Advert
Ümmet, teba, evrensellik

Ümmet, teba, evrensellik

 

 

Bölgemizde köklü devlet geleneğine ve reflekslerine sahip üç ülke var.
Türkiye, Rusya ve İran.
Bu ülkelerin bölgelerindeki olaylara, bir iktidar partisinin günlük değerlendirmeleri ile bakmak lüksü yoktur..
Tabii ki, Türkiye’miz için de bu böyledir.
Türkiye’ de % 49.5’luk bir iktidarın, bu ekseriyete güvenerek, dış politikayı kendi değer ölçülerine göre yönlendirmek hakkı yoktur.
Geriye dönüp bakacak ve bu milletin binlerce yıl ayakta kalmasının sebebini anlamaya çalışacaktır.
Açık söylemek lazım gelirse, bugünkü rahatsızlığın sebebi, dış politika meselelerine ümmetçi anlayışla bakılmasıdır.
Bu görüş ve davranış, bugünkü dünya şartlarına uymamaktır.
Eskiden ya Şii, Sünni’ yi, ya da  Sünni Şii’ yi öldürürdü.
Katolik  Protestan’ı,  Protestan Katolik’i, Hristiyan Müslüman’ı, Müslüman Hristiyan’ı yakaladığı yerde boğazlardı.
Şimdi, IŞİD, Harem-i Şerif’te, Mescid-i Nebevi’ de, İstanbul’da, Ankara’da bombalar patlatıyor, aynı ümmetten, aynı mezhepten  insanları katlediyor.
Bunları görenlere, yaşayanlara, ümmet dayanışmasını nasıl anlatırsınız?
Oysaki emperyal vizyonla bakıp, teba anlayışıyla dış politikanızı çizersiniz, hem tarihinize, hem dünya gerçeklerine, hem de emperyal genlerinize uygun davranmış olursunuz.
Tabii emperyal perspektif deyince, bunu sadece, Osmanlı İmparatorluğu’na  da endeksleyemezsiniz.
Tarihte varlığınızın tescil edildiği günden başlarsınız.
Bu da yetmez, emperyal vizyonunuzu ümmetçilik anlayışından kurtarıp, insan hakları evrensel değerlerine yükseltmeniz de  gerekir.
O zaman, bir zamanlar hâkimiyetiniz  altındaki topraklarda, tebanız olma şuuru ile yaşamış olan, Bulgar’a da, Arnavut’a da, Hristiyan’a da, Müslüman’a da, Şii’ye de, Sünni’ye de, sahip çıkmanız, ülkeniz de kimseyi rahatsız etmez.
Mayanmar’daki Müslüman’ın  da, Doğu Türkmenistan’daki  Uygur Türkleri’nin  de haklarını uluslararası platformda savunduğunuz zaman destek bulursunuz.
Büyük devlet böyledir,
Hamidir, kucaklayıcıdır, evrensel değerlere sahiptir.
Günlük politikalarla değil; asırlara dayanan politikalarla yönetilirler.
Bazen bu politikaları kavrayamayan, daha basite indirgeyen, daha  daraltıcı kalıpları deneyen yöneticiler gelir devletin başına.. Beş sene on sene, on beş sene de kalırlar başımızda, bu  önemli değildir. Geçer giderler. Onların da  ömrü bizimki kadardır.
Bizden fazla  yaşamazlar, yaşayamazlar.
Kötü yönetenler de, kötü yönetilenler  gibi ölürler.
Devletlerin ömrünü, kendi ömrümüzün uzunluğu veya kısalığı ile mukayese edemeyiz,
Unutmamalıyız ki, bu  ülkede sadece kendimiz ve bugünkü neslimiz  için yaşayamıyoruz. Bizim yaşamımız, sadece bugünümüz için değil, çocuklarımızın yaşayacağı yarınımız içindir de.
Kim  ne derse desin, ülkemizde demokrasi ilerleyecek, kim ne  derse desin,  ülkemizde lâik cumhuriyet daha sağlam temeller üzerinde yükselecek.
İnsanlarımız, teba şuuruyla, düşünce, inanç ve teşebbüs hürriyetlerini, insan olmak  haysiyetiyle yaşayacak.
Hristiyan mı, Müslüman mı, ateist mi, Budist mi, bakılmayacak.
Hepsi tebamızdır denilecek.
Bunun için, hiç şüpheniz olmasın ki, Atatürk’ ün dediği gibi “ Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar olacaktır.”

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500