Advert
Atatürk iyi ders verir
Mehmet Çetinkaya

Atatürk iyi ders verir

Her pazar olduğu gibi bugün de sizlere kıssadan hisse çıkaracak yaşanmış bir hikâye aktaracağım.

Keyifle okumanız dileğiyle.

Gazi Mustafa Kemal Küçükçekmece’ye doğru giderken tarlasında sabanla çift süren bir çiftçi görür. Çiftçinin sabanında koşulu olan öküzün yanında, koşulu bir de merkep vardır.

Gazi arabadan iner. Çiftçi kendisine doğru geleni görmüştür.

— Kolay gelsin Ağa, der.

— Sağ olasın Bey! Hoş geldin.

— Hoş bulduk Ağa. Yoldan geçerken dikkatimi çekti. Öküzün yanına merkep koşmuşsun. Hiç öküzün yanına merkep koşulur mu? Bunlar denk değil.

Köylünün canı sıkkındır. Biraz da alınmıştır.

— Merkeple öküzün yan yana koşulmayacağını bilmiyor muyum sanıyorsun Bey. Sen bunu bana mı söylüyorsun?

— Kime söylemeliyim Ağa?

— Sen bunu git vergi memuruna söyle.

— Vergi memuruna mı?

— He ya! Bu sene ürünüm kıt oldu. Vergi borcumu ödeyemedim. Dört gün önce vergi memurları öküzün eşini vergi borcunu karşılar diyerek alıp götürdüler. Benim öküzün eşi sizin gibi Beylerin sofrasına et, sucuk oldu Bey.

Gazi çok sinirlenmiştir. O’nun bu halini gören köylü,

Bana niye kaş çatıyorsun bey.

Neden Kaymakam Bey’e gidip durumu anlatmadın Ağa?

— Gittim bey.

— Kaymakam ne dedi?

— Git borcunu öde, dedi.

— Sen de Vali Bey’in yanına gitseydin.

— Sen hiç Vali’nin yanına gitmemişsin bey. Halinden belli oluyor.

— Halimden belli mi oluyor?

— He ya! Hem gitseydin bilirdin.

— Neyi bilirdim?

— Kapıdaki jandarmaların seni içeri koymayacağını bilirdin.

Başvekil İsmet Paşa’ya telgraf çekip, durumunu niye izah etmedin?

— İnsanı güldürme bey. Başvekilin kulağı sağır, duymaz diyorlar,

— Peki! Gazi Paşa’ya niye telgraf çekmedin?

— Onunda bir gözü kör, görmez diyorlar. Hem, sen zenginsin. Otomobilin bile var. Bunları hiç duymadın mı?

Gazi Mustafa Kemal, elli lira çıkarır.

— Bunu kabul et ağa. Öküzün yanına bir eş alırsın der.

Elleri titreyen köylünün, elini sıkar. Hızlı adımlarla arabasına doğru yürür. Florya Köşkü‘ne döner. Başbakan İsmet Paşa’ya şu telgrafı çeker.

—“Derhal Bakanlar Kurulu’nu topla, İstanbul’a gel.”

Atatürk, şoförünü köylüyü alıp gelmesi için yollar. Arabanın içinde sıra sıra dizilmiş Jandarmaların arasından Florya Köşkü‘ne gelen köylü “Eyvah ben ne yaptım” diye dövünmektedir. Salon kalabalıktır. Ortada büyük bir masa, etrafında sandalyelere oturmuş şık giyimli insanlar ile ayakta duran iki kişi daha vardır. Gözleri karamış, ayakları bedenini taşımakta zorlanmaktadır. Heyecandan kalbi fırlayacak gibidir. Tanıdık bir ses duyar.

— Hoş geldin Ağa. Gel yerin burada.

Diyen Gazi Mustafa Kemal, sağ tarafında, yanında ayırdığı boş sandalyeyi eliyle işaret etmektedir. Köylü, zorlanarak yürür ve sandalyeye oturur.

— Sakin ol Ağa. Korkacak hiç bir şey yok.

— Sağ ol Bey! Sağ ol.

— Seni buraya niye çağırdım biliyor musun Ağa?

— Hayır, bilmiyorum bey.

— Dün bana anlattıklarını, bu gün burada anlatmanı istiyorum. Ama bir tek kelimesini dahi atlamadan, eksiksiz olarak anlatmanı istiyorum.

Köylü başından geçenleri bir bir anlatır. Köylünün konuşması bitince Gazi Mustafa Kemal, masada oturanları tek tek tanıtır. Kendisinin de Gazi olduğunu söyler. Sonra ayağa kalkar. Elini masaya vurarak, öfkeli bir sesle;

— Beyler, ben çiftçinin koşumluk hayvanını sattıran kanun istemiyorum.

Ben çiftçinin tohumluk buğdayını sattıran kanun istemiyorum.

Ben çiftçinin tarım aletini, sağımlık hayvanını sattıran kanun istemiyorum.

Ankara’ya dönecek ve bu işi hemen halledeceksiniz.

Tarım ve hayvancılık her dönem önemlidir.

Her dönem gerekli destekler ve doğru teşvikler önemlidir.

Geçmişten ders alarak geleceğimize ışık tutup hızlı yol almalıyız.

Köy ve köylüyü kalkındırmadan ülkenin kalkınması zor…

Tarım, turizm, tahsil, ticaret ve teknoloji yoksa tam değilsiniz. Bunlar her daim mühimdir.

Türk milletinin efendisi olarak nitelendirdiği köylü ve çiftçiyi her daim doğru ve bilinçli bir şekilde desteklemek gerek.

Köstek hiç olmamak gerek.

Her sektörde daha çok çalışarak daha çok ileri gitmek hepimizin vazifesidir.

Ben de Sevgili Ata'mızı bu yönüyle anmak, hatırlamak ve hatırlatmak istedim...

O'nu ısrarla burjuva dünyasıyla özdeşleştirmek isteyenlere ithaf olunur...

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500