlü gençler üniversitelerde birbirlerine saldırıyordu.

1979 yılına gelindiğinde darbenin ayak sesleri kendini göstermeye başlamıştı. 19 Temmuz 1980 tarihinde Başbakan Nihat Erim'in suikasta uğraması da olayların patlak verdiği bir dönüm noktası oldu.

Sonuç itibarıyla 12 Eylül 1980 gecesinde, düzenli bir biçimde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından devlet yönetimine el koydu.

İhtilal bildirgesi sabaha karşı Genelkurmay Başkanı Kenan Evren tarafından televizyonlardan bizzat okunarak duyuruldu.

1961 anayasası uygulamadan kaldırıldı ve bütün siyasi partiler kapatıldı. 1982 yılında Türkiye Cumhuriyeti tarihini değiştirecek yeni bir anayasa tasarlandı.

Devamı yarın:

  • 28 Şubat süreci..
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500