Advert
Millî  iradeye sahip çıkmak

Millî  iradeye sahip çıkmak

 

Üniversiteyi bitirip 16 Ocak 1960’ da Ankara Piyade Yedek Subay okulu talebesi olarak askerlerin dünyasına adım attım..6 aylık okul eğitim süresi bitmiş, demir takıp Asteğmen olmuş, kuralarımızı çekmiş, okuldaki son günlerimizi yaşıyorduk..
Cumartesi günü okuldan ayrılacak ve 15 gün izin yaptıktan sonra kıtalarımız iltihak edecektik.
Cuma sabahı siren sesleriyle uyandık.
Ordu  idareye el koymuştu..
Piyade Yedek Subay Okulu, Harp Okulu’na çok yakın olduğu için, bir zamanların kudretli devlet adamlarının çöp kamyonlarında Harp Okulu’na getirilişlerini, yüzlerine savrulan tükürükleri görmüştüm..
Üstelik bir çoklarını da tanıyordum..
Nasıl içim acıdı bilemezsiniz?
Aklıma iki soru düştü.
Bu subaylar niye bize düşman ve bu halk neden seçtiklerinin arkasında durmuyor?
Askerliğim bitince Bursa’da avukatlığa başladım.
Hâkimiyet  gazetesinde yazdığım yazılar, avukatlıkta kazandığım başarılar, beni çok popüler yapmıştı.
1963 yılının ilk aylarında bir gün adliyeden çıkıp, yazıhaneme gelince, misafirlerim olduğunu gördüm beş kişiydiler.
Onları Türkiye Milli Talebe Federasyon’u Folklor ekibinden tanıdığım mendilci Mehmet getirmişti.
Cevat Kırca, Osman Deniz, Nihat Çongar emekli albaylardı. Bir de, postacılık görevi yapan Veteriner Üsteğmen Vural Koktay.
Hepsi Talât Aydemir ekibinin birinci halkasındaydı.
Bana kısa bir zaman sonra darbe yapacaklarını, bir halk meclisi kuracaklarını, 27 Mayısçıların yaptıkları hataları yapmayacaklarını, halk meclislerine, halkın sevdiklerini davet edeceklerini, Bursa’yı da benim temsil etmemi istediklerini söylediler.
İsmet Paşa başvekildi ve ben 29 yaşın pervasızlığıyla İsmet Paşa ve CHP aleyhine yazdıkça, yazıyordum.
“ Siz yazılarım ve bu yazıların kırgın demokratların gönlündeki yankıları dolayısıyla beni seçtiniz. Evet haklısınız, ben İsmet Paşa’yı hiç sevmem. Fakat çok takdir ederim. Siz İsmet Paşa’yı tanımıyorsunuz. İsmet Paşa’ya karşı darbe yapılmaz. Buna kalkışırsanız, kelleleriniz giyotin sepetinde, Danton’ un kellesinin arkadaşlarının kelleleriyle öpüştüğü gibi, öpüşür” dedim.
Israr ettiler, beni ikna etmesi için İstanbul’da Selim Türkkan Paşa’yla da görüştürdüler.
Yine reddettim..
O zamanlar Bursa milletvekili ve akrabam olan Ekrem Abi’ye (Paksoy) anlattım.
Bir iki hafta sonra o zamanki İçişleri Bakanı Hıfzı Oğuz Bekata  beni Çelik Palas’a davet etti.
Ekrem Abi, beni dinlemesini tavsiye etmiş..
Anlattım.
21 Mayıs 1963 de darbeye teşebbüs ettiler. Ve İsmet Paşa Talât Aydemirle Fethi Gürcan’ın kellelerini sepette öpüştürdü.
Cevat Kırca ile Osman Deniz de idama mahkûm oldular; fakat Meclis ve Senatoda yapılan görüşmelerde, cezaları müebbede tahvil edildi.
Bu hadisede, kendilerinden nefret etsem bile, milli iradeyi temsil edenlere karşı yapılan darbede, sivil iradenin yanında olmanın imtihanını verdim.
Bu hadiseden sonra, 1964 yılında, Senegal’ de bir askeri darbe olduğunu, politikacıların hapishaneye atıldıklarını bunu duyunca halkın hapishaneleri basıp, onları tekrar parlamentoya getirilişlerinin hikâyesini okuyunca gıpta ile biz niye seçtiklerimize sahip çıkamıyoruz diye hayıflanarak, “ Senagelliler gibi “başlıklı  bir yazı yazdım
Son darbeyi duyunca, bu yazıyı hatırlatan bir iki cümleyi Facebook’ta paylaştım.
Yarım saat sonra, Cumhurbaşkanı halkı meydanlara davet etti.
Halk bu sefer Senegallilerden aşağı kalmadı.
Onlar gibi sevdiklerine sahip çıktı.
Artık, ölsem de gam yemem.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500