Advert
Kişi sevdiğiyle beraberdir
Mehmet Çetinkaya

Kişi sevdiğiyle beraberdir

Her pazar olduğu gibi bugün de sizlere kıssadan hisse çıkaracak bir hikâye aktaracağım.

Keyifle okumanız dileğiyle.

Basra'da Şem'ûn adında bir mecusi Müslümanlarla içli dışlıdır ve bir sürü güzel huy edinir. Kimseyle uğraşmaz, yalan söylemez, sözünde durur ve cömerttir. Komşusu Hasan-ı Basri Hazretlerini çok beğenir, uzaktan bile görse ayağa kalkar, hürmet eder.

Hasan-ı Basri, Şem'ûn'un Müslüman olmasını çok ister. Bazı geceler sabahlara kadar yalvarır onun ve onun gibiler için hidayet diler. Allah (c.c.) bu duaları kabul eder ve tebliğ için beklediği fırsatı önüne çıkarır.

Şem'ûn amansız bir hastalığa yakalanır. Hasan-ı Basri biraz süt, biraz hurma alır ziyarete gider. Şem'ûn onu görünce çok duygulanır ve sevinir.

-Ey asil komşum niye zahmet ettin ki?

-Ne zahmeti, vazifemiz değil mi?

-Biliyor musun ben gidiciyim.

-Hepimiz gidiciyiz.

-Korkarım ahirette görüşemeyeceğiz. Zira inandıklarım doğruysa aynı yerde olmayacağız.

-Ya benim inandıklarım doğruysa?

-Yine aynı yerde olmayacağız, zira beni taptığımla yakacaklar.

-Bak Şem'ûn ateş yaratıcı değil mahlûktur. Alemlerin Rabbi dilemezse kimseye bir şey yapamaz.

-Müslümanlar buna benzer şeyleri çok söylerler ama ateşin yakmadığı nerede görülmüş?

-Ateşin yakmadığını görsen bana inanır mısın?

-İnanırım.

Hasan-ı Basri Hazretleri mangaldaki ateşi avuçlar.

-Görüyorsun işte. Senin, benim, dağların, göklerin, denizlerin yaratıcısı onu zararsız kıldı.

-Sanırım, Allah'ın büyüklüğünü kabullenmek zorundayım.

-Al, istersen dokunabilirsin. Eğer ateş bir şeye kadirse yaksın da görelim.

-Diyecek bir şey bulamıyorum.

-Ama benim diyecek çok şeyim var. Yapma Şem'ûn, kendine kıyma. Gel iman et ve kurtul. Altından nehirler akan köşkler, nefis şerbetler, bahçeler, huriler seni bekliyor. Bir kere kelimeyi şahadet söyle, ebedi saadete kavuş.

-Bu kadar kolay mı yani?

-Evet, bu kadar kolay.

-Ama benim ömrüm günah içinde geçti.

-Benimki de öyle ama Allah (c.c.) affedicidir.

-Ne desem bilmem ki, bunca yıldır Mecusi olarak yaşadıktan sonra...

-Sakın 'millet ne der?' diye düşünme, sadece kalbinin sesini dinle.

-Kalbim seninle beraber, yalnız endişelerim var.

-Nasıl yani?

-Rabbim beni kabul eder mi?

-Eder.

-Bana kulum der mi?

-Der.

-Emin misin?

-Adım gibi.

-Peki, kefil olur musun?

-Olurum.

-Ahitname de yazar mısın?

-Yazarım.

-Mührünü de basar mısın?

-Basarım.

-İyi öyleyse, sen şimdi bana yapmam gerekenleri söyle.

Kalabalığın huzurunda iman eder. Olacak bu ya hemen o gün ecel şerbetini içer. Onu söz konusu kâğıtla birlikte toprağa verirler.

Hasan-ı Basri Hazretleri hem şaşkın hem sevinçlidir. Definden sonra evine gelir. Bir başına kalınca hadisenin muhasebesini yapar ve birden dehşete düşer. Büyük bir pişmanlıkla 'yaptığını beğendin mi' der, 'sen kim oluyorsun da ahitname veriyorsun. Kendini kurtaracağın şüpheli, kalkıp başkalarına kefil oluyorsun. Aman Allah'ım ben ne yaptım!

O gece binlerce, on binlerce kez tövbe eder, 'Yarabbi, ben acizim, zavallının biriyim' der, 'ne olur bu cüretimi affeyle!' Hasan-ı Basri o kadar ağlar ve o kadar yalvarır ki bitap düşer. Bir ara içi geçer, rüyasında Şem'ûn belirir, çok neşelidir. Başında cennet cevahirleriyle süslenmiş bir taç vardır. Hasan-ı Basri Hazretlerine döner 'Meğer Allah-ü Teâlâ ne büyükmüş' der, 'merhametinin zerresi benim gibi nice asiye yetti.'

-Peki ya ahitname?

-Ona bakmadı bile, istersen geri verebilirim.

-Yalvarırım ver, ne olur ver.

-Al!

Hasan Basri Hazretleri heyecanla uyanır. Ne görse beğenirsiniz. Kâğıt elindedir.

Samimiyet, sevgi, saygı, iyi niyet ve inanmak…

Kusursuz, eksikliklerden münezzeh olan sadece Allah'tır.

Allah (c.c.) hepimize rahmetiyle ve merhametiyle muamele eylesin.

Kul hakkıyla gitmeyenlerden olalım inşallah.

Ölümden önce son çıkıştaki yol önemlidir. Kimi hak yola kimi de batıl yola sapar.

Allah (c.c.) doğru yoldan bizleri ayırmasın.

Son nefesimizde de; "Eşhedü en lâ İlâhe İllallah ve eşhedü enne Muhammeden Abdûhü ve Resûlühü"

Ben şehadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed (s.a.v.) onun kulu ve peygamberidir.” demek hepimize nasip olsun…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500