Advert
Bu rezilliğin üst akılsızı kimdir?

Bu rezilliğin üst akılsızı kimdir?

Darbelerle yaralanan siyasi hayatımıza, Türk Demokrasi Tarihine kara bir sayfa daha eklendi. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve sayısız darbe girişimleri gibi demokrasi ve insanlık suçu olan tarihlere bir de 15 Temmuz 2016’yı ilave ettik.

 

Ailemi de örseleyen küçük çocuk anıları ile hatırladığım 1960 ihtilali dahil olmak üzere ahir ömrümde ülkeme hayır ve refah getiren hiçbir darbe ve girişimine tanık olmadım.

 

Başarılı(!) darbelerin cunta liderleri olur. Devletin silahı ile devletin vurulduğu bu eylemlerde şu yalan ile başlar. Devletin bağımsızlığı, toplum düzeni, demokrasi adına yapıldığı söylenen darbelerin mağdurları savaş mağdurları ile aynıdır. Yani halktır.

 

Başarısız darbelerde ise üst akıl yani bir numara aranır. Dış mihraklara ve iç yandaşlarına fatura kesilir. Burada en büyük tehlike “üst akılsızları” derdest ederken, siyasetin cadı avı tuzağına düşmemektir.

 

15 Temmuz 2016 gecesi televizyonların “Prime Time” saatinde başlayan rezillik ülkemize yakışmamıştır. Silahlı Kuvvetlerimize yakışmamıştır. Bu hain planın görünmeyen yüzünün çok net şekilde açıklanması ve halk ile paylaşılması gerekmektedir. TSK’nın eline silah emanet edilen personeli asla bir sivilden daha akıllı ve zinhar daha demokrasi aşığı değildir. Yasalarla tanımlanan görevi dışında da kendisine bir görev vehmetme hakkı ve aklı olamaz.

 

Bu noktada bu hain planın “üst akılsızı” olarak adresinin Pennsylvania ve FETÖ olarak gösterilmesi kolaycılıktır ve yanlıştır. Olma ihtimali var mıdır? Elbette vardır ama var olsa bile o üst akılsızın yurt içinde alt akılsızlıları ve bağlantıları bulunmalıdır. Bu hareket şunu göstermiştir ki; kişi ve kurumların en zayıf anları kendilerini en güçlü zannettikleri dönemlerdir.

 

Bu kalkışmaya kan da bulaşmıştır. Bu işin fıtratında vardır. Darbeye soyunanlar gemileri yakmadan bu işlere kalkışmazlar. Bu süreçte devletin seçilmiş başının zarar görmesi ihtimali en büyük korkum oldu. Cumhurbaşkanının temsil ettiği irade üst akıl değil oy verin vermeyin milletin tam olarak kendisinin iradesidir.

 

15 Temmuz kalkışmasına en doğru refleksi halk vermiş, kırmadan dökmeden, yağmalamadan demokrasisine sahip çıkmıştır. An itibariyle henüz her şey çok net değil ama net olan tek şey halkın demokrasisine ve kurumlarına sahip çıktığıdır.

Gün ışığında can kayıpları, maddi zararlar görülecek ve açıklanacaktır. Bunların hiçbirinin olmamasını isterdim ama maalesef olmuştur. Bu kayıpların üzerine derin manevi toplumsal zararlar eklememek için başta siyasetçiler olmak üzere herkese bütün Türk vatandaşlarına büyük görev düşmektedir. Ayrışma, ayrıştırma ve ötekileşme söylemlerinin nelere mal olduğunu gördük. Bu yaşanan ayıpta hepimizin payı vardır.

O nedenle yarından tezi yok alanlara kim daha çok yandaş yığacak söylemlerini terk ederek, birlikte bu ülke için neler yapılabileceği konuşulmalıdır. Çünkü bu darbe kalkışmasında “üst akılsızın” hesap edemediği en büyük kazancımız Türk halkının sağcısı, solcusu, Ak Partilisi, CHP, MHP’lisi ile darbeye karşı olan ortak karşı duruşudur. Bunu ülkemizi yönetenler ve siyasilerimiz bile tahmin edemezdi.

 

Şimdi aklıselim içerisinde bu kalkışmanın üst akılsızlarını ortaya çıkarmak, dayandığı referansları ortadan kaldırmak ve özgür dünyaya karşı Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır diye haykırmaktır.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500