Advert
Fransa’da terör

Fransa’da terör

 

Yıllardır terör zaman ve mekân tanımıyor. Dünyanın bir çok yerinde, savaş var..Afganistan’dan, Afrika’ ya kadar uzanan bölgede, çarpışmalar durmak bilmiyor.
Bu savaşın şiddeti ve isyanı temsil eden tarafı, yarattığı terörü ya uyuşturucu, ya da el koyduğu sahalarından temin ettiği petrolü satarak finanse ediyor.
Dünyanın herhangi bir yerinde, bütün insanlığı endişeye sevk eden bir terör saldırısı olduğunda, liderler teesür ve dayanışma mesajları yayınlıyor.
Karşılaştıkları zaman, birbirlerine bir kere daha baş sağlığı diliyorlar.
Ama hepsi biliyor ki, Saddam’ın da, Kaddafi’nin de öldürülmesi ve onların ülkelerinde bugün yaşanan kaos da, dünyanın  bir çok yerinde insanların birbirini katletmesi de, kendi plânlarının sonucudur.
Saddam’ ın Kuveyt’i işgal niyetini öğrenince, “ Bu sizin meseleniz “ diyen Amerikan büyükelçisi de, Saddam’ın ‘Cehennem topu’nun menzilinin batılı ülkelerin şehirlerini tehdit ettiğini yayan, Saddam’ın nükleer silâha sahip olduğunu rapor eden CIA görevlisi de, hükûmetlerinin politikalarının gereğini yapıyorlardı.
DEAŞ’in sattığı petrol, yolda kalan kamyona bidonla taşınan miktarda mıdır ki, bunun peşine düşülmemiştir.
Uzaydan bir karıncanın bile toprak üzerindeki hareketlerini tespit edip kaydedecek teknolojiye sahip batılı ülkelerin istihbarat servislerinin, binlerce ton mazotun, milyonlarca varile varan petrolün kimin  tarafından taşındığını, kime satıldığını parasının kime ve nasıl ödendiğini bilmemesi mümkün müdür?
Bunu bilmeseler, Rıza Zerrab bugün, Newyork hapishanesinde yatar mıydı?
Peki, Güneydoğu’da güvenlik güçlerine kurulan alçakça tuzaklarda kullanılan mayınlar, hangi ülke tarafından kimlere satılmış, karşılığında ne alınmış, neyin pazarlığı yapılmıştır?
Nice’ de insanların üzerine 90 kilometre süratle kamyon süren ve kalabalığı iki kilometre boyunca ezerek  ilerleyen, sonra da, arabasına  yüklediği silâhlarla katliam yapan cani, bu silâhları kimden temin etmiştir?
Mudurnu’daki bir tavuk çiftliğinde beslenen bir pilicin, hangi kesimhaneye sevk edildiğini, oradan da hangi marketin, hangi rafından kimin midesine gittiğini tespit edebilen bir teknolojinin, bir suikast silahının, fabrikadan çıkıp bir teröristin eline nasıl geçtiğini bilmemesi mümkün müdür?
Bence bütün mesele, Başkan Obama’nın seçilmeden önce, “ Amerikan askerinin postalını başka ülkelerin topraklarına değdirmeyeceğim “taahhüdüne sadık kalmak istemesinden doğmaktadır.
Amerika’nın askeri politikaları çarpışma alanlarında kara gücüne ihtiyaç duyduğunda, o bölgelere Amerikan askeri gönderileceğine, iktidar olmaya heveslendirilen gruplar eğitilmekte ve silahlandırılmaktadır .Ama bir müddet sonra, bu gruplar kontrolden çıkmakta ve dünyanın başına belâ olmaktadır.
Bütün bu çarpışmaların, suikastların, katliamların arkasında batılı ülkelerin taktik savaşları var.
Bunun için eski İngiliz Başbakanı Tony Blair’ e yargı yolu göründü. Darısı diğerlerinin başına…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500