Advert
1000 yıllık kaderde 100 yıllık gözyaşı
Mustafa Vacid Ağaoğlu

1000 yıllık kaderde 100 yıllık gözyaşı

Bin yıldan fazladır Irak'ta yaşayan Türkler onlarca devlet kurmuş, medeniyetler inşa etmiş, bölgeye huzur ve adalet getirmiştir. Dört asır da Osmanlı tebaası olan bölgedeki Türkler için, 1918 yılında İngiliz işgali ile yeni bir kader, bir dönüm noktası başlamıştır.

Mustafa Vacid AĞAOĞLU

Aslında 1918'den günümüze kadar Irak'taki Türkler hakkında işlenen mezalim ve çileleri anlatmak için değil köşe yazısı veya makale, cilt kitaplar bile eksik kalır, ancak bu acizane yazımızda son yüzyılda olup bitenleri kısaca ve özetle anlatmaya çalışacağız… 1918'de I. cihan savaşının sonuna doğru, bölgeyi dört asır adaletle hükmeden Osmanlı toprakları, İngiliz işgali altına girmiş ve oradaki Türklerin çilesi o gün başlamıştır.

ÇIBAN BAŞI İNGİLİZLER

1920'de işgalci İngilizler tarafından Telafer bölgesinde Türklere karşı katliam yapılmıştır. Daha sonra tarihte ''Kaça Kaç katliamı'' diye bilinen bu cinayet Irak'lı Türklere karşı işlenen ilk katliam olmuştur. 1924 yılında yine İngiliz işgalcileri tarafından bu sefer Kerkük'te masum halka karşı bir katliam düzenlenmiştir, burada da onlarca suçsuz Kerkük Türk'ü şehit edilmiştir. 5 Haziran 1926 günü Ankara Antlaşması neticesinde, Musul Vilayeti (Bugünkü Türkmeneli bölgeleri) İngiliz himayesinde olan Irak devletine bırakılmıştır. Bu tarihten itibaren artık bölgedeki Türklerin bağı resmen anavatanları ile kesilmiştir.

ANADİL UNUTULSUN DİYE

1930'lı yıllarda hükümet, anadillerini unutsunlar diye, Türkçe eğitim veren bütün okulları yasaklamış ve kapatmıştır. 12 Temmuz 1946'da Kerkük'te ''Gavurbağı katliamı'' diye bilinen yine Türklere karşı bir katliam yapılmıştır. 14 Temmuz 1958'de General Abdülkerim Kasım'ın ihtilal yapıp, cumhuriyeti ilan ettikten kısa bir süre sonra, Irak'taki Türklere, Türk değil resmen Türkmen denilme başlanmıştır, bizce her ikisi de eşanlam ifade etse de, onların planı bizim bağımızı Türkiye'den her manada tamamen koparmaktır. Ne var ki, bu plan ve düşünceleri oldukça afaki ve manasız duruyordu.

LİDERLERE VAHŞET

14-17 Temmuz 1959'da Kerkük'te Barzani ve Komünistler tarafından daha önce eşi ve misali görünmeyen bir katliam yapılmıştır. Dönemin Türkmen lideri Ata Hayrullah, Türkmen aydınları ve önde gelenleri başta olmak üzere onlarca Türk şehit edilmiş ve cesetleri arabalara bağlanarak Kerkük sokaklarında sürükletilmiştir. 1970'lı yıllarda (Baas rejimi dönemi) ve kısa bir süre önce açılmasına izin verilen Türkçe eğitim okulları tekrar kapatılmış. Yine bu yıllarda lider kadroları ve aydın şahsiyetler tutuklanmıştır.

Türkmen Şehit Günü

16 Ocak 1980 günü (Daha sonra bu tarih Türkmen Şehit Günü kabul edildi), başta dönemin Türkmen lideri Albay Abdullah Abdurrahman ve arkadaşları Doç. Dr. Nejdet Koçak, Dr. Rıza Demirci ve işadamı Adil Şerif asılarak idam edildiler. Daha sonra yüzlerce liderler, aydınlar idam edildi.

28 Mart 1991'de ramazan ayı, insanlar oruçlu iken baas rejimi tarafından Kerkük'e bağlı Altunköprü kasabasında 102 masum vatandaşı kurşuna dizdiler. Yine bu tarihte Tazehurmatı kasabasında suçsuz halka ateş açarak bir katliam düzenlemişlerdir.

31 Ağustos 1996 günü Mesut Barzani Celal Talabani'ye karşı Erbil'e getirttiği Irak ordusu, daha sonra Irak Türkmen Cephesi ve Türkmen Parti bürolarına saldırmış, orada onlarca Türkmen yönetici ve görevliyi bir kumpas sonucu şehit etmişlerdir.

YENİ BİR DÖNEMİN BAŞLANGICI

9 Nisan 2003 tarihinde ise, Saddam rejimi devredilmiş ve yeni bir dönem başlamıştır. Rejim değişse de Türkmenlerin ma'kus kaderi ne yazık ki biran olsun değişmemişti. Kerkük, Musul, Telafer, Tuzhurmatı, Diyale ve bütün Türkmeneli bölgelerinde yüzlerce patlama ve suikast sonucu binlerce Türkmen şehit edilmiş, binlerce ev ve işyerleri yıkılmıştır. Daha önce demografi değişikliğine uğrayarak Araplaştırılan Türkmeneli bölgeleri, 2003'ten sonra aynı bölgeler bu sefer Kürtleştirilmiştir, öyle ki, Türkiye, Suriye ve İran Kürtleri oraya yerleştirilip, onlara gayr-i meşru bir şekilde vatandaşlık verilmiştir.

28 Temmuz 2008 günü parti militanları, Irak Türkmen Cephesi'nin genel merkezine saldırmış ve binayı komple yakmışlardır. Ayrıca aynı gün Türkmeneli TV'ye ve diğer Türkmen partilerine de saldırmışlardır.

10 Haziran 2014 günü ise DEAŞ terör örgütü ülkenin 3'te 1'ni, Türkmeneli'nin 3'te 2'sini tamamen işgal etmiştir. Telafer, Tuzhurmatı ve Diyale'deki Türkmenler düşmanla çetin mücadele etse de sonunda cebren göçmen duruma düşmüşlerdir. DEAŞ Türkmen kadınlarını esir alıp, binlerce kişiyi şehit etmiştir. DEAŞ işgalini fırsat bilen, peşmerge güçleri Kerkük ve diğer Türkmen bölgelerine sokulmuştur.

28 Mart 2017 günü dönemin Kerkük valisi(Talabani partisi üyesi, ABD vatandaşı)'nin talimatı üzere il meclisi Kürt üyeleri - Türkmen ve Arap üyelerin boykot etmesine rağmen - tek taraflı olarak ve anayasaya karşı bir şekilde Kerkük'ün kamu/resmi kurumlarında Kuzey Irak Kürt bayrağının göndere çekilmesine karar verdi. Tabii bununla bitmedi, zira asıl hedef Kerkük ve diğer Türkmen bölgelerini Kuzey Irak Yönetimine ilhak etmek ve akabinde bağımsızlığı ilan etmekti ..

GAYRİ MEŞRU REFERANDUM

25 Eylül 2017 günü, Irak hükümeti, Türkmenler, komşu ve dünya ülkeleri karşı çıkmasına rağmen gayr-i meşru bir bağımsızlık referandumu yapıldı, ancak sonuçları hiç kimse tarafından kabul edilmedi, hatta Türkmenler başta olmak üzere diğer etnik gruplar referandumu yok hükmünde kabul edip, oylamaya dahi katılmadılar.

VALİ VE PKK ŞEHİR DIŞINA

14 sene Kerkük, Tuzhurmatı ve diğer Türkmen bölgeleri fiilen Kürt yönetimi altında kalıp, adeta bir diktatör ve baskıcı yönetim icra edilmiştir. Nihayet ve çok geç kalmasıyla birlikte, Irak merkezi ordusu 16 Ekim 2017 günü Kerkük'e girdi, görevden azledilen vali ve PKK mensupları şehirden kaçtı, gayr-i meşru bayraklar devlet kurumlarından indirildi, on dört yıl süren baskıcı yönetim son buldu.

12 Mayıs 2018 günü Irak'ta hayli şaibeli bir parlamenter seçimi yapıldı, yine her zaman olduğu gibi Kerkük, Tuzhurmatı ve diğer Türkmen bölgelerinde oldukça hileli bir seçim icra edildi, Kerkük'te 28 gün Türkmenler tarafından protesto ve gösteriş yapılsa da, ne yazık ki, seçmenlerin oyu çalındı ve KYB lehine gitti.

2003'ten 2017'ye kadar baskıcı ve hukuksuz KYB yönetimi süresinde, Kerkük ve diğer Türkmeneli bölgelerinde suikastla şehit edilen bazı Türkmen lider ve aydınlarını şöyle sıralayabiliriz:

Ali Haşim Muhtaroğlu – Irak Türkmen Cephesi Genel Başkan Yardımcısı ve Selahattin İl Meclisi Üyesi

Mustafa Kemal Yayçılı – Irak Türkmen Cephesi Kerkük İl Baş. ve Kerkük İl Meclisi Üyesi

Münir Kafili – Irak Türkmen Cephesi MYK Üyesi ve Kerkük İlçe Meclisi Başkanı

Yavuz Efendioğlu – Irak Türkmen Cephesi Musul İl Başkanı

Dr. Amir Selbi – Irak Türkmen Cephesi Gençlik Kolu Musul İl Başkanı

Yaşar Cengiz – Irak Türkmen Cephesi Kerkük Sorumlusu

Ali Ekrem Köprülü – Irak Türkmen Cephesi Altunköprü Sorumlusu

Alaattin Salihi – Irak Türkmen Cephesi Kerkük İl Başkanlığı Askeri Büro Sorumlusu

Abdülvahid Koca – Selahattin Vali Yardımcısı

General Adnan Beyatlı – Kerkük İçişleri Genel Müdürü

İbrahim İsmail Tevfik – Kerkük İl Milli Eğitimi Genel Müdürü

Albay Sabah Karaltın – Kerkük İl Trafik Genel Müdürü

Op. Dr. Yıldırım Demirci – Nöroloji Uzmanı

Yarbay Aydın Hüseyin – Kerkük İstihbarat Müdürü

Ve daha nice yetkili, akademisyen, aydın Türkmen zalim kurşunlarla şehit edilmiştir, işin daha üzücü tarafı da şudur ki, bu cinayetlerin hepsi ''fail-i meçhul tarafından yapıldı'' diye kaydedilmiştir.

BU DIŞLANMA NEDEN!

Tam bir asırlık, yüzyıllık (1918-2018) zulüm ve çilenin, suikast ve patlamalarla bitmiyor, her kurulan hükümette Türkmenler dışlanmıştır, ne bir bakanlık ne de herhangi bir görev verilmemiştir. Bütün bunlara rağmen de, Türkmeneli bölgelerinde bilhassa Kerkük'te ne kadar Selçuklu, Osmanlı ve daha öncelerine ait Türk eseri ve mimarları varsa hepsi ihmal neticesinde peş peşe yıkılıp, siliniyor. Bu da bir başka asimilasyondur tabii. Hulasa, Irak Türkleri politik, sosyal, eğitim, kültürel vs. alanlarda dışlanmış ve çetin mücadele etmeye devam ediyor.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500