Advert
Advert
YAZMAMAYIM DİYORUM OLMUYOR!

YAZMAMAYIM DİYORUM OLMUYOR!

SEZON BAŞLAMADAN BURSASPOR 

Birlikte geçirdiğimiz yarım yıldan fazla bir zamanın hatırı var. Sevdiklerim oldu. Sevindiklerim oldu. Sevmediklerim oldu. Sevmeyenlerim oldu. Sonuçta vade doldu ve olması gereken oldu ayrıldım. Bütün anılarımı en üst çekmeceye en iyilerini koyarak bir dolaba kilitledim. Dolabı açtığımda karşıma hep iyiler karşıma çıksın diye…

“Geçirmek” için hiç yazı yazmadım. Yazdıklarımın delip geçmesi ise benim değil deliği olanın sorunu olduğundan dert onun derdi oluyor.

Bursaspor’dan ne alabilirimi hiç düşünmedim. Ne katabileceğime dair düşüncelerim vardı. Aslında görev almak diye de bir talep ya da derdim yoktu. Henüz bu alemde son durağa gelmemiştim.

Bursaspor’u aylarca her gün konuştum. Hem de her şeyin kötü gittiği dönemde ekranda oldum. Belki de önüne atıldım ama öğütülmedim. Başkanlarımı ve yöneticilerimi değil makamlarını korudum. Onlara dil uzatılmamasını istedim. Hesaplaşma yerinin tribünler ya da sosyal medya değil Genel Kurullar olduğunun altını çizdim.

Ayrılış nedenim belki de fani alemde evlatlarıma bırakabileceğim en büyük miras olarak kalacaktır. Bu yüzden bu mirası çarçur ettirmemek için yazmadım yazmayacağım ve konuşmayacağım.

Söz konusu olan Bursaspor ise gerisi teferruattır diye düşünerek, yeni sezonda takip edeceğim takımıma başarılar diliyorum.

 

Elbette korkuyorum. Sıkıntıları biliyorum ama bütün sıkıntıların muhasebe kasa ve banka kayıtlarından ibaret olmadığını biliyorum.Ama gündeminde sadece para olan bir işletmenin akıl yolunu bulabileceğinden korkuyorum.

Mali Kongreleri üzüntü ile izliyoruz. Bir holding bütçesi gibi rakamlar üzerinde sadece bir tribün lideri o da “kerhen” söz alıyor. Bunun ne anlama geldiği iyi okunmazsa yeni kongrelerin de ibralaşma değil hesaplaşma kongreleri olabileceğinin hesabını iyi yapalım.

Kim dedi stat bitti diye

Bursa olarak adını tartışmaktan içine bakmayı düşünmedik bile… Yeni sezonda bu konforlu stadyumda kombine patlayacak diye konuştular ama Atatürk Stadyumundaki 1950 model konforu arar olduk. Çoğunuz asansörlerin benim tanık olduğum iki kez fren patlattığını bilmiyor değil mi?

Ateş hastalık değildir ki; hastalığın neticesidir. Kombine satışlarındaki az rakam da bu işin başarısızlığının neticesidir. Bu kadar uygun fiyatlı kombinelerin bu kadar az talep görmesidir canımı yakan… Sonbaharda kurumlara ziyaret, rica, baskı ile 15 binlere ulaşılabilir mi diye düşünüyorum.

Nasıl satacaksınız ayıplı malı

prestijli firmalara?

En önemli noktalardan birisi de bitmemiş locaların bitmiş gibi algılatılıp firmalara gönül konmasıdır. Ben geçen yıl yapılan bütün stadyumları gezdim. En son BJK’ nın stadındaki locaların holü ve girişleri 5 yıldızlı lüks otel kıvamındaydı. Bizimkilerin korkuluk demirleri bile yoktu. Nasıl satacaksınız ayıplı malı prestijli firmalara?

Kablo çalanlara bir şey demiyorum. Milletin cebinden hayatını çalınıyor. Hırsıza kilit dayanmaz derler ama nizamiyede kamera da mı yoktu diye sorasım geldi.

  Bozuk saat bile iki kez doğuyu gösterirmiş derler ya; bizim de Bursaspor Medya Grubu için bir takım çabalarımız oldu.Abonelere gidecek sayıda dergi basmayıp adresiniz güncel değil diyerek kıvırtmak kurumlara yakışmaz ve o düzenle elde edilen kâr değil kaybedilen ardır.

Kuzey Kore halkı muamelesi gören BSTV personeli ile çok çalıştık ve dürüst çalıştık. Moda tabirle “itina” ile önümüz  kesildi. Bir kulübün televizyon sahibi olmayı anlamak için sıfatının değil vizyonunun ne olduğu önemlidir.

 

Demem o ki; aslında geçenlerde ortalıkta kendisinin değil ama dediklerinin önemi olan bir çıkış okuduk. Evet televizyon ya olmalıdır ya da oldurulmalıdır.

Bunun da kiralamaktan başlayan birçok yolu vardır. Yoksa içini boşaltarak bir değeri değersizleştirerek yok etmek kimsenin haddi ve hakkı değildir.

 

Dedik ya! Bursaspor varsa gerisi teferruattır. Vallahi Billahi Tallahi bir yerlere bilet aramıyorum. Sadece dilsiz şeytan olmak istemiyorum.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500