Advert
Evrensel doğrular

Evrensel doğrular

Amerikan Başkanlarından J.F.Kennedy, “ Fazilet Mücadelesi” isimli bir kitap yazmış ve bu kitapla Amerikan edebiyat dünyasının en prestijli ödüllerinden biri olan Pulitzer Ödülünü kazanmıştı.
Bu eserinde Amerikan tarihin de, inandıkları fikirleri, hayallerini  kaybetmek pahasına savunan beş Amerikalı’ nın hayatını anlatır
Bunlardan biri, “ Bir cesaret abidesinin portresi “  diye sunduğu Robert A.Taft’ın hayatı.
Babası 27. Amerikan Cumhurbaşkanı William HowardTaft.
Harward Hukuk Fakültesi’nden mezun..
Ömür boyu seçilebilen bir siyasetçi..
Ohio Senatörü..
Cumhuriyetçilerin en kuvvetli ismi . O kadar ki, “ Bay Cumhuriyetçi “ diye anılıyor.
Amerika’ da “ İnfiratçılık/Tecrid / İzalosyon“ siyaseti denilen, “Amerika kendi hudutlarının içine çekilmeli, ikinci cihan harbine karışmamalıdır” diyenlerin başını çektiği için, harbin kayıplarını yaşayanların gözdesi.Kazanma şansı, muhakkakın ötesi.
Ohio Üniversitesi’nde bir konferansa davetlidir.
O sıralarda Nazi Harp Suçlularının yargılanması için müttefikler tarafından Nürnberg  Mahkemesi kurulmuştur.
Konuşması sırasında, bir dinleyici,” Nürnberg Mahkemeleri için ne düşünüyorsunuz?” diye sorar.
O an, bir politikacı için, en kritik andır.Ya, bütün hayallerinden vazgeçecektir; ya da, inanmadığı şeyi söyleyecektir.
Hiç tereddüt etmeden, hayallerini terkeder; inandığını söyler:
“ Biliyorsunuz, ben izalosyon politikaları taraftarıyım.Senelerce,’Avrupa’daki savaşta bizim işimiz ne?’ dedim.Buna rağmen, bugün  savaş galiplerinin özel mahkemeler kurup, Nürnberg’ de mağlûpları yargılamasını desteklemiyorum; çünkü galipler adalet duygusuyla değil; intikam duygusuyla karar verir,”
Bu sözler, 2. Cihan Harbi’nde 450 bin civarında ölen, 2.5 milyon civarında da sakat kalan Amerikalıların ailelerinin isyanına sebep olur ve bu isyan O’nun 1948 ve 1952 başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti’nin Başkan adayı olmasını engeller.
1953 yılında Ohio senatörü olarak ölür; ama, Kennedy’nin kitabı ile ölümsüzleşir.
Adalet mutlaka yerini bulmalıdır. Adaleti mutlaka, tarafsızlığından şüphelenilmeyecek hâkimler sağlamalıdır.
Adaletin, mutlaka evrenselleşmiş hukuk kurallarından başka kıblesi olmamalıdır.
İnsanlar, mutlaka ne suç işlerlerse işlesinler, suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan kanunlara göre yargılanmalı ve bu kanunlara göre cezalandırılmalıdır.
Suçlular adalete teslim edildikten sonra, siyasetçiler, mutlaka kamu huzurunu bozan olaylar hakkında sosyolojik değerlendirmeler yaparak, bu hâdiselerin tekerrür etmemesi için yasal düzenlemeler yapmalıdırlar,
Ama asıl çare ve tedbirin,gerçek demokrasi olduğunu unutmamalıdırlar.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500