Advert
 İbadetlerde devamlılık esastır
Hilmi Şanlı

İbadetlerde devamlılık esastır

İbadet hayatımızın en güzel günleri olan Ramazan ayını; çok şükür, sağlık ve afiyetle geçirdik. İbadetin hazzını ve mutluluğunu hep birlikte yaşadık. Rabbimiz tekrar bu güzel iklime ulaşmayı hepimize nasip etsin.

Bilindiği gibi, ibadet, İlahi emre uymak, boyun eğmek, itaat etmek, Allah’a saygı göstermek ve O’nun bize verdiği sayısız nimetlere karşı şükran borcumuzu yerine getirmektir. Kulun Allah’a yönelmesiyle, manevi bir iletişime geçmesi, kulluğunu beden ve gönül diliyle ifade etmesidir. Kısaca Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla yaptığımız bütün iyi davranışlar, az veya çok hepsi ibadet kapsamındadır.

İbadet, dinin özünü oluşturan inanç esaslarından sonra, ikinci önemli halka olup, özellikle namaz ibadeti, imanın en önemli göstergelerinden birisidir.  Dua ise, ibadetlerin özüdür. Allah (c.c.), Peygamberimiz vasıtasıyla bizlere hitaben: “(Ey habibim!) De ki: Sizin duanız (ibadetiniz) olmazsa, rabbim size ne diye değer versin’’( Furkan: 77)  buyurmaktadır.

                                                        

Alkame (r.a) başından geçen şu olayı anlatır. Mü’minlerin annesi Hz. Aişe’ye: “Ey mü’minlerin annesi! Resûlüllah’ın (s.a.v.) ibadeti nasıldı? Sadece belli bir güne ve zamana tahsis ettiği bir şey olur muydu?” diye sordum.  Hz. Aişe (r.anha) bana şu cevabı verdi: “Hayır! Onun ameli devamlıydı.(Buhari, Savm: 64)                                  

     Buluğ çağından itibaren, sahip olduğumuz emaneti gerçek sahibine teslim edinceye kadar, acziyetimizin bir itirafı olan ibadetlere devam etmemiz gerekir. Bu görev, sadece belirli günlere, saat ve dakikalara indirgenmemeli, bilakis ölünceye kadar, hayatımızın her anını kapsamalıdır. Her insan, misafir olduğu bu geçici dünyada çetin bir imtihandadır. Bu imtihanı kazanmak, ancak ibadette devamlı olunduğu sürece mümkün olacaktır. Mü’min, kıldığı namazların her rekâtında Fatiha Suresi’ni okurken: “(Ey Rabbimiz!) Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz( Fatiha: 5)  diyerek, kulluğunu itiraf etmekte ve daima ikrarını yenilemektedir.

Sahabeler, ibadete düşkünlüklerinden dolayı bir vakit namaz kılamamayı kendileri için helâk sebebi sayarlardı.

 

İnsan, beden ve ruhun bileşiminden meydana gelmiştir. Bedenimizin sürekli olarak yemeye, içmeye ihtiyacı olduğu gibi, ruh ve gönül dünyamızın da kesintisiz ibadet, salih amel ve duaya ihtiyacı vardır. Oysaki bedenî ihtiyaçlarımızda kesinti, ara verme, usanma, bıkkınlık hissetmezken, ruhumuzun gıdası olan ibadetlerde tembellik yapılmakta ve mazeretler üretilmektedir. Halbuki devamlı ve ihlâslı bir şekilde yapılan ibadetler, imanımızın güçlenmesini; kalbe Allah sevgisi ve saygısının yerleşmesini sağlar. Bu sayede ruh ve gönül dünyamız huzura erer, kalbimiz ve zihnimiz şeytanî duygu ve düşüncelerden, azalarımız günah kirinden arınmış olur.

İbadetler sayesinde kişi, ihsan, ihlâs ve takva sahibi, örnek bir insan haline gelir. İbadetteki devamlılık da, kulun samimiyetini ve Allah’a olan bağlılığını gösterir. İbadetlerdeki ihmal ise, Yüce Yaratıcı ile kurulan bağı zayıflatır. Kişiyi kötülüklere açık hale getirir. Bu nedenle, kulluğun ebediyete uzandığı çizgide, ibadetlerde devamlık büyük önem arz etmektedir. 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500