Advert
Bu kına o kınalara benzemiyor...

Bu kına o kınalara benzemiyor...

 

Ülke tarihimizin utanç tablolarından birini 15/16 Temmuz gecesi yaşadık. Yaşanan bu tablo ülkemizde şimdiye kadar yaşanan “Darbe ve Darbe Girişimlerine” benzemiyordu. 
Ülkemizde askerî müdahaleler, tarih boyunca kimi zaman ordunun kurumsal olarak, kimi zaman ise bazı yüksek rütbeli subayların kendi başlarına inisiyatif alarak sivil yönetime el koyma girişimleri şeklinde olmuştur. 
Bunlardan bazıları sonuca ulaşmış, bazıları ise yalnızca hükümete yapılan bir uyarı olmakla kalmıştır. İçinde bulunduğumuz durumu anlamak için biraz gerilere gidip Türkiye’de gerçekleşmiş askeri müdahalelere ve girişimlerine göz atmakta yarar olduğunu düşünüyorum.
Cumhuriyet öncesi 1913’de yaşadığımız “Bab-ı Ali Baskını” var. Balkan Savaşları hezimetle sonuçlanmış, halkın ve muhaliflerin sinirleri gerilmiştir. Bulgarlar, Edirne'yi alacak duruma kadar gelmiş, halk bu durum karşısında Sadrazam Kamil Paşa Hükümeti'ni sorumlu tutmaktadır.
İttihat Ve Terakki önderliğinde ihtilal hazırlıkları başlar. 23 Ocak 1913 günü o zamanlar binbaşı olan Enver Bey (Paşa) önderliğinde bir baskınla Bab-ı Ali'ye girilir. Dönemin Harbiye Nâzırı Nâzım Paşa, silahla vurularak öldürülür. Sadrazam Kamil Paşa'ya zorla istifa mektubu imzalatılır. Mektup, Padişah V. Mehmed tarafından kabul edilir.
 Tarihe “31 Mart Vakası” olarak geçen olaylar sırasında büyük başarılar gösteren Mahmut Şevket Paşa yeni sadrazam olur. Bu olay Modern Türkiye Tarihi'nin ilk ihtilâli olarak değerlendirilir. 

-27 Mayıs 1960 ihtilali
9 Eylül 1923'te kurulan ve Milli Mücadele sonrası Türkiye’nin ilk siyasi partisi olma özelliğini taşıyan Cumhuriyet Halk Partisi, 1923-1950 yılları arasında aralıksız Ülkeyi yönetti.
1946’da çok partili hayata geçen Türkiye’de, Demokrat Parti 1950'de yapılan seçimlerde yüksek bir oyla iktidara geldi.
Çok partili hayata geçişle beraber iktidar partisi DP’nin değişimi uzun sürmedi ve girdiği 2. Genel Seçimde yüzde 52,7’lik oy oranıyla hükümeti kurdu. Daha sonra yapılan 1954 ve 1957 seçimlerinde de ipi göğüsleyen Demokrat Parti iktidarı, Adnan Menderes'in hiç de aklına getirmediği bir şekilde sonlandı.
İlk yıllarda pek bir sorun çıkmasa da Demokrat Parti iktidarının ikinci döneminden sonra, başta üniversite öğrencileri olmak üzere halkın birçok kesimi, uygulanan politikalara karşı çıkmaya başladı. Temelde insanların hoşuna gitmeyen şey, uygulanan baskı ve sansür politikalarının yanında, Atatürk ilke ve inkılaplarından uzaklaşılması ileri sürülmüştü.
Sonuçta; 37 Subay tarafından planlanan ve başına Emekli Orgeneral Cemal Gürsel’in geçirildiği müdahale 27 Mayıs 1960 gecesi gerçekleştirildi.
“Genç Subaylar ihtilali” olarak anılan müdahale, Kurmay Albay Alparslan Türkeş'in Ankara Radyosu’nda okuduğu bildiriyle “Ordunun yönetime el koyduğu” Türk ve dünya kamuoyuna duyuruldu. 
Ülke Milli Birlik Komitesi tarafından yönetiliyordu. Dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes ve hükümet üyeleri tutuklandı. Yüzlerce akademisyen, subay ve astsubay, öğretim üyesi, hâkim ve savcı emekliye sevk edildi. Daha sonra Milli Birlik Komitesi içinde de tasfiye yaşandı.
Yassıada'ya gönderilen hükümet üyeleri, komik ithamlarla, evrensel hukuka aykırı olarak kurulan “Yassıada Mahkemesi’nde yargılanmaya başladı.
En ağır iddialar, Başbakan Adnan Menderes, Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Maliye Bakanı Hasan Polatkan ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu üzerinde yoğunlaştı. Yargılamalar devam ederken, DP karşıtı kesim; 27 Mayıs'ı bir “özgürleştirme” hareketi olarak çiçeklerle karşıladı. Öyle ki bu gün, 12 Eylül darbesinden sonra gelen 1982 Anayasası'na kadar “Hürriyet Bayramı” adıyla resmi bayram olarak da kutlandı.
 Yassıada Mahkemesinde 10 ay süren yargılamalarda, savunma hakkı ihlal ediliyor, seçilen birkaç sanık yakını ve basın mensubu duruşmaları takip edebiliyordu. 
Sonuçta mahkemeden çıkan karar kanları dondurdu; 15 idam, onlarca ömür boyu hapis cezası ve yüzlerce kişi için de bir yıldan az süreli hapis cezaları çıktı. İdam cezasına çarptırılanlardan Celal Bayar'ın cezası 65 yaşın üstünde olmasından dolayı MBK oylamasıyla ömür boyu hapse çevrildi. 
Demokrat Parti(DP)iktidarı(1950-1960) döneminde Başbakan Yardımcılığı, Devlet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı yapan Fatin Rüştü Zorlu ve DP iktidarı( 1950-1960) döneminde Adnan Menderes hükümetlerinde Çalışma ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan 16 Eylül 1961'de, Adnan Menderes 17 Eylül'de idam edildi. Adnan Menderes, başarısız bir intihar girişiminde bulunduğu için bir gün sonra sağlık heyetinden sağlam raporu alındıktan sonra öğlen vakti idam edildi.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500